Bir Başkadır dizisini sonunda bitirdim!

Bir Başkadır
Bir Başkadır Netflix

Son yazımızdan sonra biraz ara verdim ama Bir Başkadır 01×06 bitti.

Ruhiye konusundaki gizemler aydınlanmaya başladı. Bölümün yarısı bunun üzerine kuruluydu. Açıkçası Ruhiye’nin ruh sağlığını bozan olayı hiç sorgulamamıştım, daha çok çevresinin bununla baş etmedeki sıkıntıları ilgimi çekiyordu. Gene de kapalı kalması mümkün olmayan bir kutuydu, kısmetse bir sonraki bölüme açarız. Bu bölümde iki tahsilli psikoloğumuzun da ne kadar başarısız olduklarını bir kez daha görmüş olduk. Biri en olmayacak zamanda “börek getir yerim”e geldi, diğeri bodoslama “bence bitirelim şekerim”e bağladı. İkisinin de motivasyonları bencil, karşının sıkıntısıyla ilgilenme gibi bir durumları yok. Güzel yansıtılmış bir kısımdı, memnun kaldım. Ve tabii final dakikalarındaki Mexican Stand Off‘u tadından yenmezdi .

Ve Bir Başkadır Son…

Not alma alışkanlığını yitirirse insan neye yarar? Öncelikle dizi, pek çok Amerikan dizisinde de arada rastgeldiğim gibi, “büyük finalini” sondan bir önceki bölümde bitirdi. Ruhiye’nin depresyonunun kaynağını gördük, Ruhiye şeytanları ile karşılaştı ve düğüm çözüldü. Dizinin katarsise ulaşıp sonrasında sonuca bağlanan ve bunu güçlü bir şekilde yapan tek olay örgüsü bu oldu. Bölümün finalindeki acı sürpriz gerekli miydi? Pek değil, ama diğer kısımlarla kıyaslandığında gerçekten sıkıntı görmüyorum.

Son bölüme geldik ve gördük ki ne Gülbin’in ne Peri’nin ne de Sinan’ın gerçekten olay barındıran bir hikayesi varmış. Üçünün de makul çatışmaları ve bunalımları var; ama bu çatışma ve bunalımlar aslında sadece diziyle yakınlaşmamızı sağlayan yemlermiş, bu cephelerde hiçbir şey olmuyor. Peri kendiyle barışıyor (?), Gülbin ablasıyla kavga ediyor, Sinan muhtemelen başkalarıyla yatıyor… En azından Peri ve Sinan’ı (ve belki çok dolaylı olarak Gülbin’i) maceraya çekecek esas aktör Meryem ise tamamen kendi kafasına göre bir romantik dalga yaşıyor.

Bir Başkadır

Oysa dizinin en başında bayılması ile bizi kamaşık oyunların, derin duyguların olduğu bir plot beklemeye itmişti. Olay barındıran bir diğer plot olan Hayrunnisa ve Hocaefendi meselesi de bana çok eğreti geldi. Anlatılmak istenen şeyi anlıyorum ama dizi başta bunun üzerine inşa edilmemişti, haliyle tesir etmiyor bazı şeyler. Kız başını açmış ve homoerotik bir şeyler var olmasına ama ne hissetmemiz gerekiyor anlamış değilim. En anlamadığım kısım ise bir anda finalde bağlanan “evlatlık” meselesi oldu. Şimdi ne anlama geliyor bu? Yani isteyene anlam bol ama değer mi? Emin değilim.

Evvelki bölümlerde diziye haddinden fazla yüklenildiğini düşünüyordum ama finalde kendi ağırlığını taşıyamadığını gördüm. Her şeyi geçtim, burjuva hayatları çok tadımlık sunup, dramasını (neredeyse) tamamen garibanlar üzerine sunması esas sıkıntı. Yapacakmış gibi davranıp sonra bu iki kutbu çarpıştırmaktan kaçınmak niye?

Bir dostum demişti, “kitap olsa okunur, diziyken sıkıntıları var” diye. Haklı. Seyrettiğime memnunum ama biraz işittiği bazı eleştirileri de hak eden bir yerde bitirmesini beklemezdim.

Bu macerayı da böyle, biraz buruk kapattık diyelim.

Bir Başkadır

Yigilante Kocagöz’ün Bir Başkadır üzerine diğer yazıları:

Yigilante Kocagoz

1987 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğu Kemal Sunal filmleriyle geçti, Kibar Feyzo’yu pek sevdi. İstanbul Erkek Lisesi’nen mezun olduktan sonra üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde tamamladı. Şu anda Heidelberg Üniversitesi’nde Gelişim Biyolojisi alanında yüksek lisans yapıyor ve Ötekisinema, Fareler Oyunda, Sinematik Yeşilçam gibi çeşitli mecralarda sinema ve çizgiroman eserleri hakkında yazıyor. Fırsat buldukça Süt Kardeşler filmini tekrardan seyrediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir