”İyi ki doğdun Adoş”

O gün saat 18:00’e kadar bütün işlerini bitirmesi gerekiyordu Tarık Akanın. Bir randevusu vardı. Çok önem veriyordu bu buluşmaya. Hürriyet Kelebek muhabiri, o gün Tarık Akan’ın yanına gitmişti. Tarık Akan, muhabire “12 yıllık aşkım beni bekliyor, bir haftadır da görüşemedik. Telefonda sesini duydum ama ben yine de merak ediyorum.” demişti. Oysa Tarık Akan hiç bu denli açık konuşmaz, karşısındakine koz vermezdi. Kelebek muhabiri daha da meraklanmıştı. Tarık Akan, muhabiri de davet etmişti. “İsterseniz siz de benimle gelin, birbirimizi nasıl seviyoruz görün.” diyordu.

Tarık Akan’ın bu çok önem verdiği randevusuna birlikte gittiler. Yıldız’da bir evin kapısını çaldı. Bir yandan da içeri sesleniyordu; “Adoş, Adoş! Ben geldim…”

Adoş da kim acaba diye düşünüyordu muhabir. Derken kapı açıldı ve karşılarına milyonların sevgilisi Adile Naşit çıktı. Tarık Akan’ın sevgili “Adoş”u…

Adile Naşit’in “Hoşgeldin oğlum, gözlerim yollarda kaldı.” Demesiyle sarmaş, dolaş oldular. Tarık Akan “Seni çok iyi gördüm, bana bak gün geçtikçe güzelleşiyorsun.” derken, Kelebek muhabirine dönüp  “İşte gördünüz mü, benim 12 yıllık aşkım, sevgilim, annem kadar sevdiğim Adoş’um kimmiş?” diye açıklama yapıyordu.

Tarık Akan Adile Naşit

Tarık Akan, eve girince ne yapacağını şaşırmıştı Adile Naşit. Onu iyi ağırlamak için pervane gibi dönüyordu etrafında. Adile Naşit’in 1966 yılında kaybettiği oğlu Ahmet ise duvardaki fotodan seyrediyordu bu mutlu sahneyi. Adile Naşit sevgiyle bakıyordu oğlu gibi sevdiği Tarık Akan’a “Tarık benim oğlumdur, beni hep arar, hatırımı sorar, bir şeye ihtiyacım olsa hemen koşar. Beni hiç yalnız bırakmaz, Allah bir oğlumu aldı ama bana bir oğul daha verdi” diyordu.

Adile Naşit, oğlu Ahmet Naşit Keskiner’i 1952’de, henüz 22’sindeyken getirmişti dünyaya. Oyunculuk kariyerine ara vermemişti. Ahmet, ilkokul 2. sınıfa geldiğinde rahatsızlanmıştı. Kalbi doğuştan delikti ve o yıllarda bu tip gerekli ameliyatlar hem çok pahalıydı hem de sadece Amerika’da mümkündü. Ameliyat masrafları ise tiyatrocu babası Ziya Keskiner ve annesi Adile Naşit’in karşılayabileceği bir miktar değildi. 1966 yılının parası ile tam 100 bin lira gerekmekteydi. Sanatçı arkadaşları yetişmişti imdatlarına. İstanbul Şehir Tiyatroları, bir gecelik gelirlerini vermişti aileye. O paralar ve dönemin gazetelerinin başlattığı kampanyalarla denkleştirilmişti küçük delikanlının ameliyat parası. Ahmet, Amerika’ya gitmişti, başarılı da geçmişti ameliyatı. Ama bir gün komaya girdi ve Ahmet bir daha uyanamadı. Tarih 16 Haziran 1966’yı gösterirken, tam da annesinin doğum gününden bir gün önce. Biricik oğlunun ölüm haberini İzmir’deki bir oyun öncesi aldı Adile Naşit. Bu habere rağmen sahneye çıktı ve bütün salonu kahkahalara boğdu. Ama bu olay onun bütün hayatını değiştirmişti. İzmir’den İstanbul’a geldiği uçaktan perişan bir halde inen Hafize Ana, bir daha uçağa binmedi ve bir daha doğum gününü kutlamadı. Ta ki Tarık Akan’ı tanıyana kadar. Adile Naşit, Tarık Akan’ı oğlu gibi gördüğü için doğum gününü sadece onunla kutladı. Evet o gün Adile Naşit’in doğum günüydü.  Tarık Akan, Adile Naşit’in oyuncakları sevdiğini bildiğinden oyuncak bebek almıştı. “Adoş’um sen oyuncak bebekleri çok seversin, buna da baktıkça beni hatırlarsın. İyi ki doğdun Adoş…” diyerek doğum gününü kutluyor ve pastayı kesiyorlardı.

Daha sonra birbirlerine sarılarak oturdular kanepeye ve tatlı tatlı sohbete başladılar. Tarık Akan elini Adile Naşit’in omuzuna attı. Aralarında gerçek bir sevgi gerçek bir dostluk vardı. Bu, daha ilk bakışta anlaşılıyordu. “Ne iyi ettin de geldin Tarıkçığım, özlemiştim seni.” derken Tarık Akan da takılıyordu Adoş’una “Bana bak Adoş, sen gün geçtikçe gençleşiyorsun.”

Tarık Akan “Adoşcuğum hatırlıyor musun bir keresinde benim karım olmuştun?” diye söze girince Adile Naşit ünlü kahkahalarından birini atmıştı. Adile Naşit; “Tabi hatırlıyorum, Ah Nerede filminde gelinlik giyip senin koluna girmiştim. Nasıl eğlenmiştik o gün?”

 1971’de Beyoğlu Güzeli filminde Adile Naşit ev sahibesini, Tarık Akan ise onun kiracısını oynamıştı. O filmde tanışmıştı iki büyük sanatçı. 1973 yılında çevirdikleri Canım Kardeşim filminde ise ana-oğul olmuşlar ve sıkı dostlukları orada başlamıştı. Tarık Akan sık sık ziyaretine gider, hatırını sorar, ihtiyaçlarını karşılardı. İkili, bir ana-oğul gibi birbirlerine bağlanmışlardı.

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Murat Hattatoğlu – Haziran 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir