Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar (7) Suzan Avcı

Hepinize selamlar kıymetli okurlarımız. Bitmeyen yazı dizisi Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar‘ın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikte olmanın sevincini yaşıyorum. Seriye başlarken gözden kaçırdığım isimlerin eklenmesiyle böylece yedinci yazıya ulaşmış oldum. Umarım Sinematik Yeşilçam sayfalarında tanık olduğunuz bu deneyim hoşunuza gidiyordur. Hazırsanız başlayalım o halde.

Bu hafta tekrardan 60’lara dönerek dönemin gönül çelen güzellerinden özel bir sanatçıyı, saygıdeğer Suzan Avcı’yı konuk etmenin tam zamanı. Diğer yazılarımda olduğu gibi, sanatçımızdan ve yazılan şarkının bestecisinden kısaca bahsedip eserin sözlerini mercek altına alacağım ve şarkıyı dinleyebileceğiniz YouTube linkiyle yazımı sonlandıracağım. Tadını çıkarın.

Tatar kökenli göçmen bir ailenin Bursa doğumlu kızı Suzan Avcı, tiyatro sahnesinden geçtiği sinemamızda aktif olduğu 40 yılı aşkın sürede yüzlerce yapımda rol alarak ismini ölümsüzler arasına yazdırmıştır. Rol aldığı filmlerde kendisiyle özdeşleşen vamp kadın imajı bugün hala dillerde ve hafızalarda. Öyle ki Yeşilçam ve vamp sözcükleri yan yana geldiğinde cümlenin devamında ismi ilk olarak geçen yıldızlardan bir tanesi her daim kendisi olmakta. Hiç bir zaman unutulmayacak ve yeri asla dolmayacak bir figür.

Suzan Avcı

Genlerinden gelen baş döndürücü egzotik güzelliğiyle, hem masum hem de kışkırtıcı halleriyle sadece beyaz perdenin bir arzu nesnesi olmakla kalmamış, yeteneklerini, tılsımını ve etki alanını sahnelere taşımayı bilmişti. Kıpır kıpır, edalı işveli, sempatik ve de seksi…

Yapımcıların oyuncuları bonolarla oyaladıkları dönemde gazinoların sıcak para ve yüksek meblağ garantisi sahneleri cazibeli bir hale getirmişti. 60’larda isim yapan nice kadın ve erkek yıldız sinemaya devam ettikleri dönemde sahneyi de denemişti. Her daim peşinden koşulan ve şöhretin zirvesini yaşayan Suzan Avcı, bu furyanın önemli bir temsilcisi olarak sahnelerde boy göstermeye başlamıştı. Kısa aralıklarla hem dansözlük hem de şarkıcılık yapan sanatçı, bu iki yönüyle birden kendini dönemin diğer kadın yıldızlarından ayrıcalıklı bir yere konumlandırmayı başarmıştı.

Söz, Müzik : Kudret Şandra – Okuyan : Suzan Avcı – Bana Derler Çapkın Suzan (Serengil 10005) 1964

Suzan Avcı Kudret Şandra

Tam da bu sahne furyasının ortasında öteden beri organizatörlük ve menajerlik yapan Öztürk Serengil‘in aklına parlak bir fikir geldi. Sahnelere çıkan, filmlerde şarkı söyleyen yıldızlar neden seslerini evlerde, dolmuşlarda, meyhanelerde duyurmasındı. Plakçılık işinde para olduğunu düşünerek kendi firması Serengil Plak‘ın temellerini atan Öztürk Serengil, setlerden tanıştığı oyuncu arkadaşlarını kolaylıkla ikna ederek onları stüdyoya sokmayı başarmıştı. Prodüksiyonlar için hiç bir masraftan kaçınmamıştı. Kuşe kartona bastırdığı renkli plak kapakları özenli, göz alıcı ve plak piyasası için yenilikçi nitelikteydi.

Takvimler 1964 yılını gösterirken şirketin beş numaralı plağı piyasadaydı ve pikaplardan Suzan Avcı’nın cilveli sesi duyulmaktaydı : Bana Derler Çapkın Suzan

Ben erkeğe gönül vermem, hem de aşka inanmam (2) / Çapkınların gülüşüne vallahi aldanamam (2)

Bana derler çapkın Suzan, numaradan anlamam (2) / Külhanbeyleri severim, pek toylardan hoşlanmam (2)

Amaaan, amaaan, amaaan, amaaan (2)

Kurulsun masalar, açılsın rakılar, gerdanıma takılsın sarı sarı liralar

Kurulsun masalar, açılsın rakılar, gerdanıma takılsın çil çil liralar

Şarkının sözlerini ve müziklerini hazırlayan Kudret Şandra, dans sahnesindeki maharetiyle şöhret olurken 60’lardan itibaren Yeşilçam filmlerinde hem dansçı hem de oyuncu olarak görünmüştü. Pek çok şarkıcıya, dansöze, mankene, güzellik kraliçesine oryantal dansları öğretirken ismi ”Dünyaya göbek attıran adam”a çıkmıştı. Dansla yetinmeyip şarkılar yazmış ve plaklar da doldurmuştu. Suzan Avcı’ya oryantal dersleri vererek dansöz olmasını sağlayan Kudret Şandra, Avcı’nın tek plağının A yüzü şarkısına imzasını atmıştı.

Gerdanına takılan liralardan anladığımız üzere Çapkın Suzan’ı bir çengi olarak tasavvur etmiş renkli sanatçı. Birbiriyle mükemmel derecede uyumlu söz-müzik eğlenceli anlar vaat ediyor. Eser teması ve içeriğiyle de Osmanlı’dan gelen kanto geleneğinin 60’lardaki modern bir yorumuydu adeta. Şarkının sürprizi gazel bölümünde, Yorgo Bacanos‘un Hüseyni makamındaki Bir Yaz Gecesi Çamlıca Mehtabına Geldin isimli eserinden alınan kısımda. Yorumcuyu tespit edemediğim kayıttaki gazelhan, Çapkın Suzan’a karşı koyamamış, bakın nasıl da aşka gelmiş.

Aydan da güneşten semadan da güzeldin / Billahi o gün sen iki mehtaba bedeldin bu gece / Medet hey hey

O kadar naz etme güzelim / Senin de hayranın olan derman bu gece / Yar aman aman / Gönüle medet yar ay

Öztürk Serengil için evdeki hesap çarşıya uymamış, seri olarak yayınlanan Serengil Plakları tutmamıştı. Büyük bir maddi zarara uğradığından bir daha da plakçılığa tövbe etmişti. İlerleyen yıllarda verdiği bir röportajda şöyle demişti :

“Film seyircisi Fatma Girik’in dolgun göğüslerini, Neriman Köksal’ın olgun kalçalarını, Vahi Öz’ün bir ileri bir geri giden kel kafasını iki saat seyrediyor, ancak onların seslerini iki dakika bile dinlemeye tahammül edemiyordu.”

Suzan Avcı, 1970’de evlendiği senarist Erdoğan Tünaş‘la olan seviyeli ve mutlu birlikteliğiyle daha düzenli bir hayata geçmiş bu tarihten sonra sahnelere dansöz ya da şarkıcı olarak bir daha adım atmamıştı.

Kudret Şandra, 70’lerin sonunda tövbekar olup maneviyata yönelmiş, hacca gitmiş ve ömrünün kalan kısmını inzivaya çekildiği Çınarcık’da geçirmişti. Yeşilçam’dan Kabe’ye isimli kitabında oldukça ilginç hayatından kesitleri okurlarıyla paylaşmıştı. 9 Ocak 2020’de kaybettiğimiz kıymetli ismi bu yazı vesilesiyle de tekrardan anmış olalım.

Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar‘ın bir sonraki bölümünde yeniden görüşebilmek ümidiyle. Sağlıcakla kalın.

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Sabahattin Bilgiç Haziran 2021

Sabahattin Bilgiç

1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir