Cüneyt Arkın – ARKINOLOJİ

1
2385
Arkinoloji-big-BANNER-sml1
ERKEK ADAM
1937’de doğdu
Hiç uçurtması olmadı
Sigarasıydı gençliğinin
Hiçbir kadını sevmeden içti.
Senaryolar dışında pek konuşmadı.
Çocukları sevdi yalnız,
Burnunda ki çilleri saya saya yıllar geçti.
Galiba evlendi.
Aşksız, 1990’da öldü
Tam yüreğiyle Tüfekleri vururken …
(Fahrettin Cüreklibatır)

Bir Cüneyt ARKIN yazısı

Türk sinema tarihinin en iz bırakıcı özelliği iyi veya kötü yönüyle halkın herkesimine hitap edebilecek karakterleri yaratabilme şansı olmuştur.

Öyle filmlerimiz vardır ki ömrümüzde yalnız bir kez izleyebilmeye katlanabiliriz,
Öyle filmlerimiz vardır ki onlarca kez izlemişte olsak tekrar izlemekten rahatsızlık duymayız.
Öyle sesler vardır ki hepimiz için otoriterliğin, dediğini dinletebilecek davudi bir tonun sahibidir.
Öyle sahneler kafamıza kazınır ki Kaybedenlerin Edebiyatı’nın ne olduğunu bizlere anlatır.

cuneyt arkin 343

ARKINOLOJI

Cüneyt ARKIN bu tatların herbirini yakalayabileceğimiz bir sinema yıldızıdır. İpekyolu’nun Süpermeni, Halkın Adalet Savaşçısı, Dünyayı Kurtaracak en büyük en güçlü iki Türk uzay adamından biri(Aytekin Akkaya‘ya sevgilerimizle), Hayatı gırgır kıvamında yaşayan tatlı bir serseri…
Cüneyt(Gökçer)(Ramazan)Arkın’ın sinemaya ilk adım atışı 1953 yapımı Kader Mahkumları filmi olarak deşifre edilmesine karşı bunun bir deneme olduğundan hareketle sinemaya geri dönülmez şekilde adım atışını Halit Refiğ‘in efsane filmi Gurbet Kuşları olarak belirtmek gerekiyor.

Her insanın hayatında iniş ve çıkış dönemleri bulunmaktadır. Kimilerimiz için bu durum “Yürü ya kulum” dedirtecek kadar refah ve bereketi sunarken, kimilerimiz için ise sadece varolan durumdan daha geriye gitmeye engel olacak bir bekleme dönemi olarak değerlendirilebilir.

cuney_arkin_surtukcuney_arkin_serseri_asiklar

Eskişehir’den İstanbul’a:

Cüneyt Arkın’ın keşfedilmesi ve sinemaya adım atışında şans faktörünün kendisine sunduğu isim Halit Refiğ olmuştur. 1963 yılında Eskişehir ana jet üssün de Şafak Bekçileri‘nin çekimlerini yapan Refiğ, diğerlerinin yanında kolayca farkedilen bir yedek subayı gözünden kaçırmamış, çok arzu etmesine rağmen(ki aynı arzu Cüneyt Arkın içinde geçerlidir) filmde kendisine rol verememiştir. Ancak bu tanışma askerlik sonrasında kapısını çalacak genç delikanlının Refiğ’in hafızasında yeterince yer almasına da yol açmıştır.

Basamakları tek tek çıkmanın gerektiği bir ortamdan Arkın’ı bekleyen yeni tecrübe ise Gurbet Kuşları’ndan eline geçen 500 lira ile gücünün yettiği kadar dayanmaya çalışmaktır. Gurbet Kuşları’nın finalinde ki dam sahnesinde Arkın’ın avantür özelliklerini farkederek “Yahu doktor sende müthiş bir şey var” diyen Refiğ dönemin Yeşilçam modası gereği sinemamızın Altın Çocuğu Göksel Arsoy‘a karşı alternatif bir salon delikanlısı aranıldığından Arkın’ın bu özelliğinden istediği oranda faydalanamaz.

Yinede renkli dünyanın kapıları aralanmıştır ve istenilen fırsatın yakalanması çokta uzakta değildir.

yikilmayan_adam_cuneyt_arkinsoysuzlar_cuneyt_arkin

Sabır ve Salon:

Cüneyt Arkın’ın avantür öncesi devrini incelemeye aldığımızda Gurbet Kuşlarını bir milat, Gözleri Ömre Bedel filmini ise toplumsal bir promosyonun fitili olarak tanımlayabiliriz.

Peki bu filmin özelliği nedir?

Arkın’ı tüm Türkiye’ye tanıtan ve rol sıralaması olarak ele alındığında esas oğlan rolünde izlediğimiz filmdir. Bununla beraber filmin Arkın’ın kariyeri açısından en önemli artısı esas kızın Türkan Şoray oluşudur.

Sinemamıza “Kanun” kelimesini bir bayan olarak kabul ettirmiş Şoray ile başrolü paylaşmak bir erkek oyuncu için kişisel sunumunda en önemli adımdır.
Cüneyt Arkın bir salon erkeği olarak mı stardır?

Salon tipi filmler sadece basamak olarak düşünülmelidir. Elbette ki bu filmlerin hatırı sayılır bir izleyici kitlesi bulunmaktadır. Siyah beyaz 60’ların sıcacık kartpostalları olan bu filmler 70’lerden çok daha fazla Yeşilçam kokusuna sahiptir. Türkiye Hollywood’da Golden Age olarak tanımlanan 1950’li yılların ürünlerinin kendine has sinema örneklerini yaratmaktadır. Konu işleyişi, oyunculuk hatta dönemin İstanbul’u bile bir Altın Çağının parçasıdır. Gözlerimiz alabildiğine uzanan bomboş tepecikleriyle dünyanın en güzel şehrini izler.

Cuneyt-Arkın-hac-0098-600x450

Bir Türk Dünyaya Bedeldir!

Yeşilçam kendi Altın Çağını tüm keyfiyle sürerken gitgide toplumsal hayatta ki kıpırdanmalarda artmaktadır. Birinci Cumhuriyet kuşağı olgunlaşmış, bir yüzyılın ilk yarısına iki büyük Dünya Savaşını sığdırmış dünya yattığı kış uykusundan uyanmaya hazırlanmaktadır.

Dünya, Gençliğin ne demek olduğunu tanımaya hazırlanırken Türkiye’de de şehirli elit – taşralı arasında ki uçurumlarda keskin çizgilerle ayrılmaya doğru yol almaktadır.

Salon filmlerinin beraberinde “Milli” kelimesine çağrışım yapıp ona hizmet edebilecek yepyeni filmlerin popüler olma devri gelir. Suat Yalaz‘ın kendi sermayesi ile gerçekleştirdiği ve sinemamızın en başarılı tarihi avantürlerinden olan Karaoğlan inanılmaz bir başarı elde eder. Karaoğlan rolü için aktör arandığı dönemde başvuruda bulunan isimlerden birisi olmasına karşılık “Senden bir şey olmaz” diyerek geri çevrilir.

Oysa ki ondan “Malkoçoğlu” “Kara Murat” “Battal Gazi” ve nice tarihi avantür kahramanı doğacaktır. Bu doğumun arifesinde zorlu bir ön çalışma dönemi vardır. İtalyanların Medrano Sirki‘nde akrobatik yeteneklerini, Kazak Sirki‘nde bir at ile yapılabilecek tüm hünerleri öğrenen Arkın, Karaoğlan filmleri ile oluşan tarihi avantür piyasasının alternatifsiz alternatifini yaratır.

Bugün bakıldığında sinemamızın en önemli tarihi kahramanları Kartal Tibet ve Cüneyt Arkın menşeilidir. Elbette ki Aytekin Akkaya, Behçet Nacar, Yılmaz Köksal, Levent Çakır ve Serdar Gökhan‘a da saygı gösterilmesi gereken bir tür olmasına karşı sayılan hiç bir isim Arkın soyadı kadar kalıcı ve popüler olamamıştır.

Tarihi avantür filmleri sinemamızın iki büyük avantür ustası Remzi Jöntürk ve Natuk Baytan‘ın da sıçrama tahtalarıdır. Bu büyük ustalar tarihi filmlerde edindikleri tecrübeleri gelecek 10 yılın içerisinde şehre inen, Anadolunun bağrından kopmuş, kimi zaman evrensele uzanabilecek özelliklere sahip çağdaş mitoslara dönüştüreceklerdir. Bu mitin gövdesini ise Cüneyt Arkın oluşturacaktır.

cuney_arkin_alin_yazisi_01cuney_arkin_alin_yazisi_02

Erman Film Gururla Takdim Eder:

Cüneyt Arkın’ın tarihi avantürleriyle kendisini ispatlayıp, şehre inişinde ara dönem niteliği taşıyan mega filmleri bu başlıkla açılmaktadır.

1990’lı yıllarda Yeşilçam’a ilgi duymaya başlayan kuşak için bu başlık çok önemli bir tanımlama anlamına gelmekteydi. Türk sinema tarihinin Hollywood ayarındakilerle düşünülebilecek nadir yapımcılarından Hürrem Erman, sinemamıza pek çok starı kazandırdığı gibi filmleri de en büyük gişe başarısını elde etmiş, bütçe olarak incelendiğinde her zaman bir kaç kuruş daha fazlasını ekleyebilmiş isimlerden birisidir.

Yaralı Kurt ve Alın Yazısı günümüzde de popülerliğinden bir şey yitirmeyen bu mega yapımlardandır. 1970 – 1975 arası Arkın hamurunun yoğruluşunun örnekleridir. Bir Zamanların İstanbul’u Altın Çağından duraklamaya doğru yol alan Yeşilçam’a kendi ağıtlarıyla cevap vermektedir. Her iki filmde anti ve bununla beraber tamamen bu coğrafyanın olmazsa olmazı olarak düşünülecek her özelliği içinde barındırabilen kahramanlara dayalıdır. Namus, ihanet ve intikam; At, Silah ve Avrat‘ın insanlarını cezbetmeye yeterlidir.

Türk Sineması’n da gangster rollerinin tartışmasız bir tek büyüğü vardır. Yılmaz Güney tüm zamanların en gangster karakteridir. Arkın’ın gangsterleri Güney gibi intikam alabilir mi bilinemez ama racon kesmek için kendini şekilden şekile sokmayacak kadar doğaldırlar, kavga konusunda ise kendi başına birer öğretidirler.

Ayakkabısının koncunu çeken, bileğinde tesbihle dolaşan kabadayılar konusunda ise tüm bu karakterlerin günümüzden 38 yıl önce canlandırıldığını göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Türkiye racon ile 2000’lerde tanışmamıştır, “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” diyen Köroğlu türküsü gibi bileklerde duran tesbihler belde ki makinelere güvenen ellere muhtaç kalmıştır.

cuney_arkin_caresizler

KARATE :

Cüneyt Arkın akrobatik yetenekleri ve bu yeteneklerin ona kazandırdığı manevra kabiliyetine karşılık 1970’ler de o döneme kadar eksik olduğu düşünülen bir kısmını geliştirmeye yönelmiştir.

Bir sirk cambazının yapabileceği hareketlerin sinemada ki uygulama sahaları dublörler tarafından icra edilir. Eğer ki dublör oyun yeteneği ve benzeri olmayan bir kavga tekniğine de sahipse o zaman bir star olur.

Karate eğitimi bu noktada Arkın’ın starlığını tasdikleyen bir devirdir. Tarihi filmlerle başlayıp 1970 – 1975 arası dönemde en önemli Arkın avantürlerinin yönetmenliğini üstlenen Natuk Baytan’ın Çaresizler filminde bir detay gözlerden kaçmaz.

cuney_arkin_soysuzlarcuney_arkin_yarinsiz_adam

Siyah Kuşak Karate Hocası Hakkı Koşar …

İstanbul Anadolu Yakasında büyüyenler, çocukluğu Moda veya Kadıköy’de geçmiş her erkil kişi için tanıdık bir isimdir. Cüneyt Arkın’ın ilk karate antrenörü Hakkı Koşardır. Atletizm antrenörü Geşaş ile duraksız nefes – kondisyon çalışmaları, Koşar ile karate dersleri Arkın’ı salt sirk numaralarından Arkın tekniğine yoğurur.

Hakkı Koşar’ın ardından Aydın Doğaner (Ölüm Görevi filminde kısa bir sahnede görülmektedir) ve 80’li yıllarda Osman Betin (Ölüm Savaşçısı’nın kötü ninjası) Arkın’ın diğer karate öğretmenleridir.

Türkiye’de kendini baştan yaratan bir aktör olarak aynı zamanda Türkiye’de star olmanın standartlarına da bir ilkle kendi ismini yazdırır. Sinemamızda menejerlik sistemini aktif olarak ilk kullanan kişi Cüneyt Arkın’dır. Sistem ve sistemin sahiplerinin o günden bugüne pek fazla değişime uğramadığını söylemek te sanırım yanlış olmaz. Kaldı ki Cüneyt Arkın’ın menejeri de bir Musevidir ve bugün Levent’te bilinen villasına geçişin arifesinde Şişli’de yaşamakta olduğu konutun da antrenörü kadar sık misafirlerinden birisidir.

cuney_arkin_la_polizia_brancola

CO PRODUCTION:

Yeşilçam 1960’lı yılların sonundan itibaren ortak yapımlar devrine adım atar. İlk yıllarda İran ile beraber yürütülen bu çalışmalar takip eden dönemde İtalya’ya uzanacaktır. Ortak yapımlar sinemamıza Cihangir Gaffari, Beyk İmanverdi gibi oyuncuları kazandırırken İran’da Fahrettin, İtalya’da George Arkın isimleri altında Cüneyt Arkın’ın uluslararası üne kavuşmasını sağlar.

Halit Refiğ’in 1970 tarihli Türk – İran ortak yapımı Adsız Cengaver filminin teknik işlemleri Londra RANK stüdyolarında gerçekleştirilir. Bu işlemler esnasında Arkın’ın akrobatik yetenekleri ve fiziği İngilizlerin gözünden kaçmaz. Sean Connery sonrası dönem için düşünülen James Bond’lardan birisi de Cüneyt Arkın olmuştur.

cuney_arkin_uckagitcilar_02cuney_arkin_uckagitcilar_01

Türker İnanoğlu’nun 1970 tarihli Yusuf ile Züleyha’sı ve 1971 yılında Natuk Baytan’ın yönettiği Türk Spartacus’u İki Esir, Türk – İran sinemasının büyük bütçelerle ortaklaşa gerçekleştirdiği tarihi avantür yapımlarıdır.

Türker İnanoğlu ve Natuk Baytan Cüneyt Arkın’ın ortak yapımları içerisinde en çok göze çarpan isimlerken, Orhan Elmas – Karateciler İstanbulda (Ninja Killer) ve Melih Gülgen – İnsanları Seveceksin (Kriminal Porno) ile bu tarz yapımları gerçekleştirmiş diğer önemli kişilerdir.

Adını Unutan Adam’ın onlarca ada sahip olduğu dönemde böylece açılmış ve 1970’li yılların son dönemecine kadar sürmüştür. Bir süredir internet üzerinde bilgi paylaşımlarında göze çarpmakta olan La Polizia Brancola Nel Buio isimli 1972 yapımı İtalyan filmi ise Cüneyt Arkın’ın rol aldığı bir film değildir. Afişte Arkın’a benzeyen bir starın bulunması ve başrol oyuncusunun Joseph Arkın olarak geçmesi bu tip bir yanılgıya yol açmaktadır.

cuney_arkin_cemil

ÇAĞDAŞ MALKOÇOĞLU:

“Halk Adamı” olmak 1970’li yılların ikinci yarısından 1980’e uzanan dönemin en popüler star sloganıdır. Halk Adamları dönemin pozitif alternatifi ne ise onun beyaz perdede ki karşılıklarıdır. Kanun ve düzene karşı kendi kanunu yaratıp kural tanımazlığın demokrasi mi yoksa sınırları çizilemeyip alaturkalaşmış bir özgürlük anlayışı mı olduğunu bir tarafa bırakalım.

Melih Gülgen avantür sinemamıza politik sosları en başarılı şekliyle kaynaştıran ve sinemamıza teknik anlamda yenilikler getirmek için çabalamış takdire şayan sinema insanlarımızdan birisidir.

cuney_arkin_baba_kartal_lobi03cuney_arkin_baba_kartal_lobi02

Natuk Baytan’ın racon sahibi yarı mitos yarı şehirli kabadayılarının bir uzantısı olarak düşünülecek Babanın Oğlu filmiyle bu farklılığının ilk sinyallerini verir. Yeşilçam için alışılagelmesi tuhaf bir durumdur. Çünkü ortaya çıkan filmin ilk yarısı dönemin sol yapılanmasına göz kırpar ikinci yarı ise tamamen faşizan usüllerle intikama yönelen bir kabadayının hikayesine dönüşür. Babanın Oğlu, Cüneyt Arkın filmografisi içinde de “Baba” serilerinin miladı olarak kabul edilebilir. Babaların Babası, Babanın Suçu, Baba Kartal bu serinin diğer örnekleridir.

Bu ilginç denemenin ardından esas üzerinde durulması gereken ve sinematik te üç aşamasına da yer verdiğimiz CEMIL gelir. Melih Gülgen, Cüneyt Arkın’ın sinema kariyerinde en önemli politik avantür filmlerin yönetmenidir. “Halk Adamı Polis”in en güzel örneklerinin verildiği Arkın filmlerine imzasını atmıştır.

cuney_arkin_baba_kartal_lobi

YIKILMAYAN VATANDAŞ:

Türkiye’de kamplaşmanın çatışmalara, kurtarılmış bölgelere, kitlesel katliamlara dönüştüğü bir zaman diliminde iktidarın gücü olarak polis mi yoksa halkın içinden çıkan alternatif kanun dağıtıcılarının mı yeğlenmesi gerekmektedir? Gerek Komiser Cemil gerekse Yıkılmayan, Yarınsız Adamlar bu devrin insanlarıdır.

Erman Film’in kabadayılarının organize suçun filizlenmeye başladığı bir dönemde mafyalaşıp güçlerini halktan yana kullanışlarının yolculuğudur.

Her yönetmenin kendi usulünce mücadele etme isteği Arkın filmlerine yansımaktadır. Melih Gülgen için kanun adamları, Remzi Jöntürk için sol eğilimli çağdaş Robin Hood’luğa yol alan yarı evrensel adalet dağıtıcıları, Natuk Baytan içinse sadistik usüllerle kalleşlerden intikam alan kötü – iyi adamların adresidir Cüneyt Arkın.

cuney_arkin_darbecuney_arkin_kaplanlar_aglamaz

Sinemamızın en garantili işlerinde imzası bulunan Atıf Yılmaz içinse bu adalet savaşçılığı Mağlup Edilemeyenler, Tuzak gibi Arkın filmleriyle bilinen polis – kabadayı karakterlerinin dışında ki insanlarla (gazeteci, doktor) beyaz perdeye taşınmıştır.

Yetenekli yönetmenlerimizden Şerif Gören ise gerek İki Arkadaş (Darbe) filmiyle direkt yoldan gerekse Gelincik filmiyle dolaylı olarak mücadeleye dayalı bir dönemde Arkın’ın vizyonunundan elinden geldiği kadar yararlanmıştır.

Gırgır Ali(İstasyon) ise Cüneyt Arkın imajına en çok yakışan, dolay veya dolaysızlık aranmaksızın saf bir Anadoluluğun gırgır ile harmanlanmış komedyasıdır.

cuneyt_arkin_vatandas_riza

1. Ticaretim ve 1980:

1975 ve ardından gelen yıllar Cüneyt Arkın‘ın yönetmen imzasını taşıyan filmlerinin de çekilişinin başlangıcıdır. Sinemada o ana kadar çalıştığı her yönetmenden bir tad bulunabilecek bu filmler kimi zaman 1980’lerde başlayan Çetin İnanç döneminin de birer ön çalışması gibidir.

Cüneyt Arkın’ın sıfır aksiyonlu tek filmi ve aynı zamanda tüm zamanların en iyi 10 Arkın filminden birisi olan VATANDAŞ RIZA’da bu dönemde çekilmiştir.

Türkiye tarihi için her zaman 80 öncesi ve 80 sonrası vardır. 80 sonrasında ki uygulamaların yansımaları günümüzde de tüm negatif getirileriyle toplumumuzu ikinci bir kamplaşma dönemine sürüklemektedir. Üzerinden çeyrek asrın geçmesine karşı etkileri hala görülmekte olan bu uygulamalarının en sıcak anında Türkiye’de neler yaşanmıştı?

cuneyt_arkin_sarisin_tehlikecuneyt_arkin_kaplanlar

 

Yıkılmayan Adam’ın komunizm propagandası yapmaktan yargı önüne çıkarıldığı bir dönem de Önce Hayaller Ölür ile Evren yönetimine kimi zaman propagandaya varacak kadar methiyeler düzülmektedir.

Sinemamız için bir dönemeç olarak kabul edilebilecek SU filmi Çetin İnanç ve Cüneyt Arkın döneminin ilk çalışmasıdır. Dönemin diğer filmlerine kıyasla en farklısı, aksiyon dozu en düşük olanıdır. Dönemin sinema yayınları da bu filmle ilgi göstermiştir. 1970’lerin felaket filmleri furyasının Türkiye’de ki düşük bütçeli bir yansımasıdır.

SU’yu önemli kılan bir diğer etken tehlikeyle yaşamayı bir stil haline getiren Arkın’ın ölümcül kazalardan sinemamızda ikinci bir alternatifi bulunamayacak numaraları sergilediği film oluşudur. Keban Barajı havzasında bileklerinden bağlı halatlarla köprüden sarkıtılan Arkın için tehlike dozu Adalet filminde ki İstiklal Caddesinde ki apartmanların arasına gerilen iple karşı tarafa geçişine denktir.

Çetin İnanç ile çevrilen her film hem kendi başına yaratılmış yepyeni bir dünyanın ürünleri hemde eski Yeşilçam’ın veya Hollywood’un tutmuş figürlerinin yeniden çevrimidir.

cuneyt_arkin_dev_kanicuneyt_arkin_deli_fisek

 

Kelepçe, Komiser Cemil‘in 12 Eylül ile traşlanmış bir versiyonudur;

Vahşi Kan, Rambo – First Blood‘un fantastik bir uyarlamasıdır;

Bin Defa Ölürüm (Son Darbe) 1975 tarihli Şafakta Buluşalım‘ın yeniden çevrimidir.

Kaplanlar, dönemin box office yıldızlarından Charles Bronson‘un filmlerinin bir harmanıdır.

İnanç Döneminin ardından gerek Aykut Düz ile çalışmalarında gerekse kendi çektiği filmlerinde yeniden çevrimler veya dünya sinemasında ki örneklerin ucuz bütçeli uyarlamaları söz konusudur. Eğer ki pek çok insan için “Cüneyt Arkın’ın saçları beyazlamış ise o filmden uzak durun” diye fikir geçerliyse bunda 1980’li yıllarıda sinema salonlarından uzaklaşıp kurtlar sofrası video furyasında kendine yer açmaya çalışan ve 12 eylül virajıyla allak bullak edilmiş sinema yaşamımızın etkisi büyüktür.

En başarılı olarak ilan ettiğimiz yönetmenlerimizin feminizim, dinamizm, hoşgörü gibi 1980’ler ithali yeni terimlerle cinsel fantazyalarını sinema olarak sundukları bir dönemde eski ruhunu yeniden çevrimlerle yaşatmaya çalışmak çok daha onurlu bir mücadeledir.

cuneyt_arkin_colcuneyt_arkin_bin_defa_olurum

 

Cüneyt Arkın ERKEK ADAM‘ı kaleme alırken son dizesini “1990’da öldü” diyerek noktalamış. Yeşilçam’ın kapandığı dönem ve sinemamızın ikincil (aynı zamanda entellektüel?) erotik devrin başlangıcını da bu tarih olarak kabul edersek ARKINOLOJI kapsamında yazabileceğimiz bilgileri de bu tarihle sonlandırmayı uygun buluyorum.

Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken 10 Arkın Filmi:

Gurbet Kuşları – 1964
Alın Yazısı – 1972
Murat ile Nazlı – 1972
Yaralı Kurt – 1972
İnsan Avcısı – 1975
Cemil/Cemil Dönüyor/Adalet – 1975/1977
Mağlup Edilemeyenler – 1975
Yarınsız Adam/Yıkılmayan Adam – 1976/1977
İstasyon (Gırgır Ali) – 1978
Vatandaş Rıza – 1979

Yeşilçam’a emek vermiş tüm insanlara saygılarımla;

cuneyt_arkin_adalet

Dip not: Buzdolabına tekme atmak, bir şişe rakıyı tuzla buz etmek, DKAO ve Çılgın Dersane bir tarafa sinema tarihimizde bir izi düşünülmemesine karşı siyasi hayatımızda çok önemli bir yere sahip olan Güneş Ne Zaman Doğacak’ın yeni akım versiyonu Gülün Bittiği Yer ve Yeşilçam’ın en son popüler jubile çalışması Hicran Sokağı filmleri, yukarıda saydıklarımıza kıyasla daha alternatif Arkın ürünlerdir.

Yazan: Gökay GELGEC – Yojimbooo

Cüneyt Arkın Anlatıyor: Tek Başına

Arkinoloji big BANNER Cüneyt Arkın

Cüneyt Arkın

Yorumlar

Önceki İçerikYeşilçam Müzikleri: Ennio Morricone ISTANBUL’DA – 22 Şubat 2014
Sonraki İçerikYeşilçam’ın Güzel Kadınları 001
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.