Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü: 3 Kral Serseri (1970)

0
465

Şu dünyaya bak! Neredeyse nalları dikeceksin. Hem de seni eşek cennetine yollayacak Olan, hayatta en çok sevdiğin adamın öz be öz kızı!

Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü:  3 Kral Serseri (1970)
Alt açıdan “Üç böcek bir çiçek” klişesi

“Sen, Hasan babanın kızı küçük Zeynep misin yoksa? Baban resmini gösterirdi hep de seni pek severdik mangada.” Metin, yıllar sonra aynı kıza âşık olacağını bilemezdi elbette!

Metin, Keş Rıza ve Şeşbeş Ali, yıllar sonra bir araya gelirler. Çünkü aynı mangadan Hasan Başçavuş ortadan kaybolmuş. Kızı Zeynep’in anlattığına göre, “ecnebi tipli kişiler” tarafından kaçırılmış.

Aynı günlerde, İstanbul’da çeşitli sabotajlar oluyordu. Kısa bir araştırma ile arada bir ilişki buluyor kahramanlarımız. Hasan, bir bomba uzmanı. Uluslararası bir çete tarafından kaçırılmış. Galata Köprüsü’nü uçurmak için büyük bir bomba yapmasını istiyorlar. Aksilik ederse kızını öldüreceklermiş.
Kolları sıvıyor gazilerimiz. En olmayacak şeylerden ipucu bulup, gangsterlere ulaşıyorlar. Bu arada, neredeyse tüm İstanbul’u geziyor, Zeynep ile Metin’in aşkına tanık oluyoruz.

Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü:  3 Kral Serseri (1970)
Tunç Başaran, Feri Cansel’e adres tarif ederken bize beyazperdeden gülümsüyor.

3 Kral Serseri filminde, öne çıkan detaylar

The Dirty Dozen‘ın (1967) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması. Mayıs ayında çekilip 29 Eylül 1970 Salı günü, gösterime girmiş.

Sonradan eklenen jenerikte, Tunç Oral’ın soyadı, Ural. Yönetmen Tunç Başaran, Feri Cansel‘e adres tarif eden çiçekçi rolünde.

Bateri solosu ve uzun saçlarıyla Moğollar’dan bildiğimiz Engin Yörükoğlu, filmin sürprizi.

Striptiz sahnesi öncesi, Engin Yörükoğlu’nun davul solosunu dinliyoruz.

FİLMİN KONUSU

Üç Kore gazisi; Metin, Keş Rıza ve Şeşbeş Ali, yıllar sonra başka bir savaşa girmek zorunda kalacaklar.

Uluslararası bir çete, aynı mangadan Hasan Başçavuş‘u kaçırmış. Reisleri (filmde adı olmayan) Kayhan Yıldızoğlu, “Bizi zora koşmayın. Sizden istediğimiz sadece bir bomba yapmanız. Büyük bir bomba mütehassısı olduğunuzu bilmeyen yok” diyor. Kahramanımızın, “Boşuna nefes tüketiyorsunuz. Biz Kore’de, kelle koltukta savaştık. Sizin pis ellerinizin kirinden korkacağımı sanıyorsan, yanılıyorsun arkadaş” diyeceğini bildiklerinden, asıl vuruşu yapıyorlar. Aksi halde çok sevdiği kızına işkence yapar, zarar verirlermiş!

Suzan Avcı Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü:  3 Kral Serseri (1970)
Suzan Avcı, 3 Kral Serseri filminde bu sefer Lili rolünde, yine elinde altıpatlar…

Genç kızın adı Zeynep. Haydutlardan kaçarken, bir tesadüf eseri, Metin’in bahçesinde saklanıyor. Bu sırada babasının hediyesi, Kore işi ve üzerinde Şimal Yıldızı olan bileziği çimenlere düşürür. Sonradan, yine büyük bir tesadüf eseri İstiklal Caddesi’nde karşılaşacaklardır.

Delikanlı, bahçede bulduğu bilezik ve bir buket çiçekle ziyaretine gelir. Eski günleri anlatıyor:
11 kişiydik, kardeşten ileriydik. Can borcumuz vardı birbirimize. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Kenetlenmiştik. Sonra bir gece kalleş Çinlilerin kancık hücumuna uğradık. Evvela Ahmet vuruldu. Kurşun, sanki hepimizi delip geçmişti. Hasan Baba, Ahmet’in feryadına dayanamadı, silah elinde, fırladı siperden. Kum tanesi gibi Çinlilerin içine girdi, tek başına. Biz durur muyuz yani, biz de gittik. Ama Ahmet’ten sonra sıra Sarı Reşit’teymiş. Arkasından Fatihli Hamdi, Fikri, Orhan, Yılmaz. Kendimize geldiğimizde 4 kişi kalmıştık. Hasan Baba, ben, Keş Rıza, Şeşbeş Ali.

İstihbarat teşkilatındaki (Onun da adı yok) Hüseyin Güler‘in anlattıklarından, olayın büyüklüğü ortaya çıkıyor; son zamanlarda yurdumuzda yaşayan ecnebilerin mal ve can emniyetine karşı girişilen sabotaj hareketleri çoğalmış, bunların bizle bir ilgisi yokmuş, tamamen diplomatik pasaportlu ecnebiler arasında geçiyormuş, o nedenle müdahale edemiyormuşuz, Hasan Başçavuş’un kaçırılması da bu işle ilgili olabilirmiş!

Sonuçta sorunun çözümü kahramanlarımıza kalır.

Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü:  3 Kral Serseri (1970)
Muhteşem dörtlü

Avantür kahramanları, olması gerektiği gibi

Keş Rıza, kadın ama asıl, kanyak düşkünü biri. Üç günlük sakal, dudağında yarım sigara. Yumrukları acımasız.

Şeşbeş Ali, lakabından anlaşılacağı gibi, bir kumarbaz. Ağzında hep bir puro, sağ elinde yarım bir eldiven. Sıkı bir kavgacı.

Metin‘in zekâsı da kolu da kuvvetli. Hep alaycı.

Çete ile olan mücadele sırasında neredeyse tüm İstanbul’da geziyoruz. Yenikapı sahil yolundaki köşk; metruk (hayaletli) ev; tramvay deposu; Motel Florya; Sarıyer’deki Direkli Köşk; Galata Köprüsü; Beyazıt Kulesi.

Amacı olmasa da o yıllar yerini bile bilmediğimiz Kore’ye niye gittiğimizi sorgulatıyor film. Bir de “kalleş Çinlilerin kancık hücumu“nu. Yine de bu savaşın yararlı bir yanı var. Metin Ersoy, görevli olduğu Uzak Doğu’da tanışmış kalipso müziğiyle.

FİLMDEN NOTLAR

3 Kral Serseri filminde her şey tesadüfen! Genç kızın, kaçarken Metin’in bahçesine sığınması; düşürdüğü bileziği, gece karanlığında delikanlının bulması; günler sonra karşılaşmaları; Şeşbeş’in yanmış bir cesetteki kadın kokusundan, çetenin gazinosunu bulması…

Baş roldeki Feri Cansel ve Uğur Güçlü’nün kaderi aynı; eşleri tarafından öldürülmek!

Haydutların, Zeynep’i kovaladıkları “34 DK 138” plakalı arabayı “Şehir Eşkıyası”nda (1969) İskender-Lütfü Engin kullanıyordu.

Filmin ortalarına kadar çete reisinin yüzü, görüntüye gelmiyor. Böyle senaryolar, seyircide “acaba tanıdık biri mi” kuşkusu yaratır. Ama 3 Kral Serseri filminde, bu boşa çıkıyor.

Bir bomba yapması isteniyordu Hasan Başçavuş’un. Birkaç sahne sonra bu rakam, “2” olur!

Metin, çok çapkın. İlk karşılaştığımızda Ayten Akçan’ın yatağındaydı. Çok da esprili. Genç kız “Sana bayılıyorum” dediğinde “Bayılmasan iyi olur. Hareketsiz kadınları hiç sevmem” karşılığını veriyor. Yaptığı asıl işi söylememiş. “Çorba mütehassısıyım, insan etine pirinç çorbası” diyerek dalga geçiyor. Ertesi gün Afrika’ya gidecek, yamyamları inceleyecekmiş. Uzun zaman gelmezmiş belki. “İstersen sana kurutulmuş bir seyyah kellesi getireyim. Bak bakalım, bizim işkembecilerin kellesine benziyor mu?” Sağ elinin küçük parmağı, şövalye yüzüklü.

Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü:  3 Kral Serseri (1970)
Sin City estetiğinin filme hakim olduğu anlar. (No filter)

Şeşbeş, kumar dışında koku uzmanı. Kore’de yanlış koku alıp mangayı düşürmüş bir kez. Diğer kokularda belki yanılabilir ama kadın kokusu olursa şaşmazmış. Yine de bir kadınla görünmedi hiçbir sahnede. Hep tiril tiril takım elbiseli. Ceket cebinde mendil, yakasında karanfil. Boynunda fular, elinde iskambil destesi. Metin’le esir düşmüşlerdi. “Bir arkadaşınız daha olmalı. O nerede” diyen çete reisine “Size mezar ayırması için belediyeye yolladık” karşılığını veriyorlar. Tüm Türkler gibi, en tehlikeli anlarda bile şakadan vazgeçmiyorlar. “Babamız öyle öğretti, kusura bakmayın!

İstiklal Caddesi’nde Elvis Presley’in filmi “Çıplak Denizciler” (Clambake-1967) görüntüye geliyor. 11 Mayıs 1970’te gösterime girmiş. “En yeni şarkılar” ilanı vardı, gazetelerde.

Ekrem Gökkaya‘nın sağ yanağında bir yara izi, kolye, eldiven ve mendil. Kalpak ve top sakallı.

İstiklal Caddesi’nde Diş Tabibi Orhan Şener’in muayenehanesini görüyoruz. Hâlâ orada mıdır?

Keş Rıza da çok esprili. Kolundaki kurşun yarasını “Kore’deki kadar kötü değil” diye anlatıyor Şeşbeş’e.

Kayhan Yıldızoğlu’nun ağzında hep bir pipo, kucağında kedi. Sol serçe parmağında, gösterişli bir yüzük.

Polis şefi Hüseyin Güler, filmin yapımcısı Işık M. Toraman‘ın masasında oturuyor.

FİLMDEKİ MELODİLER ve KULLANILDIĞI SAHNELER

Filmin müzikleri ve kullanıldığı sahnelerle ilgili metni okurken, filmin müziklerinden oluşturduğumuz dinleme listesini, aşağıdaki linke tıklayarak ve YouTube kanalımıza giderek dinleyebilirsiniz. Yazıyı okuken arka fonda güzel duracaktır. (Not: Sinematik Edit)

John Barry albümü “Music From The Film Beat Girl”deki (1960) “Chicken”: Zeynep, Metin’in bahçesinde saklanırken.
“End Shot – Slaughter in Soho Main Title – Beat Girl”: Şeşbeş ve Keş, Lili’nin köşküne geldiklerinde.
“Car Chase – Night Chase”: Trafik sıkışmış, Rıza, Köprü’de koşarken.

Nora Orlandi albümü “Il Dolce Corpo Di Deborah”taki (1968) “Musica Bionda”: İstiklal Caddesi’ndeki karşılaşmada.

Henry Mancini imzalı “More Music From Peter Gunn”daki (1959) “Blue Steel”: 5 sahnede kullanılmış. Jenerikte; haydutlar, Zeynep’i arabayla kovalarken; tramvay deposundaki kavgada; Keş, Motel Florya’da kavga ederken; Çete, Keş’i yaralayınca.
“A Quite Gass”: Metin, sevgilisi Ayten Ayçan’a Afrika’ya gideceğini söylerken.
“Walkin’ Bass”: Metruk evin orada arkadaşlarına Zeynep’i gösterirken. ‘The Little Man Theme’ Keş Rıza, kız arkadaşıyla yataktayken.

Henry Mancini’nin Peter Gunn için bestelediği müziklerden oluşan Music From Peter Gunn albümünün tamamını dinlemenizi tavsiye ederiz. Müzik tarihinde de önemli yeri bulunuyor.

André Previn albümü “Dead Ringer”daki (1964) “Main Title'”: İki sahnede. Başlarda, araba bomba ile patlatılırken; Şef Kayhan Yıldızoğlu “Şimdi, sırayla mükafatlarınızı alacaksınız” deyip adamlarını teker teker öldürürken.

John Barry imzalı “The Ipcress File”daki (1965) “Main Title Theme”: 6 sahnede. Metin, elinde bir buket çiçek, Zeynep’i ziyarete geldiğinde; genç kıza bileziğini verirken; Şeşbeş Ali, Metin’i bekledikleri metruk evin orada “Nerede kaldı acaba? Başına bir şey gelmesin” derken; Lili, bıçak çekip “Bir terslik yapmayı düşünüyorsan yanılırsın” derken; Keş, Motel Florya’ya geldiğinde; film biterken.

Henry Mancini albümü “Arabesque”teki (1966) “Dream Street”: Metin, Zeynep’in evinde ayılırken.

Alex North albümü “Who’s Afraid Of Virginia Woolf”taki (1966) “Martha”: Hasan Başçavuş’un kızı olduğunu öğrendiğinde.

John Barry imzalı “You Only Live Twice”taki (1967) “James Bond – Astronaud”: 3 sahnede. Üç arkadaş morgdayken; Lili “Şiddet hiçbir işe yaramaz. Şaşkınlığınızı anlıyorum. Sevgili arkadaşınız Zeynep Hanım, şu an arkadaşlarımın elinde” derken; Osman Başçavuş ölürken.

Jimmy Smith albümü “Jimmy Smith At The Organ, Vol.1″dan (1957) “All Day Long”: Metin, Keş’e “Sen, buradan motele git. Biz, Şeşbeş’le köşke gidiyoruz” derken.

Aaron Copland imzalı “Billy The Kid Suite”teki (1938) “Gun Battle”: 2 sahnede. Lili, Zeynep’in önünde Metin’i öperken; Şef tarafından zıpkınlanırken.

André Previn imzalı “Elmer Gantry”den (1960) “Main Title”: Şef Kayhan Yıldızoğlu, Zeynep’i kaçırırken.

Miss X‘in “Christine” (1963) şarkısı: Striptiz sırasında.

FİLMDEN SEÇME REPLİKLER

Metin: “Bu, Kore işi bir bileziktir. Üzerinde de Şimal Yıldızı arması var. Kimin o?”
Zeynep: “Babamın bu. Bana vermişti.”
Metin: “Babanın mı? Kim baban senin? Kore’de bulundu mu yoksa?”
Zeynep: “Hasan, Hasan Başçavuş!”
Metin: “Hasan Başçavuş ha! Sen, Hasan Baba’nın kızı, küçük Zeynep misin yoksa?”
Zeynep: “Babamı nerden tanıyorsunuz siz?”
Metin: “… Kore’den!”

Kayhan Yıldızoğlu, müstehzi konuştuğu sırada, “bizimkiler”in espri gücü karşısında gıpta ederken.

Metin ve Şeşbeş, çetenin eline düşmüş. Önceki sahnelerde, kol güçlerini görmüştük, şimdi espri güçlerini göreceğiz:
Çete reisi Kayhan Yıldızoğlu: “Söylendiğine göre bir arkadaşınız daha olmalı. O nerede?”
Metin: “Size mezar ayırması için belediyeye yolladık.”
Reis: “Siz Türkler, cesursunuz. En tehlikeli anlarda bile şaka yapmaktan vazgeçmiyorsunuz.”
Şeşbeş Ali: “Babamız öyle öğretti, kusura bakmayın.”

Zeynep: “Akrabalarımın yanında tatildeydim. Babam, bir mektupla çağırdı beni. Daima takip edildiğini, korktuğunu ima eden bir mektuptu. Neden korktuğunu açıklamıyordu. Eve geldiğimde, ev darmadağınıktı. Bir mücadele olduğu anlaşılıyordu. Sonra bir gürültü duydum. Çıplaktım. Üzerime hemen bir pardösü giyip saklandım. İki adam girdi içeri. Ecnebi tipliydiler. Kaçtım, o sırada size sığındım.”

AFİŞ Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü:  3 Kral Serseri (1970)

OYUNCULAR-SESLENDİRME

Metin-Uğur Güçlü; Zeynep-Feri Cansel; Keş Rıza-Süleyman Turan; Şeşbeş Ali-Tunç Oral; Metin’in sevgilisi-Ayten Ayçan; Hasan Başçavuş-Osman Alyanak; çete reisi-Kayhan Yıldızoğlu; çete elemanları Sadettin Düzgün, Faruk Panter, Tarık Şimşek, Ekrem Gökkaya, Niyazi Gökdere ve Lütfü Engin; Lili-Suzan Avcı; striptiz yıldızı-Nesrin Nur; polis şefi-Hüseyin Güler; garson-Kubilay Hakan.

Metin’i Sadettin Erbil; Şeşbeş Ali ve “Allah gönderdi” diyen kumarhane görevlisini Erdoğan Esenboğa; Kayhan Yıldızoğlu’nu Doğan Bavli; Lili’yi Alev Koral; Hüseyin Güler’i Zafer Önen; Ekrem Gökkaya’yı Devrim Parscan; Osman Başçavuş’u Osman Alyanak seslendirmiş.

Murat Çelenligil: Kore Gazisi Üç Arkadaşın Öyküsü: 3 Kral Serseri (1970)

Yorumlar