Hulki Saner – Mutlu Sonla Biten Filmlerin Yönetmeni

0
1230

Yazan: Filiz Terzi

Filiz Terzi'nin Yeni Yüzyıl gazetesinden 14 Şubat 2016 tarihinde yayınlanan Hulki Saner - Mutlu Sonla Biten Filmlerin Yönetmeni yazısı

O akşam yediği tokadı ömrü boyunca hiç unutmadı Hulki Saner. 6 yaşındaydı. Ferah Tiyatrosu’nda şiir okuyarak evin geçimine yardım ediyordu. Seyirci onu hep coşkuyla alkışlardı. Ama bu sefer beğenmemişlerdi. Babasının öfkesinden o kadar çok korkmuştu ki, sonraki akşamlar seyirciyi izlemeye başladı. Seyircinin nasıl okursa alkışladığına dikkat ediyor, ona göre şiir okuyordu. Farkında olmadan ilerde işine çok yarayacak bir şey öğreniyordu: Seyirciyi tanımak.

Annesi hiç gülmezdi. Sıkıntılı bir hayatları vardı. Babası Faruk savaş gazisi, hastalıklarla boğuşan asabi bir adamdı. Maddi durumları iyi değildi. Evdeki kasvet havasına inat; Hulki neşeli, gülmeyi güldürmeyi seven, biraz da haşarı bir çocuktu.

Namık’ı buldum!”

Amcası Rasih sandalcıydı, aylak aylak gezer, savaşta kaybolan diğer amcası Namık’ın izini bulduğunu söyleyerek, sürekli babasından para kopartırdı. Her türlü dümen, yaramazlık ondaydı. Ama o kadar sempatik bir adamdı ki, kızmak bir yana herkesçe sevilirdi. İlerde Türk Sineması’nın en önemli karakterlerinden birine ilham olacaktı: Turist Ömer.

Kimya dersini kimse sevmezdi. Ama Hulki hep 10 alırdı. Kimya Fakültesine başladı ama aklı 16 yaşında eline aldığı klarnetindeydi. Kadıköy Halk Evi’nde Türkiye’nin ilk Caz Orkestrasını kurmuş, hatta Fenerbahçe Stadı’nda konser bile vermişlerdi. Babası klarnet çalmasına çok kızar “Çingene misin nesin? Ne o elindeki?” derdi. Artie Shaw stilinde çalardı, herkes ona bayılırdı ama müzik yapmak o kadar ayıptı ki o zamanlar. Babası müzisyen olmasını kesinlikle istemiyordu. Mezun olduğu Haydarpaşa Lisesi’nde bir yandan öğretmenlik yaparak, üniversiteyi bitirdi. Şimdi ne yapacaktı? Nasıl müzik yapacaktı?

1946 yılında dev Missouri Zırhlısı Boğaz’a sığmayıp, Kız Kulesi açıklarına demir attığında, gazeteler 2. Dünya Savaşı’nı sona erdiren Amerika’ya övgüler yağdırıyordu. Amerikan filmleri ve müziği bir anda her yere yayıldı. “Amerikan Rüyası” sarmıştı herkesi. Hulki’yi de.

Ailesine metalürji ihtisası yapmak için Amerika’ya gittiğini söylemişti. Faruk Bey 22 Haziran 1950 tarihli gazetede şu cümleyi okudu: “Monterey Senfoni Orkestrası konserinde Hulki Saner isimli bir Türk, Verdi’nin La Traviata operasından bir aryayı muvaffakiyetle okumuş ve uzun uzun alkışlanmıştır.” Neyse ki Hulki, tokat yiyemeyecek kadar uzaktaydı.

Film çekimleri arasında Hulki Saner müzik yaparken. Ona Feri Cansel, Hulusi Kentmen, Yusuf Sezgin, Esen Püsküllü ve Sadri Alışık eşlik ediyor!

Mutlu sonla biten film olur mu?

Türkiye’ye döndükten sonra müzisyenlik, NATO’da tercümanlık, kimyagerlik, gazetecilik, çevirmenlik, opera sanatçılığı, “Melodi Kervanı” programıyla ilk DJ’miz olmak gibi işler yaptıktan sonra sinemayla tanıştı Hulki Saner. Ve kendi deyimiyle “sinema onu büyüledi.”

Film müzikleri yapıyordu. Özellikle “Kalbimin Şarkısı” filmi için yaptığı müzik, dönemin en sert eleştirmeni Tuncan Okan tarafından beğeni aldı. Yapımcı olmaya karar verdi. Yaptığı ilk filmde büyük para kaybetti. Babasının tokat attığı o akşam söylediği sözü hatırladı: Bak seyirci seni beğenmedi Hulki! Seyircinin onu neden beğenmediğini anlamak için, 6 ay Çemberlitaş ve İnci sinemalarında küçükken yaptığı gibi “seyirciyi izledi.” Sonunda ne istediklerini anlamıştı. Seyirci “mutlu sonla biten filmler seyretmek istiyordu.

O yıllarda “sonu dramla biten” filmler çekiliyordu. Hulki Saner’in “mutlu sonla biten film” çektiğini duyan herkes, onun yine batacağından emindi. Ama “Sevmek Günah mı?” filmi müthiş bir gişe hasılatı yaptı. Sonra başka bir riske girdi, seyirciyi “güldürmeye” yönelik filmlere yöneldi. Ayhan Işık gibi dönemin en büyük jönünü komedi filminde oynamaya ikna etti. Turist Ömer, Horoz Nuri gibi sevimli film karakterleri yarattı. Halk komedileri çok sevmişti. Yapımcı olarak dram da çektiriyordu. Ama kendi yönettiği filmler hep komediydi. Bu yüzden çok eleştirildi.

Hulki Saner’in filmlerinde sevgililer sokaklarda şarkı söyleyerek dans eder. Kötü karakterler bile komiktir. Koşmalı, düşmeli durum komikleri çoktur. Filmin en romantik anında elinde kemanıyla Hulki Bey girer kadraja. Hayvanlardan çok korkan Turist Ömer kâh boğalarla, kâh develerle boğuşur. Yamyamlar tarafından kazanda kaynatılır. Horoz Nuri, çirkin Bedia’ya sırılsıklam âşıktır, gözü güzel kızları görmez. Hulki Saner filmlerini dikkatle izlerseniz, “annesini güldürmeye çalışan küçük Hulki’yi” hissedersiniz. Neden hep komedi filmi çektiğini şöyle açıklar çünkü:

Filiz Terzi'nin Yeni Yüzyıl gazetesinden 14 Şubat 2016 tarihinde yayınlanan Hulki Saner - Mutlu Sonla Biten Filmlerin Yönetmeni yazısı

Ben annemin güldüğünü hiç görmedim. Annem hep çalıştı, iki çocuğuna baktı. Ben isterdim ki annem gülsün. Ve böyle 2000 kişi benim filmimde güldüğü zaman… Zannederdim ki, annem de gülüyor.”

Not: 14 Şubat 1921’de doğan Hulki Saner’in “Yağmur çiselerken”, “Bir başka sevgiliyi sevemem”, “Kara kara gözler”, “Rüyalar gerçek olsa” gibi sevimli aşk şarkılarından birini “Sevgililer gününe” özel dinler misiniz? Hulki Bey hissederse çok mutlu olacaktır.

Editörün Notu: Yazı Filiz Terzi’nin izni ile yayınlanmaktadır. Daha önce Yeni Yüzyıl gazetesinden 14 Şubat 2016 tarihinde yayınlanan yazıda kullanılan görseller de Hulki Saner’in oğlunun kişisel arşivindendir. Bu yüzden görsellerde belirtilmiştir.