Dilek G. Güven: Yeşilçam’dan İstanbul ile Dolu Kareler

3
1952
istanbul_sinematik_00 İstanbul
İSTANBUL HATIRASI

Elliler ve altmışlar filmlerini çok sevmemin en başta gelen nedenlerinden birisi eski İstanbul’u bana en canlı şekliyle göstermesi. İşe gider gelirken yolda içimden o kadar farklı şeyler geçer bu yüzden…

Geçenlerde Siyahlı Kadın (Süreyya Duru, 1966) filmini tekrardan izleme imkânım olmuştu; Bir baktım ki bizim Kanarya istasyonu… Kırk sene önce de aynıymış 🙂 Yahu demir yolunda da değişecek bir şey olacak değildi ya? demeyin .

istanbul_sinematik_01 istanbul_sinematik_02

Şimdilerde , yorgun basamaklarından tırmanıp, akbilimi zırt diye basıp geçtiğim bu istasyon gözüme daha değişik gözükmeye başladı. Mesele TCDD’nin evrimi değil benim için, mesele tam kırk iki yıl önce oraya bir film ekibinin (hani imkânları olmayan film ekibi) o zamanlar daha on dokuz yaşındaki gencecik Hülya Koçyiğit’in , daha sonra nice filmde göreceğimiz ve ne yazık ki adlarını bilmediğimiz figüran takımının o istasyona gelip çekim yapmış olması.

Mesele , rejisör Süreyya Duru’nun (niyeyse hayalimde , elinde bir megafonla) “Hülya koş, Hülya bağır, çığlık at” diyerek direktif verdiğini tahayyül etmem. Tüm bunların bana beyin jimnastiği yaptırıp, gülümsememi sağlaması.

istanbul_sinematik_03 istanbul_sinematik_04

Haliç gezisi yaparken, Cibâli’den geçerken … Aslında karakolu olmayan bu semtin, Cibâli Karakolu filminden (Hulki Saner, 1966) sonra semt halkının olmayan karakola mektuplar göndererek o karakolu açtırdığını bilmek beni mutlu ediyor.

Boğaz köprüsünün tamamlanmamış halini şimdi adını çıkaramadığım bir Kartal Tibet- Esen Püsküllü filminde görebilmek beni heyecanlandırıyor, “Vay bee” dedirtiyor.

Sarıyer’deki balıkçı Façyo’da yemek yemek henüz nasip olmasa da önünden geçerken Sadri Alışık’ı (Gelinlik Kızlar, 1972) yâd etmek güzel.

istanbul_sinematik_05 istanbul_sinematik_06

Taksim meydanından geçerken eğer ki hava kapalı ve yağmurlu ise ekilen Hababamcıları (Hababam Sınıfı Tatilde, 1977) düşlemek hoş.

Kuzeni okul kaydına götürürken Çamlıca Kız Lisesi’nin merdivenlerine dizilmiş haylaz Hababam Sınıfı öğrencilerini, Kel Mahmut’u aralarında gururla gülerken gözünün önüne getirmek , getirirken Hababam melodisini iç sesine fon müziği etmek abartılı bir keyif.

Kazım Usta’nın (Neşeli Günler, 1978) turşucusunun , kendini Cihangir’den aşağı saldığında, oralarda bir yerde bir ara sokakta olduğunu öğrenmek çok heyecan verici, turşucunun nedense o günlerden kalma olduğunu söylediği fotoğraflarını dükkana koymadığını farketmek bir hayal kırıklığı. “Bu turşucu benim olsaydı var ya” diye söylene söylene gitmek de işgüzârlık tabi.

istanbul_sinematik_07 istanbul_sinematik_08

Cankurtaran tren istasyonuna yakın bir yerde, az sonra yolunuzu Bekçi Zeynel‘in (Zeki Alasya) keseceğini düşünmek mesela… Sultanahmet’in önündeki banklarda börek yiyen Zeki Alasya ve Selma Güneri (Her Gönülde Bir Aslan Yatar,1976) o ayazda anacım… nasıl da kalkıp gelmişler, nasıl da rol kesmişler sabahın körü demek… İşgüzârlık evet.

Artık olmayan Tarabya Otel’inin nice Türk filminin romantik arka planı olduğunu , aşıkların orada randevulaştığını hatırlayınca, “Eh o zaman İsmail Türüt oralarda program yapsaydı ne olurdu?” diyerek saçmalamak da fena değil !

istanbul_sinematik_10 istanbul_sinematik_11

Kocamustafapaşa’nın istasyon tarafındaki tahta evlerinin damlarında “kedidir kedi” aramak (Aslan Bacanak,1977) ayıplanacak bir şey değildir arkadaşlar , emin olun.

Dolmuşları, damalı taksileri, koca burunlu körüklü otobüsleri, tramvayları, troleybüsleri, eski Galata Köprüsü, her daim kalabalık Eminönü, Üsküdar’ı, klöp dolu Beyoğlu sokaklarını sayelerinde görebilmek işte tüm bu sebeplerden çok güzel.

Yazan : Dilek G. Güven (Çilek)

istanbul_sinematik_12 İstanbul istanbul_sinematik_14

Çilek yazdı… Utku Uluer’in müthiş İstanbul captureleri eşliğinde …

Yorumlar

Önceki İçerikVefâtının 4’üncü yılında Yücel Çakmaklı ’ya vefâ gecesi
Sonraki İçerikKenan Pars’a Saygı Gecesi yapıldı
Çilek, 1974 Berlin doğumlu... Yani gurbetçi... Yani video devri çocuğu... Küçüklük idolleri Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal... Gülmeyi çok sevmesinin suçlusu onlar. Jön dedin mi Ayhan Işık'ı, aktrist dedin mi Türkan Şoray'ı getirir aklına ilk. Bir kız çocuğu olarak karateyi sever çünkü Cüneyitseverdir. Cüneyitseverdir çünkü Cüneyit Arkın aynı zaman da romantiktir. Hülya Koçyiğit koşuşu diye bir koşma stili benimsemiştir, öyle koşar. Otriş ve şapka güzel şey diye düşünür, balıkçı güzeli Azize gibi şarkı söylediğini hayal eder ara sıra Binlerce film karesini, repliği, ayrıntıyı, kırıntıyı hepsini farkında olmadan sadece beynine değil yüreğine de kaydetmiş Çilek hanımın lisede edebiyat bölümünü seçmesinin altında 6 Edebiyat A sınıfı Hababamcıları ve Mahmut Hoca yatar. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu Çilek hanım artık arada sırada yazsa da eski Yeşilçam filmlerini hâlâ çocukluğundaki şevkle ayıla bayıla izlemekte, meraklısına rast geldi mi dönem filmlerinin kritiğini yapmaya mesai harcamaya hiç... ama hiç üşenmemektedir.