Bir Başkadır, Masum ve Diğerleri…

Bir Başkadır

Konuk Yazar: Pelin Kumral

Şu aralar Berkun Oya’dan hiçbir şey anlamadım, dizilerini sevmedim demek elitliğinize yumurta topuk ayakkabı giyinip, bir de üstüne üstlük o ayakkabının arkasına basmışsınız gibi bir şey. Neredeyse elinde tespih sevmiyorum diye nara atmışsın gibi bir etki uyandırıyor. Bir de fikirlerin hep aynı olması gerekiyor ya o yüzden elit tanındim elit giderim Ay lav Berkun Oya’nin dizileri, sembolizmin dorukları, bir deha, müthiş, son yılların yaşayan efsanesi gibi yorumlar yapmayanın da omuzlarına siyah ceketi yerleştiriyorlar. (Sembolizme giriş, herkes girince ben de tutamadım kendimi 😉)

Bense omzumda o yerleştirilen ceketim, elde tespih filan şunu merak ediyorum bu dizinin Adını Feriha Koydum’dan ne farkı var 😊

2,5 saat olması, herhangi bir TV kanalında yayınlanıp Çağatay Ulusoy ve Hazal Kaya tarafından oynanması mı sizi bozmuştu ben Türk dizisi izlememciler? 😊 (Ne Çağatay Ulusoy ne Hazal Kaya ne de Adını Feriha Koydum sevgim de asla yok bunu da belirtmek istiyorum)

Netflix’e yapılmaması mı havasını azaltmıştı? Çünkü şu an anlamını çok da kavrayamadığım bir statü sembolü kendisi.

Hasbelkader iki kara kaşı bir mavi gözüyle ünlü olmuş arkadaşlarımız bile söyle bir kasılarak işte dijitale iş yapıyoruz şu anda diyerek başlıyorlar ya sözlerine yine beni bir gülme alıyor.

Neyse Berkun Oya dizilerine geri dönelim. Olay nedir? Annesi ya da babasıyla sorunlu olan eli yüzü düzgün ama yalnız adamı alıyorsun (Issız Adam), içine biraz yalı dizisi karakteri serpiştiriyorsun (aklınıza gelen herhangi birini koyun), kadersiz aile (Adını Feriha Koydum), bir takım etnik kökenler (herhangi bir töre dizisi), ooo biraz da cinsel tercihlerle sos yapıp azıcık da her zaman olduğu gibi meslek sahibi olan kadın ya herkesle yatar ya da mutsuzdur klişesini ekliyorsun.

Bütün bunları çoook karanlık ama çoook karanlık bir Fransız filmiymişçesine çekiyor ve son olarak da elit birtakım oyuncularımızı arıyorsun.

Oyuncularımızı da elbette düğününü Four Seasons’ta kristaller arasında değil de kırda veya plajda yapmış cool olanlar arasından seçiyorsun.

E biz bu dizinin hemen hemen her karesini birçok dizide gördük. Buradan bakınca dahiyane bir yaklaşım yerine o kadar düşünülmemiş ve üstünkörü yapılmış geliyor ki o kadar anlamı nasıl yüklediler diye düşünmeden edemiyorum.

Ben durumu neye benzettim biliyor musunuz? Duman ya da Teoman okuyana kadar dinlenildiği söylemeye utanılan şarkıların vahiy gelmişçesine onların albümlerinin çıktığının ertesi günü çatır çatır ezbere söylenmesine.

Rock olunca bir elitlik geliyor ya Berkun Oya yapınca da Flash TV dizileri tadındaki her şey anlam kazanmış belli ki😊

Hiç mi bir şey sevmedim? Sevdiğim yerler oldu.

Alican Yücesoy’un oynadığı Sinan ve annesinin arasındaki diyalog neredeyse doğalın da üstünde güzel oynanmıştı.

Öykü Karayel’in canlandırdığı Meryem karakterinin kendisine ondan hoşlanan kişi tarafından verilen çikolatasını kıtır kıtır yediği bir sahne var gerçekten eğlenceli ve etkileyici olmuş.

Diyalogları diğerlerine nazaran az olsa da bence dizide öne çıkan karakter Bige Önal. Bige Önal’ı özellikle sarı saçları havalı kıyafetleriyle görmeye alıştığımız için böyle hırka, dizi çıkmış eşofmanla, kendini ifade etmekte güçlük çeken bir tiplemede görmek oldukça enteresan bir deneyim oldu.

Öykü Karayel bu rolün çok benzerini daha önce de oynamıştı ki bence bu, Öykü’nün en iyi performansı da değildi. Kuzey Güney’deki rolünü hatırlayanlarınız belki vardır o rolde kendisi çoook daha etkileyiciydi.

Bir de Berkun Oya dizilerinde bir çıkıp arabadan delirircesine oynama sahneleri var. Bir tanesinde gördüğümüzde gülüyoruz ama diğerinde de benzer sahne görünce “Tamam canım” diyesi geliyor insanın. Ha belki imza sahne olarak her diziye koymak istiyordur o da tabii ki kendisinin bileceği iş.

Son lafa gelirsek bir daha lütfen bu diziyi Şahsiyet’le karşılaştırmayın çünkü gerçekten alakası yok. Yani her yapılan biraz eksantrik görünümlü şeyi Şahsiyet’le karşılaştırmayalım. Ne zaman bir Netflix dizisi yapılsa bakıyorum hemen bir Şahsiyet karşılaştırması yapmalar. Buna gerek yok. Şahsiyet nev-i şahsına münhasır bir diziydi sanırım hakkettiği ilgiyi de gördü. Severek anıyoruz ve bazen düşünüp gülüyoruz ama olur olmadık her şeyle karşılaştırmıyoruz değil mi ama 😊

Gelelim Masum’aaa😊 Kaybedilmiş 58X8 dakikanın hesabını seyret diyenlere sormak üzereyim. Şimdi içinde her Haluk Bilginer gördüğümüz diziyi seyret çok güzel diye önermesek mi acaba? Çünkü Haluk Bilginerler de hata yapar 😊 Ya da o kendine düşen bölümü iyi oynamıştır ama toptan bakınca dizide gerçekten pek de beğenilecek bir şey yoktur.

Katil aşçıymış hoh hoh hoh ne kadar da yaratıcı ve sonu asla bilinmeyecek denklemlere girmişsin sen öyle, ne kadar da sürpriz olduğu diyerek koşarak uzaklaşmak filan istedim bitince. Bazı yerleri ileriye alarak izledim. Gerçekten epey bir sıkıldım. Ben açıkçası tavsiye etmiyorum. Onun yerine git Aşk 101 izle ya en azından iki gülersin😊

Eveet bu sefer de içimi döküp rahatladığıma gore herkese sevgilerimi gönderiyorum 😊 Tekrar görüşmek üzere.

Peliiin😉

Sinematik Yeşilçam İçin Hazırlayan: Pelin Kumral – Aralık 2020

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir