Kanun Maddesi Kaldıran Film – Madde 438 (1990)

Gülşen Bubikoğlu, Türk sinemasının önemli isimlerinden birisi. 1973 yılında Ses Dergisi’nin tertip ettiği yarışma ile daha ilk günden kelli felli prodüktörlerin dikkatini çekmiş bir sima… Hepimiz onu yetmişli yıllarda çevirdiği Tarık Akanlı filmlerle tanıyoruz. Hakikaten iyi bir ikili olmuşlardı. Romantik komedi denilince akla ilk gelen partnerlerdendi onlar… Bu filmler iyiydi hoştu amma gerçeklikten kopuktu. Yetmişler pop müziğinin ziyadesiyle filmi işgal ettiği, anlamsız hippi danslarıyla dolu, büyük aşklar kavgayla başlar sosunun bolca sıkıldığı, sahilde el ele koşmalı bu romantik filmler seksenli yıllara yaklaştıkça da vadesini yitirdi. Zira herkes değişmeye başlamıştı.

Tarık Akan ile Gülşen Bubikoğlu da bu değişim karşısında Ferit ve Zehra olarak kalamazdı ya! Tarık Akan saçlarını kesti, ideolojisine yakın hatlarla şekillenmiş bıyığını bıraktı ve toplumcu filmlere yöneldi. Gülşen Bubikoğlu ise her geçen yıl toplumcu dozajını arttırarak derdi olan filmlere doğru yelken açmaya başladı. Bubikoğlu’nun geçişi Akan kadar keskin olmadı, bu değişim takriben 10 yıla yayıldı diyebiiriz. Kendileri bu zaman diliminde Kurtar Beni, Suçlu, Kıskıvrak, Kızım ve Ben, Savunma ve Madde 438 gibi kaygısı olan dertli işlerde yer aldı. Bu toplumcu filmlerin içinde inci gibi parlayan bir eser var. Hukuk öğrencisi olmam hasebiyle de ayrıca dikkatimi çeken Madde 438, kanaatimce Gülşen Bubikoğlu filmografisinin ve hatta Türk sinema tarihinin en önemli filmlerinden birisi. Dünya tarihinde eşine rastlanılmayan bir şekilde daha vizyona girmeden kanun maddesi kaldıran bu filmi, dilim döndüğünce; kalemim yettiğince sizlere anlatmaya çalışacağım.

Mühim not: Film araştırmalarımı olabildiğince uzun bir süreye yaydım. Ve yakın bir tarihte filmin yönetmeni Ümit Efekan beye filmle ilgili merak ettiklerimi mesaj yoluyla yönelttim. Kendileri mesajıma kayıtsız kalmadı, bendenizi telefonla arayıp, samimi ve içten bir dille aklıma takılanlara ışık tuttu. Ustalık bu olsa gerek… Var olsun, sağ olsun.

Madde 438: “Irza geçmek ve kaçırmak fiilleri, fuhşu kendine meslek edinmiş bir kadın hakkında irtikap olunmuşsa ait olduğu maddelerde yazılı cezaların üçte ikisine kadar indirilir.”

Efendim Madde 438, 1990 yapımı bir film. Senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı, Ümit Efekan’ın rejisör koltuğunda oturduğu, özgün müziğin Melih Kibar imzasına nail olduğu filmimizin yapımcısı ise bay sinema Türker İnanoğlu.

Başrolleri Gülşen Bubikoğlu(Naciye Tuna), Berhan Şimşek(Sabri) ve Hakan Ural(Gazeteci Oktay) paylaşıyor. Şimşek, filmde kendi sesiyle konuşurken; Bubikoğlu’nu Sema Aybars seslendiriyor. Nedim Doğan, Mehtap Anıl, Güzin Çorağan, Işık Aras, Selahattin Fırat, Hakkı Kıvanç gibi isimler ise yan rollerde arzı endam ediyorlar.

Film, 1986 yılında yaşanan gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanma. Dönemin basın yayın organlarının ziyadesiyle gündeminde olan namı diğer N.T olayı. Gazete küpürlerine yansıyan bu olay haber okumalarına önem veren yönetmen Ümit Efekan’ın da dikkatinden kaçmıyor ve zihninde toplumcu bir film çekmenin ulvi kıvılcımı çakıyor… Sonrasında ise Efekan-Tünaş-İnanoğlu işbirliğiyle bu fikir mühim bir filme dönüşüyor. Filmin başrol oyuncusu Gülşen Bubikoğlu bir gazete röportajında yapım hakkında şu ifadeleri kullanıyor: “Kadın unsuru ağırlıklı dizileri ve filmleri tercih ediyorum. Yakında uzun süre kamuoyunu meşgul eden N.T olayı ile ilgili yeni bir filme başlıyorum. İşte ben de sinema tekniğiyle topluma o kadının durumunu ortaya koymak istiyorum. Burada amaç kişiler değil toplumdur. Ülkemizde kadın hareketleri başladı. Fakat yetersizlikler var. Çünkü sadece kadınları eğitmek yetmiyor. Erkekleri, kısaca tüm toplumu eğitmeliyiz.”(1) Röportajda da dile getirilen N.T olayı, Antalya’da gerçekleşen bir hadise. Filmin yönetmeni Ümit Efekan bu hadiseye yeterince hakim olmak için Antalya’ya gidiyor mağdur N.T’yi tanıyanlarla konuşup, N.T ile de diyalog kuruyor.(2) Gerçeklikten kopulmamak için uğraşılmış anlayacağınız.

Madde 438

Yaşanmış Bir Hikaye

Vesikası bulunan N.T. isimli kadın, 4 kişinin tecavüzüne uğruyor. Haliyle tecavüz fiilini gerçekleştirenler de TCK m.438’i kendilerine kalkan yapıyor. Bu düzenlemenin Türkçesi ise şu: Hayat kadınlarının ırzına geçmek x ceza, diğer kadınların ırzına geçmek 3x ceza… Ali Güzel Başkanlığı’ndaki 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, N.T.’nin avukatı Durgazi Şimşek ile Nevzat Şimşek itirazda bulunuyorlar, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, kanun maddesini Anayasa’nın 10., 12., 17. ve 19. maddelerinin birinci fıkraları, hukukun temel ilkeleri ile adalet duygusuna aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi’ne taşıyor. Fakat mahkeme heyeti TCK’nın 438. maddesinin Anayasa’nın belirtilen hükümlerine aykırı olmadığına oy çokluğuyla(7 leh-4 aleyh) karar veriyor. Gerekçesinde ise şu ifadelere yer veriyor: “Fahişe, fuhşu kendisine meslek edinmiş, onu ticarî bir iş kabul etmiş olduğundan bu tür kadınların kişi ve cinsel özgürlükleri iffetli kadınlarınki kadar bozulmuş sayılamaz.”(3)

765 sayılı eski TCK cinsel suçları “Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhinde Cürümler(Genel Ahlak ve Aile Düzenine Karşı İşlenen Suçlar” başlığı altında kategorize etmiştir.(4) Bu tavır, cinsel suçların cinsel dokunulmazlık kavramından ziyade ırz, iffet, namus üzerine temellendirilen bir bakışla anlamlandırıldığının göstergesidir. Maddenin lafzından da anlayacağınız bu ilkel düzenleme, fuhuşu meslek edinen bir kadının cinsel dokunulmazlığını, bu grubun dışındaki kadınlara nazaran daha az değerli gören bir kanun maddesi… Bir başka deyişle, hayat kadınlarına yönelik gerçekleştirilen cinsel saldırıların haksızlığını, diğer kadınlara karşı gerçekleştirilen cinsel saldırıların haksızlığından daha hafif gören namus kavramı üzerinden kurulan sığ bir cezalandırma politikası örneği.

Filmin Artıları

Ümit Efekan beyden edindiğimiz bilgilere göre, filmin çekimi bittikten sonra dönemin Dışişleri bakanı Mesut Yılmaz(kısa bir süre sonra da başbakan oluyor.) ve filmin prodüktörü Türker İnanoğlu yapımı birlikte izliyor. Film, Mesut Yılmaz’ın epey dikkatini çekiyor, kısa bir süre sonra da kanun maddesinin kaldırılması için meclisi harekete geçiriyor. ANAP ve SHP maddenin kaldırılması için önerge hazırlıyor. Ve tarihler 21 Kasım 1990’ı gösterince insan haklarına aykırı olan Madde 438 kaldırılıyor. Bu dünyada bir ilk! Film vizyona girmeden kabineye ulaşıp akabinde de yasama organını harekete geçiriyor… Bir film, kabul edilemez bir kanun maddesini söke söke ilga ettiriyor anlayacağınız. Haklı olarak Erler film de bu yapımı Türk sineması adına onur filmi olarak görüyor. Sanat doğru kullanılırsa nelere kadir…(Kanun maddesi kaldıran veya kaldırılmasına vesile olan başka filmler de mevcut. Ancak onlar tuttuktan sonra; bu film ise daha çıkmadan bu vazifeyi ifa etmiştir.)

Naciye Tuna karakterine hayat veren, Gülşen Bubikoğlu adeta tek başına starlaşmış. Sema Aybars‘ın herhangi bir radyo programındaki masal anlatıcısını andıran seslendirmesi bu duruma gölge düşürmek için ziyadesiyle çabalasa da muvaffak olamamış efendim. Bu arada bir itirafta bulunmak istiyorum: Genelde zengin kız rolleriyle akıllarımıza kazınan, fakir kız rollerinde dahi varlıklı bir görüntü veren Bubikoğlu, bu film aracılığıyla kendisine karşı beslediğim önyargılarımı yıktı geçti. Birçok filminde Batı konseptiyle giyinen, saçları fönlü Avrupai oyuncumuz bu filmde başörtülü, pardesülü ve az makyajlı bir imajla karşımıza çıkmakta. Bubikoğlu, jest ve mimikleriyle Türk toplumunun ekonomik olarak alt tabakasında konumlanmış insanları gerçekçi bir tavırla temsil etmiş. Kendisine Altın Portakal getiren Kurtar Beni filminden sonra oyunculuğunu en üst düzeyde gördüğüm film Madde 438’dir. Filmi izleyince ne kastettiğimi tam olarak anlayacaksınız…

Film basit propaganda dilinde değil. Efekan telefon konuşmasında: “Asprin iç demedik, böyle bir şey var dedik.” diyor… Üstelik realist bir feminizm değerlendirmesine sahip. Kadın hareketlerinin müspet ve menfi tutumlarına dengeli bir şekilde yer verilmiş. Sahada kendisi için mücadele eden samimi feminizm ile; kendisiyle medya eşliğinde temasa geçen salon feminizmi filmde şuurlu bir hassasiyetle kıyaslanmış.

Berhan Şimşek, Naciye’nin imam nikahlı kocası Sabri rolü için biçilmiş kaftan. Babacan görüntüsü , tok sesi ve eli kolu bağlı duruşuyla rolünün üstünden gelmiş.

Özgün müzik, Hababam Sınıfı’nın akıllara kazınan melodisinin sahibi  Melih Kibar üstada ait. Tınılar filmdeki karamsar ve iç acıtıcı rüzgarı hissetmenizi sağlıyor. Ve filmin önüne geçecek kadar göze sokulmamış, kararında işlenmiş.

Madde 438

Filmin Eksileri

Madde 438, hayat kadınlarına karşı gerçekleştirilen tecavüzü, diğer kadınlara karşı gerçekleştirilen tecavüze nazaran daha az cezaya hükmeden bir kanun maddesi. Film de ismini bu maddeden alıyor. Fakat Naciye Tuna hayat kadını değil. İftiraya uğrayan birisi. Bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: İftiraya uğramasaydı bu film suç mağduru hayat kadınları için de çekilecek miydi? Filmde bu mesaj feminist pankartları aracılığıyla, gazeteci Oktay vesilesiyle veriliyor fakat dozajı tartışılır…

Genel itibariyle dublaj zayıf. Seksenlerin sonu ve doksanların başı dublajın sıkıntılı olduğu yıllar diye düşünüyorum.

Naciye’nin başına gelenler yer yer acıların kadını formatına evriliyor. Toplumsal içeriğe ve kadın haklarına temas etmenin yolu kanaatimce, acıma duygusundan değil; insana sadece ve sadece insan olduğu için verilmesi gereken değeri izah etmekten geçiyor. Yeşilçam’ın en hızlı ve en üretken senaristlerinden olan Erdoğan Tünaş’ın eski alışkanlıkları da bu dramatik dilin tercih edilmesinde etkili gibi.

Gazeteci Oktay, daha derin işlenebilirdi. Güncel, doğru ve kamu yararına olan bir konuya idealistçe yönelen bir gazeteci portresi beklerdim açıkçası. Ayrıca Hakan Ural da pek fazla rolü sırtlayamamış.

Film ile Gerçek Arasındaki Farklar

N.T: Nazire Tarhan.(5) Filmimizde ise Naciye Tuna.

Olay Antalya’da yaşanıyor. Filmimizde ise mekan olarak İstanbul kullanılmış. Yukarıda da belirttiğim gibi Ümit Efekan o dönem Antalya’ya gitmiş. N.T Antalya’da durumu iyi olmayan bir kenar mahallede yaşıyormuş. Efekan durumu gerçekçi bir şekilde yansıtmak için İstanbul’da benzer bir mahalleyi tercih etmiş. (Tarabya’dan aşağı inerken sağ tarafta kalan Gürsel Mahallesi)

N.T’nin vesikalı bir hayat kadını olduğu tutanaklarda geçerken. Film bu durumu, failin daha az ceza almak için Naciye’ye attıkları iftira olarak ele almakta.(Çünkü N.T film ekibine olayı böyle anlatmış.)

N.T olayının üzerinde duran ve m.438’e itiraz eden merhum avukat Durgazi Şimşek’tir.(6) Filmde Naciye’nin avukatı gözükmüyor. Medyanın önemine binaen Gazeteci Oktay, olayı alevlendiren isim olarak işlenmiş.

Dünden Bugüne Cinsel Suçların Cezalandırılma Politikasındaki Önemli Değişimler

765 sayılı eski ceza kanununda cinsel suçlar “Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhinde Cürümler” başlığı altında düzenlenirken yeni ceza kanununda “Kişilere Karşı Suçlar” başlığı altında yer almıştır. Böylelikle korunan hukuksal değer iffetten, bireyin cinsel hürriyeti kavramına yönelmiştir. Eski tanımlama mağduru namusu çiğnenmiş olarak yaftalarken olurken yeni tanımlama failin haksızlığını öne çıkarıcı niteliktedir.

Eski kanunda ırza geçme ve ırza tasaddi olarak sınıflandırılan suçlar yeni kanunda cinsel saldırı ve cinsel taciz olarak düzenlenmiştir. Irz, iffet, namus gibi subjektif kavramlardan çıkılıp cinsel hürriyeti ima eden bir dil değişikliği getirilmiştir.

Eski kanunda, ırza geçme suçunun faili yalnızca erkekler olabiliyorken; mevcut kanunda, cinsel suçların faili cinsiyet ayırt edilmeksizin herkes olabilir. Böylelikle bireyin cinsel dokunulmazlığını ihlal eden cinsel suçların faili yalnız erkektir bakışı terk edilmiştir.

Eski kanunda, kadının tecavüz eden tarafından evlenmesi cezayı düşürücü bir sebep olarak yer almaktaydı. Bu ilkel düzenleme de yerini tarihin tozlu sayfalarına taşıdı. Böylelikle ırz, iffet, namus kavramları esas alınarak insana biçilen subjektif değer terk edilmiş, insana sadece ve sadece insan olduğu için evrensel bir bakış açısıyla hak ettiği hürriyet iade edilmiştir.

Eski kanunda erkeğin eşine tecavüz etmesi ırza geçme olarak kabul edilmiyordu. Yalnız ters yollu ilişki aile efradına karşı kötü muamele olarak cezalandırılıyordu. Mevcut kanunda eşe karşı gerçekleştirilen cinsel saldırı suçu şikayete bağlı olarak düzenlenmiştir. Sırf evli olması sebebiyle, bireyin eşi üzerindeki rıza dışı otoritesine, hukuki, çağdaş bir neşter atılmıştır.

Ayrıca 6545 sayılı kanunla birlikte, cinsel saldırı fiilinin üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi ve suçun insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunun bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi cezada arttırım gerektiren nitelikli haller olarak eklenmiştir.

Kaynakça

1)Birgül Karaoğlu, Gülşen Bubikoğlu, Televizyon’da Kösem Sultan’ı Oynamak İstiyor.

2)Hayri Caner, Yeşilçam Filmleri.

3)Arş. Gör. Kadir Can Özel, Kadın Haklarında Dönüşümün Simgelerinden Biri Olarak

N.T. Olayı ve “Madde 438”

4)Prof. Dr. Durmuş Tezcan/Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem/ Doç. Dr. Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku.

5)Cumhuriyet-21.3.1990

6)Eda Yüzer, O Avukat Öldü.

7)Prof. Dr. Mahmut Koca/ Prof. Dr. İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler.

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan: Cemal Berktaş – Nisan 2021

Cemal Berktaş

17 Eylül 1997 tarihinde Malatya’da dünyaya geldi. Sanatla oldu olası haşır neşir olan Berktaş, küçük yaştan itibaren sürekli bir şeyler yazıp karalamaya ve Yeşilçam klasiklerini izlemeye bayılır. Ancak ciddi üretim ve faaliyetlerine lise çağlarında başlar.*2014 yılında Kayseri Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Uluslaraası Liseler Tiyatro Festivali‘ne Beydağı Abdülkadir Eriş Anadolu Lisesi tiyatro ekibinin mensubu olarak katılır. Orhan Asena’nın “Ölümü Yaşamak” adlı oyununu gösterime ekip olarak sunarlar. Oyundaki Mustafa rolüyle jüri tarafından “en iyi erkek oyuncu” ödülüne layık görülür.*2015 yılında istemeyerek de olsa İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümüne başlar.*2015 yılının sonlarına doğru Bayırbucak Türkmenlerinin çektiği sıkıntılar üzerine yazdığı "Bayırbucak Yanıyor" şiiri 170 bin tirajlı Türkiye Gazetesi‘nde neşredildi. Bu şiir Türkmen Derneklerinin resmi sayfalarında ve yerel gazetelerde de neşredildi.*2016 yılının başlarında İ.Ü Tarih ve Düşünce Topluluğu‘nu kurdu. Topluluğu iki yıl ilmi usüllerle yönetti. Birçok faaliyete imza attı.*2017 yılında küçük çaplı iki blogda şiir ve fikir yazıları yayınlandı. Blog sahiplerinin baskı, sansür ve ufuksuzluklarına dayanamayıp buralardan ayrıldı.*Akabinde Aralık 2017’de gördüğü lüzum üzerine hür bir şekilde, kimsenin dokunamayacağı yazıları yazmak maksadıyla şahsi internet sitesi cemalen‘i kurdu.*2018 yılının başlarında yine Türkiye Gazetesi‘nin genç yazarlar köşesinde "İdealler ve İnsan" başlıklı yazı dizisiyle "Her Şeyin İlacı Para Mı?" isimli yazıları neşredildi.Biyografinin başında da belirttiğimiz gibi istemeyerek yazdığı Sosyal Hizmet’i hasıl olmasını istediği şartlar olgunlaştığında bıraktı. Üniversite sınavına tekrar girip, mizacına daha uygun olan Hukuk Fakültesi’ni(Akdeniz Üniversitesi) kazandı…*Ağustos 2018’den bu yana ise Sinematik Yeşilçam'ın kurucularından, film inceleme yazarı Utku Uluer‘in teklifi üzerine Sinematik Yeşilçam’da çok sevdiği naif ve samimi Yeşilçam filmlerinin incelemelerine yer veriyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir