Video Watchdog Dergisi 30 Yaşında

0
145
Video watch dog 80
Yılmaz Atadeniz’in yer aldığı sayının kapağı…

Artık basılmayan efsanevi / kült dergi Video Watchdog 30 yaşında.

Derginin temelleri 1985 yılında Tim Lucas‘ın yazmakta olduğu VIDEO TIMES dergisindeki köşesine verdiği The Video Watchdog ismiyle atılmış. Tim Lucas daha sonraki yıllarda Fangoria dergisinde de devam etmiş aynı başlıkla yazılarına. 1990 yılında ise The Perfectionist’s Guide to Fantastic Video alt başlığı ile VIDEO WATCHDOG dergisi yayın hayatına başlamış ve de 2016 yılına kadar da basılmaya devam etmiş. Dergi 2016 yılından beridir basılmasa da yayın hayatına son vermedi ve ara ara dijital ortamda ve eski sayılarını okuyuculara ulaştırarak günümüze kadar devam etti. Dergiyi Time ve Donna Lucas sürdürmekte…

The Perfectionist’s Guide to Fantastic Video – Video Watchdog

Derginin yazarları arasında John Bender, Stephen R. Bissette, Michael F. Blake, John Charles, Max Alan Collins, Bill Cooke, Shane M. Dallmann, David Del Valle, Darren Gross, Sheldon Inkol, Paul M. Jensen, Alan Jones, David Kalat, Bill Kelley, Mark Kermode, Tim Lucas, Gregory William Mank, Maitland McDonagh, Kim Newman, Gary Don Rhodes, David J. Schow, Richard Harland Smith, Brad Stevens, Nathaniel Thompson, Rebecca & Sam Umland, Bill Warren, Tom Weaver, John-Paul Checkett, ve Bret Wood yer alan derginin 2002 sayısında değerli dostumuz Kaya Özkaracalar ve David White da Yılmaz Atadeniz hakkında 16 sayfalık bir yazıya yer almışlar.

Başlığı ve girişi okuyan çoğunuz şu soru sormuştur kendi kendine: Video Watchdog dergisi nedir diye?

O zaman Video Watchdog ile nasıl tanıştığımı ve dergiyi de biraz anlatmak gerekiyor çünkü dergi bir dönem ulusal basının da ilisini çekmiş. Nasıl mı?

2012 yılında Ankara’da düzenlenmiş olan ilk Fantasturka’ya davet edildiğimizde havaalanında Yılmaz Atadeniz ve Çetin İnanç ile otelimize transferimiz gerçekleşirken değerli yönetmenimiz Yılmaz Atadeniz festivale hepimizden daha çabuk ısınmıştı. Çantasından Video Watchdog dergisini çıkartıp festivali düzenleyen gençlere anlatırken dergiyi nereden hatırlıyorum diye düşünmeye başladım. Daha sonra dergiyi Metin Demirhan’da gördüğümü hatırladım ancak fazla inleyememiştim. Yolculuğumuz sürerken ben de dergiye daha detaylı bakabilme fırsatını elde etmiştim.

İlgimi çeken gazete küpürlerini kesip saklamayı severim. İstanbul’a döndüğümde arşivime göz attığımda konuyla ilgili Nebil Özgentürk’ün 10 Nisan 2005 tarihli yazısını buldum. Dergiyi o haberden de biliyormuşum.

Video Watchdog issues

Nebil Özgentürk’ün yazısı şöyle başlamış;

Kanada merkezli bir sinemavideo dergisi geçti elime… Dünyanın dört bir yanına dağılyor, çok satılıyor ve ilgi görüyor… Adı, Video Watchdog..
Kapağına baktım, bir de ne göreyim; bizim“fantastik filmlerin unutulmaz yönetmeni Yılmaz Atadeniz veAtadeniz’in, fantastiğin fantastiğifilmi Kilink İstanbul’da” üzerine bir dosya… Toplam yedi sayfa boyunca Atadeniz’in hayatından, diğer fantastik filmlerinden kesitler, genişçe bir röportaj, fotoğraflar vs.

Kanada menşeili dergide 2002 yılında Yılmaz Atadeniz ilgili geniş bir makale olduğu doğru ama yazıyı Kaya Özkaracalar ile David White hazırlamışlar. 16 sayfalık uzun bir araştırma dosyası ve Yılmaz Atadeniz‘in filmleri mercek altına alınmış.

video watchdog 20
Peter Blumenstock‘in Turkish Star Trek yazısı

Ancak Türk filmleri dergide ilk kez yer almamış. 1993 yılında Peter Blumenstock Türkiye adına 4 sayfalık bir yazı hazırlamış ve Turkish Star Trek / Turist Ömer Uzay Yolunda, Turkish Exorcist / Şeytan, Tarkan Viking Kanı ve Küçük Kovboy filmlerini yazmış. Konu hakkında detaylı bir yazımızı BURADAN okuyabilirsiniz…

Kısacası Video Watchdog 27 yıldır Kült filmlerimize yer veren bir dergi ayrıca Onar films’ten çıkan dvdleri de ara ara tanıtmışlar.

Nebil Özgentürk‘ün Video Watchdog dergisini merkeze aldığı ilginç yazısı ile sizleri başbaşa bırakalım:

Ortada, bir “Dünyayı Kurtaran Adam” durumu daha vardı açıkçası! Öyle ya, Yılmaz Atadeniz’in 70’li yılların başında yaptığı filmler yenilir yutulur cinsten değildi ve dergi, “geç” de olsa Atadeniz ve harikalarını masaya yatırıyordu…

Atadeniz, çok film seyretmenin “dünya sineması”nı özellikle, avantür ve fantastik filmleri takip edebilmesinin avantajıyla inanılması zor bir karışım yaratmış, o dönemde okunan ve bilinen ne kadar çizgi roman varsa hepsini birbirine karıştırıp yerli versiyonu filmlerini üretmişti… Mesela, Batman’in ilk versiyonunun dünyayı salladığı sırada, “İtalyan Kling”den mülhem, Kilink’i ortaya çıkarmış az biraz sadist az biraz erotik soslar katmış bir de İstanbul sokaklarına salarak hem Mandreka’yla hem Kızılmaske’yle hem de Fantom’la bazen arkadaşlık yaptırmış bazen de karşı karşıya getirmişti…
Mesela, Kilink’in gaddarlığı karşısında çaresiz kalan Samatyalı bir kız için Fantom’dan yardım istemişti! Zaten, Video Watchdog Dergisi de çok ilginç bulmuş olacak ki, Yılmaz Atadeniz’in bu doktora tezi olacak özelliğe sahip fantastik filmlerini masaya yatırmış üzerine bol soslu eleştiri, kritik yapmıştı…
Dergide, Atadeniz’den övgüyle sözediliyor, sinemamıza! İlk defa çok satan bir yabancı bir yayın organında böylesine geniş yer veriliyordu…

Yılmaz Atadeniz
Yılmaz Atadeniz 2020 Ocak ayında Açık Radyodaki Türk İşi Kovboylar radyo programımıza konuk olmuştu…

Fakat belli ki derginin editörleri araştırma yorumlarında akıl sır erdiremedikleri “Türk Fantastik sineması”na ilişkin ilginç bir analizde de bulunuyorlardı…
Tamam, Atadeniz, övülüyordu ancak…
“Türk Sineması’nın Süperman’ı” diye tanımladıkları yönetmen için bir de bakın neler eklenmişti..
“Atadeniz, çoğu Amerikan dizilerinden, Türk çizgi romanlarından ya da İtalyan ajan filmlerinden esinlenen ve kısa sürede çekilen düşük bütçeli filmler üretti. Amerikan Batman, Fransız Fantome, İtalyan Killing’e benzeyen kahramanlar yaratıyor ve hiçbir uluslararası kurala uymadan zaten ünlü olan kahramanları kendi yaratıcılıklarıyla, yani, yerel hikayelerle birleştirerek Türk seyircisinin ilgisine mazhar oluyordu! Atadeniz, Yılmaz Güney’le pek çok projeye imza attı… Çirkin Kral serilerini birlikte yaptılar..
Atadeniz’le, Güney’in yolları ayrıldı. Güney, Yol filmiyle tamamen farklı bir alana adım attı… Ama şu bir gerçek ki, Vizontele filmi dahi Yılmaz Güney, Yılmaz Atadeniz ikilisinin etkilerini ortaya koyuyor…”