İnsanları Seveceksin: Kara Köpekler Havlarken

0
1671

insanlari_seveceksin_banner

Yeni dönem Türk sinemasının seçkin ürünleri üzerine geçtiğimiz hafta başladığım yolculuğu bu pazarki yazımda da devam ettirmek istiyorum. Alternatif olması ön koşuluyla bu filmlerin en az Yeşilçam döneminin ilgiye değer yapımları kadar izlenmeyi ve tanınmayı hakettiğini düşünüyorum.

2009 yapımı Kara Köpekler Havlarken, yönetmen Mehmet Bahadır Er’in ilk uzun metraj çalısması. Filmi izledikten sonra ne mutlu ki uzun metraja geçmiş dedirtebilecek bir çalışmayı da ortaya çıkarmış. Film, 1970’li yıllarla sinemamızda sesini duyurmaya ve ürünlerini vermeye başlayan Ulusal Sinema Akımımızın zaman içerisinde mekan ve insan yapısının evrilmiş haliyle ortaya çıkan bir ürünü.

kara_kopekler_havlarken_02

Geçmişten günümüze değişmeyen ortak sorun, Türkiyenin sosyolojik ve ekonomik kalkınma politikalarında yapılmış hatalı hamlelerin sonucunda oluşan fakirlik ve ona eşdeğer gelişen umut kültürü. Fakirlik, beraberinde feodalizm ve inanç sömürüsüyle beslenen bir biat kültürünü güçlendirmekte ve bu sistemin içinde basamakları tırmananlar doğal bir şekilde kendinden sonra gelenleri daha acımasız bir şekilde ezmeye devam etmekte. Bu insanların ortak savunması herşeyin iyi veya kötü olma mücadelesi değil bir ekmek kavgası olduğu. Yani Godfather’da dile getirildiği gibi yaşananlar kişisel düşmanlıklar değil sadece ve sadece iş.

Kara Köpekler Havlarken ekmek kavgası temasını çok üst düzeylerde ele almaktansa işin özünde yani sokakların içinde aramayı ve göstermeyi isteyen bir film. Bu noktadan hareketle batıda bu işin uzmanı yani küçük mafya hikayelerinden zamanla görkemli suç organizasyonlarına evrimi en iyi anlatan yönetmen Martin Scorsese’nin izinden gitmeyi tercih etmiş. Mean Streets filmini izleyenler Kara Köpekleri Havlarken’de yapılan göndermeleri rahat bir şekilde kavrayacaklardır. Elbette ki bir remake yani yeniden çevrimden bahsetmiyorum, ortada olması gerektiği gibi yeni bir çalışmayı ortaya çıkarırken bunun sinematik köklerine de selam çakmayı ihmal etmeyen bir film söz konusu.

kara_kopekler_havlarken_04

İstanbulun Küçük Amerika olmakla övünen beton ormanlarının yanıbaşında önce gecekondu mahalleleri, ardından işçi (sanayi) mahallesi olmaya devşirilmiş alanlardaki insanların hikayesi var. Burada tamamen taşrayı ele alan kaynaklardan ziyade artık kendine has (örneğin Apaçilik gibi) bir takım alt kültür patlamasını yaşamış üçüncü kuşak göçmenlerin hayatta kalma mücadelesini izliyoruz.

Değnekçilik gibi 1990’lı yıllardan sonra yani 80’li yıllarda kaçak yapılaşmanın bizzat yürütme eliyle yasallaştırılıp mahalle olmaya adımların atıldığı dönemlerin sonuçlarının ortaya çıkmasıyla hayatımızın bir parçası haline gelmiş neo mafyatik uygulamaların gerçeğe yakın görüntülerini izliyoruz. Bununla beraber asker uğurlaması, kahvehane kültürü gibi bazı önemli detaylarla sanayi mahallelerine özgü bazı noktalara değinilmiş. Açıkçası küçük esnaf, yol ortasında temizlik ve düğün yapılması gibi detaylarında bu mahallelerin vazgeçilmez öğeleri olduğunu düşünüyorum. Hikaye bu noktaları da ele alabilecek açıklıklar içerdiği için, biraz daha uzatılarak bu temalara da yer verilebilseydi daha hoş olurdu.

kara_kopekler_havlarken_01

Varoşların vazgeçilmez temalarının beraberinde köpekler ve güvercinlerle verilen sembolik göndermeler hem taşra hem metropol konusunda yeni nesil yönetmenlerimizin işin içinden yetişerek yani hem yerel hem de yabancı sinemasal öğeleri güzel bir şekilde harmanlayarak sinemamızda yeni bir çığır açabileceğini de müjdeliyor.

Filmin en önemli oyunculuk başarısı konusunda, taşra kökeniyle kentte bir noktaya erişememiş küçük suçların insanı rolünde Volga Sorgu mükemmel bir performans sergiliyor. Tofaş arabadan giyimine tam bir apaçiyi izliyoruz şahsında. Erkan Can ise biraz daha konuk oyuncu rolünde ve benzerlerini başka filmlerde de gördüğümüz küçük mafya babası performansının bu filme konuk olmuş haliyle karşımıza çıkıyor. Sait rolündeki Ergün Kuyucu’yu ise yıllar sonra Kurtlar Vadisi Pusu’da gördüğümde bu filmdeki rolüne istinaden oldukça gıcık olmam dolayısıyla oyunculuğunun hakkını vererek yaptığını ve iz bıraktığını söylemek isterim. Son olarak Reis rolündeki Taylan Ertuğrul da dikkat edilmesi gereken bir yetenek.

Müzikler konusunda filmin geneline yayılmış alternatif performanslar oldukça başarılı. Özellikle açılış ve kapanışta dinlemekte olduğumuz tema her iki bölümde de ölüm ve mahalle görüntülerine dramatik bir hava katmayı başarıyor. Davudinin (Barış Diri) ise filmde değinilen uyuşturucu konusuna istinaden kabul edilebilir ancak sözler ve performans itibariyle metropolü mesken edinmiş bir yapım için fazla egzotik kaldığını düşünüyorum.

kara_kopekler_havlarken_03

Ses ve diyaloglar konusunda montaj esnasında gözden kaçmış denilemeyecek açık hatalarla karşılaşıyoruz. Yine de son dönem Türk Sinemasının önemli problemlerinden birisi olan fütursuzca küfür kullanımı yerine doğru noktada kullanılmış argolarla filmin kendi artısını oluşturduğu kanaatindeyim.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi sinemamıza yön verebilecek eserlerin artırılabilmesi adına bu tip önemli filmlere ufakta olsa katkıda bulunabilmek için yasal olarak arşive katılması gereken bir eser Kara Köpekler Havlarken. Toplam ülke nüfusunun çeyreğinin tek bir şehire doldurulduğu gerçeğiyle hergün yüzleşmekte olan insanlar için, metropolün küçük mafya hikayeleri kesinlikle sinematik olarak ele alınması gereken temalar. Belki de yeni bir tarzın öncüsü olabilecek bu tarz filmlerin devamının gelmesi dileğimle.

Yazan: Gökay GELGEÇ – Yojimbooo

kara_kopekler_havlarken_00

Kara Köpekler Havlarken Fragman :

Önceki İçerikTürkiye’de Korku Sineması Belgeseli
Sonraki İçerikYEŞİLÇAM’IN ÇİKOLATALARI (Siyahi Oyuncuları) BÖLÜM 1
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı.1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı.1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi.1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti.2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu.2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı.2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı.2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.