Bir Ferdi Tayfur filmi: Yuvasız Kuşlar (1979)

0
194

USTA YÖNETMEN NATUK BAYTAN DAN YİNE GİŞE REKORTMENİ BİR FERDİ TAYFUR FİLMİ; YUVASIZ KUŞLAR

1977 yılındaki Derbeder in şaşırtıcı bir biçimde gişe rekoru kırmasının ardından şöhreti de iyice artan Ferdi Tayfur, bu kez dönemin ünlü yapımcısı Cem film in sahibi Yahya Kılıç ile Son Sabah,Yuvasız Kuşlar, Huzurum Kalmadı, Kara Gurbet, Günaha Girme ve Kalbimdeki Acı isimli altı filmlik bir anlaşma yapar; fimlerin hepsini unutulmaz yönetmen Natuk Baytan çeker, bu altı film arasında 1979 yapımı Yuvasız Kuşlar, Derbeder e yetişemese bile hayli hatırı sayılır bir gişe ile sinema tarihimizdeki yerini perçinler.

Filmin konusu : Ferdi (Ferdi Tayfur) babası hastalanınca ailesine bakmak zorunda kalır. Üstelik babasının, patronu Hilmi (Turgut Özatay) ye yüklü miktarda borcu vardır.Borç ödenmezse ailenin malvarlığı ipotek edilecektir. Borcunu ödemek için Hilmi’nin giyim mağazasında çalışan Ferdi bir yandan da küçük mekanlarda canlı müzik icra etmektedir. O sırada tatil yapmak üzere şehre gelen Tuğba (Perihan Savaş) adında genç bir kız raslantı sonucu Ferdi ile tanışır ve kısa sürede aralarında duygusal bir yakınlık başlar . Bu arada Ferdi nin babası ölür, bu ölümle birlikte Hilmi’nin haciz tehditleri karşısında Ferdi, çalışmak üzere İstanbul’a gider ve orada meşhur bir şarkıcı olur. Tuğba İstanbulda da Ferdi nin karşısına çıkar. Ancak Tuğba tatil dönüşü bir kaza geçirmiş ve hafızasını kaybetmiştir. Bu olaydan sonra hikaye öyle açılır, döner dolaşır, birçok acılar çekilir ve mutlu sona final bulur…

Bu filmde ilk bakışta basit bir melodram olarak algılanabilir ama bence kesinlikle öyle değildir. Çünkü burada kullandığı bol şaryolu plansekanslarıyla bugün bile eşine az rastlanır bir teknikle çalışarak sinemamıza; tarihi, avantür, komedi ve macera türünde eşsiz filmlere imza atan “papyonlu yönetmen” lakabıyla adından çok uzun yıllar söz ettirecek usta Natuk Baytan; tabiri caizse sazı eline almış, ve bana göre başarılı bir sinematografiyle belki kendisinin de tahmin edemeyeceği bir gişe hasılatıyla kariyerinde mükemmel bir iz bırakmıştır.

Ustanın şahsına münhasır tekniği ile, bir plansekans ile başlıyor film ve jenerik sahnenin üzerine akıyor; hemen hemen bütün filmlerinde bu tekniği görmek mümkün. Senaryodaki mantıksal hatalar gözümüze çarpsa da dönemin en taze Ferdi Tayfur şarkıları ve o kadar dallanıp budaklanan hikayenin mutlu sonla bitmesi filmi daha bir unutulmaz kılıyor. Gerçi Natuk hocanın , Ferdi Tayfurla çalıştığı altı filmde de hikayeler çok şekilleniyor, buna ustamızın başarılı sinematografi yaratması da eklenince film klasik arabesk filmlerden çıkıyor ve sıra dışı bir hikaye anlatımına doğru eğiliyor. Natuk Baytan farkı…

Ferdi Tayfur, bu kez Natuk Baytan‘ın elinde oyunculuğun doruklarına çıkıyor, filmin bir bölümünde kör oluyor, bunun da üstesinden başarıyla geliyor.

Perihan Savaş da gayet başarılı bir performans sergiliyor. Yardımcı rollerde Aliye Rona, Natuk Baytan ın sürekli birlikte çalıştığı, Turgut Özatay, Reha Yurdakul, Macit Flordun ve ayrıca filmin yapım yönetmeni Ekrem Gökkaya başta olmak üzere kadraja giren tüm oyuncular rollerinin hakkını veriyorlar. Günümüzün başarılı yönetmenlerinden İsmail Güneş hocamın da bu filmde bir stajer gibi yönetmen asistanı olarak görev yaptığını da söylemeden geçmeyelim.

Film vizyona girdiği 1979 yılının sonu olmasına rağmen yılın en çok izlenen filmi ünvanına sahiptir. O dönemde Bursa da film dağıtımı yapan Bursa Filmcilik Sinemacılık ltd.Şti nin sorumlu müdürü olan babam Ali Demirci nin kayıt tuttuğu defteri yıllar sonra oturduğumuz evden taşınırken annem çöpe atarken son defa incelediğimde gerçekten en çok hasılat yapan film olarak aylarca vizyonda kalmış bu film. Şimdi o gün gözüme geliyor da keşke saklasaydım o defteri annemin atmasına izin vermeseydim diyorum ama maalesef.

Yazımın sonunda bu filmle ilgili bir anımı daha anlatmak istiyorum.

1984 yılında babam Tekirdağ’ ın Malkara ilçesinin tek sineması olan Özlem sinemasını çalıştırıyor. Ben de henüz on yaşında bir ilkokul öğrencisiyim. Babam bir hafta sonu beni Malkara ya götürüyor, hava karlı, yolda mola vererek bir restauranta giriyoruz içerisi tıklım tıklım, alkollü liüks sayılabilecek bir restaurant ve içerden çıt çıkmıyor, herkes bir yandan yemeklerini yiyip içkilerini yudumlarken bir yandan da televizyondaki acılı Ferdi Tayfur şarkısını izliyorlar,

Videodan oynatılan bu filmin adı Yuvasız Kuşlar, tam da Ferdi’nin kör olduğu kaza sahnesi, uğultular, küfürler neler neler, sağlam bir kalabalık dikkatle izliyor filmi, hemde vizyona girdikten tam beş yıl sonra, tek kanallı devlet televizyonundan oynama şansı zaten yok, video da pahalı olduğu için herkesin evinde yok, o dönemler kahveler ve restaurantlar sinemalara alternatif olarak bu filmleri vizyondan yıllar sonra gösterdiler, ilgi sinemalardaki kadar olmasa bile yine de fazlaydı…

Eminim ki babamın ve onun gibi yerel dağıtımcıların tutuğu defterler o zamanlar bilgisayara geçseydi, şimdi beş milyon gişe yapınca ben rekortmenim diyenler ne yapardı çok merak ediyorum. Halihazırda filmi yüzbin gişesine ulaşınca göbek atan birçok yapımcı var günümüzde, en teknolojik imkanlarla yok paraya film çekmeye çalışan sözümona yapımcılar, kopyala yapıştır mantığıyla bir gecede yazılan senaryolar, kötü ve sulu komediler, cinli perili korku filmleri vs. Dijital kamera ellerinde istediği kadar çek babam çek, ama o zamanlar öyle mi, 35mm negatifle çekmek cesaret ve beceri ister, bir kutuda 122 metre var, yapımcı çok pahalı olduğu için sınırlı sayıda veriyor negatifi.

Ve normal bir uzun metraj fim için yaklaşık kırk kutu negatif gidiyor, ve bir kutusu dolar üzerinden ateş pahası, şöyleki bir kutu negatif için nice projeler yarım kalır ve hatta iptal olduğu bile olurmuş.

Bana göre şimdikilere kıyasla bu filmler eleştirilirken bu kriterler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır…

Yazan: Levent Demirci 2020

VE FERDİ TAYFUR’DAN YUVASIZ KUŞLAR ŞARKISI…

Yorumlar