Absürt Otokritik Film: Ömerçip (2003)

80’li yılların sonlarına doğru Yeşilçam kültürü beyaz perdeyi yavaş yavaş terk etmeye başladı. Zira olması gereken de buydu, dünya değişiyordu, sinema anlayışının da değişmesi olağandı. Deneysel/bağımsız filmlerin beklediği fırsat doğmuştu… Klasiklerden beslenen Yeşilçam kültürü de bir şeyler yapmalıydı! Tarihler 1989’u gösterince Yeşilçamlılar tarafından tatlı bir furyanın ilk kurşunu atıldı: Arabesk! Türk sinemasının iki dev şirketi olan Erler Film ve Arzu Film ortaklığında harikulade bir öz eleştiri filmi çekildi. Evet bu film bayatlamış, klişeleşmiş Yeşilçam klasiklerini tiye alıyordu. İşin şaşırtıcı kısmı tepeden tırnağa tüm ekip de Yeşilçamlıydı… Pratik zekaları ve fırsatçılıkları sayesinde kendi ürettiklerini eleştirebildiler. Bu durum onlara itibar kaybettirmedi aksine yeni bir ruh kattı. Böylelikle Yeşilçamlılar değişen sinemada dinamik kalabileceklerini gösterdi.

Formül tutmuştu! Arabesk ölmek üzere olan Türk sinemasına ilk kalp masajını yapmıştı… Eşkiya ile can kurtaran Şener Şen‘in ilk doktorluk tecrübesini Arabesk’te yaşadığını söyleyebiliriz.

Türk sinemasının değişmez bir kuralı vardır: Tutan şeyi sonuna kadar sürdür/sömür! Hangi yapım tutarsa yakın bir zamanda benzerleri peydahlanır etrafta… Arabesk tutmuştu ve bu benzerlerinin geleceğine haberciydi. Kahpe Bizans, Ömerçip, Keloğlan Kara Prens’e Karşı, Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, Bizans Oyunları gibi Arabesk’i takip etmiştir. Çoğunluk, bu tarz filmlere absürt komedi nitelendirmesi yapıyor. Genel manada doğru olan bu tanıma özel bir isim konulması gerektiğini düşünüyorum. İsim önerim ise: Absürt Otokritik Filmler. Çünkü; saydığım filmlerin önemli ortak noktalarından birisi, içerisinde otokritik barındırması. Bu filmlerde müthiş bir öz eleştiri var! Sinema kültürüne sahip olmayan değerlendirmelere kulak asmayın derim… İtiraf edelim, yukarıdaki filmler ilk bakışta sabun köpüğü üretimler intibası bırakıyor. Ancak derinlere inerseniz ironinin, ince zeka diyalogların farkına varacağınıza eminim efendim.

Saydığım filmlerin öne çıkan başrol oyuncusu, Türk televizyon tarihinin en absürt şovmenlerin olan Mehmet Ali Erbil. Kendisi, Bizans Oyunları ve Arabesk dışında her absürt otokritik filmde vardır. Absürt otokritik dizi olan Harem‘de de oynamıştır. Avantürde Cüneyt Arkın neyse absürt otokritikde Mehmet Ali Erbil odur. Absürt otokritik filmlerin öne çıkan senaristleri de vardır: Gani Müjde ve arkasından gelen Kemal Kenan Ergen.

Yeşilçam, furyalar sinemasıdır… Yapımcıları, oyuncuları, yönetmenleri ve hatta senaristleri aynı olsa bile birbirinden farklı birçok furyayı içinde barındırmıştır. Arabesk, erişte western, erotik, melodram, avantür, sosyal içerikli… Bu furyalardan biri de cikli filmlerdir. Cikli filmler, zengin kız fakir oğlan (tam tersi de mümkündür) birleşiminden meydana gelen yarı fakir yarı zengin melez bir çocuğu başrol koltuğuna oturtur. Çocuk fakir ebeveynin velayetindeyse afacanlıklarını mahalle esnafına yapar; yok eğer zengin ebeveynin velayetindeyse köşkün çalışanları ufaklığın elinde biçare birer oyuncağa dönüşür… İşin içinde dram da yok değildir. Ayrılan çiftin aşk meyvesi olan Xcik çoğu zaman mahalle esnafını/köşkün çalışanlarını hüngür hüngür ağlatır. Bu furyanın en meşhur işleri: Yumurcak, Ömercik ve tabi ki de Sezercik‘tir… Komik gelebilir ama bu filmler büyük işler yapmıştır. Yumurcak, yurt dışında dahi gösterilmiştir.

Mühim Not: Ömerçip’i canlandıran Onur Selimbeyoğlu ile sosyal medya üzerinden iletişime geçtim. Sağ olsun beni kırmadı, kıymetli bilgiler verdi. Şuan ne yaptığını ne durumda olduğunu merak ettiğinizi hissediyorum… Efendim, Onur Selimbeyoğlu, Yeditepe Üniversite’sinde Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünü okumuş. Şimdilerde ise Pamukspor’da basketbol koçluğu yapıyor… Kendisine en son Arka Sokaklar dizisinde Hüsnü Çoban veya Mesut komiserin oğlu olması için teklif gelmiş. Eğitim gerekçesiyle gelen teklifi reddetmiş. Bu teklifi kabul etseydi, kendisinin 15 yıllık büyümesini Kanal D ekranlarında izleyecektik….

Ömerçip 2

Ömerçip

Cikli filmleri, absürt otokritik furyadan 2003 tarihli Ömerçip’imiz hicveder. Zenginliğin yerildiği fakirliğin övüldüğü, amca size baba diyebilir miyim diyalogunun bolca kullanıldığı cikli filmleri, naif masal dünyasından Ömerçip çıkarır. Filmden iki-üç örnek vereyim de ekranınız şenlensin.

Filmin açılış sahnesinde hayat bilgisi öğretmeninin şu sorusuyla karşılaşırız: Evet bugünkü konumuz meslekler… Şimdi herkes babasının yaptığı mesleği söylesin… Öğrencilerden gelen cevaplar: Benim babam otopark mafyası, benim babam naylon fatura satar,vergi kaçarır, banka hortumlar, yurt dışına çıkar. Öğretmen: Ömerçip, senin baban ne iş yapar? Ömerçip: Benim babam, benim babam… Benim babam yok öğretmenim! diye bağırır. Ve onda tüm sınıfın maskarası olur… Bir anda, kutu kutu pense dairesi çizip mazlum Ömerçip’in etrafında dönen kötü çocuklar doluşur ortalığa! Bu sahneyi pek komik bir o kadar da fazla gerçekçi bulurum. Hem Yeşilçam ironisi hem de toplum eleştirisini içinde barındırıyor.

Diğer sahnemiz ise oldukça sosyo-ekonomik. Lunaparkta atlı karınca üstünde geçen diyalogumuz Yeşilçam’ın tüm fakir güzellemelerini yerle bir ediyor. “Zenginlerin tek iyisi Hulusi Kentmen değil abicim” diye bas bas bağırıyor… Adnan: Bundan sonra hayatın çok değişecek yavrum, sen de fakir ama gururlu bir kız olacaksın Melek: Yaşasın! Adnan: Borç harç içinde mutlu bir yuvamız olacak. Alacaklılar her gün kapımıza dayanacak. Paso haciz paso yokluk. Portakal sandığından karyolalarda yatacağız. Çamaşırı bulaşığı bizzat elinle yıkayacaksın, saçın süpürge olacak, anama babama sen bakacaksın… Melek: Susma Adnan durma devam et…

Kahkaha bombardımanı Ömerçip, absürt otokritik furyanın tüm özelliklerini taşır. Yapımcısı Türker İnanoğlu’ndan yönetmeni Zeki Alasya’ya Yeşilçamlılar vardır mutfakta… Erol Günaydın, Kayhan Yıldızoğlu, İlhan Daner, Zeki Alasya gibi isimler bu kadrodadır.

Filmin senaristi, Kahpe Bizans filmi aracılığıyla tanıştığımız keskin zekalı kalem Kemal Kenan Ergen‘dir. Başrollerde ise Onur Selimbeyoğlu, Mehmet Ali Erbil ve Aşkın Nur Yengi arzı endam etmektedir. Yan kadro ise oldukça zengindir: Cengiz Küçükayvaz, Bekir Aksoy, Buket Dereoğlu, Kemal Kuruçay, Erol Günaydın, Göksel Kortay pastanın üstündeki çileklerdir.

Film gala gecesi yüksek düzeyde beğenilmiş, sinema yazarları tarafından ziyadesiyle övülmüş. Sinemalarda 254.000 izlenen Ömerçip hemen hemen her dini bayram televizyonda gösterilip, adeta bu günlerle bütünleşmiştir. Onur Selimbeyoğlu’nun annesiyle birlikte yaptığı otuz dakikalık rutin alışveriş süresi filmden sonra iki buçuk-üç katına çıkmış. Fotoğraf çekinmek isteyenler, sohbet etmek isteyenler peşlerini bırakmıyormuş. Bu anı Ömerçip’in dönemin fenomen çocuğu olduğunu bizlere gösteriyor.

Ömerçip 2

Filmin Artıları:

Güzel bir öz eleştiri filmi olması. Yeşilçamlılar Yeşilçam’ı eleştiriyor! Kibarca, biz de gülünecek işler yaptık, itiraf ediyoruz diyorlar. Ha bir de şu var… Bizde hikaye bitmez. Biz kendimizle dalga geçerek de klişelerimizi ters düz edebiliriz diyorlar…

Komedi dozajı yüksek, nakış nakış işlenmiş Kemal Kenan Ergen senaryosu ve Türk sinemasının en köklü şirketlerinden Erler Film prodüksiyonu… Espriler ilk bakışta saçma gelebilir… Ama efendim işin olayı bu zaten. Bir örnek vereyim de yarınız gülün yarınız somurtun… Filmimizin bir sahnesinde Ömerçip: Hazır laf açılmışken anne, sana baba diyebilir miyim? Dadı: Bak görüyorsun işte hepten kayışları kopardı ufaklık. Ömerçip: Koparırım ulan, yeter artık! Okuldaki bütün çocukların babası var. Bi tek benim yok. Hepsi ev ödevlerini babasına yaptırıyor, bi ben eşek gibi kendim yapmak zorunda kalıyorum. Niye benim de matematik ödevlerini yapacak bir babam yok anne? Niye niye? Melek: Aslında senin bir baban vardı yavrum. Üstelik matematiği de çok kuvvetliydi. Bence başarılı 🙂

Film, Yeşilçam işleri gibi sessiz çekilmiş üzerine dublaj yapılmış. Böylelikle ortaya daha tatlı bir iş çıkmış… Yeşilçam kadınlarının birçoğuna ses veren Jeyan Mahfi Tözüm, Aşkın Nur Yengi‘yi seslendirirken bizi 70’li yıllara götürüyor. Onur Selimbeyoğlu‘nun söylediğine göre oynayan herkes dublaja girmiş… Fakat filmde Cengiz Küçükayvaz ve Mehmet Ali Erbil dışında hemen hemen kendi sesiyle konuşan oyuncu yok gibi. Sanırım Zeki Alasya’nın tercihi işi değiştirmiş. Bu durum filme özgünlük katmış.

Absürt otokritik furyanın starı Mehmet Ali Erbil‘in işin içinde olması… Başka birisi düşünülemezdi. Ve tabi ki üst düzey Bekir Aksoy performansı. Yakışıklı kötü Önder Somer’in 2003 modeli olmuş adeta!

Müslüm Gürses‘in konuk oyuncu olması. Müslüm baba, meyhane sahnelerinde jönümüz Mehmet Ali Erbil’i depresyona sokuyor… Trafik kazası sonucu kör olan Mali keman çalarken, Müslüm Baba’da isyankar tonda Paramparça söylüyor.

Dönemin popüler dizisi Çiçek Taksi oyuncularının yer alması. Chevrolet arabasıyla taksicilik yapan Mehmet Ali Erbil’in durak arkadaşlarının Doblolu Çiçek taksi şoförleri olması başarılı bir tercih olmuş. Başrol oyuncusu Onur Selimbeyoğlu’nun tercih edilmesi de buradan kaynaklı. Efendim, Onur Selimbeyoğlu o dönem koyu bir Çiçek Taksi izleyicisi… Bir gün babasıyla Çiçek Taksi setini ziyarete gidiyor. Sette Onur beyi gören Türker İnanoğlu ise ajanstan gelenleri beğenmeyip bu çocuk oynasın diyor… İyi ki de öyle olmuş…

Filmin Eksileri:

Açılış ve kapanış jeneriklerinin Windows Movie Maker ile yapılması. Erler Film’in namına yakışmamış diyebilirim. Böyle güzel bir filmi 2000’ler dizi jeneriğiyle başlatmak prestij kaybı… Oyuncularının ismi fotoğraflarının altında arzı endam ediyor. Oraları hızlıca geçin derim.

Yeşilçam dublaj sanatçılarından çok Amerikan filmlerini seslendiren sanatçıların dublaj yapmış olması. İroninin ironisi hedeflenmiş olabilir ancak ben pek yakıştıramadım. Kulağa iğreti gelen sesler var…

Zeki Alasya‘nın riske girmeden yaptığı monoton yönetmenlik. Hatasız temiz iş ama estetik yönü zayıf.

Arabesk ve Kahpe Bizans‘tan alıntıların olması. Arabesk filminde, araba çarpınca kör olan ve ikinci araba çarpımında gözleri açılan Şener Şen’in başına gelenler, Ömerçip’te Mehmet Ali Erbil’in başına geliyor. Kahpe Bizans’ta tecavüzcü Coşkun tiplemesi ile yer alan Coşkun Göğen, Ömerçip filminde de imajını devam ettiriyor. Benzer sahneler her ne kadar komik olsa da klasik filmlerle dalga geçen absürt filmleri klasikleştiriyor. Büyük paradoks…

Kemal Kuruçay gibi bir yeteneğin yanlış kullanılması. Suat Sungur yerine köşkün bahçıvanı keşke Kuruçay olsaydı. Zengin Kız Fakir Oğlan dizisinde geniş halk kitlelerini güldüren bahçıvan Şükrü rolü ne de güzel giderdi bu filme.

Ömerçip 4

Tatlı Detaylar:

Ömerçip’in gözlüğünün, Onur Selimbeyoğlu’nun gerçek hayatta kullandığı gözlük olması. Planlansa bu kadar güzel olamazdı. Adeta bir karikatür çizimi gibi karakter… Hem de doğal!

Yumurcak‘ı canlandıran İlker İnanoğlu’nun babası, Sezercik‘i canlandıran Sezer İnanoğlu’nun amcası olan Türker İnanoğlu‘nun filmin yapımcısı olması.

Yumurcak filmlerinde, Yumurcak’ın babası Kartal Tibet/ Cüneyt Arkın şofördü; Ömerçip’te ise Ömerçip’in babası Mehmet Ali Erbil şoför.

Çoğu Yeşilçam filminde uşak olarak tanıdığımız Kayhan Yıldızoğlu‘nun filmde uşak olması. Büyüksün yüce Onos!

Çoğu Yeşilçam filminde aşçı olarak tanıdığımız Necdet Tosun‘un oğlu Erdal Tosun‘un bu filmde aşçı rolünde olması. İkisini de rahmetle anıyorum…

Sinemadaki ünlerini Türker İnanoğlu’na borçlu olan ve ona daima dua eden muhteşem iki ismin bu filmde yer alması. Efendim, Coşkun Göğen ve Nuri Alço‘dan bahsediyorum. Coşkun Göğen, Erler film yapımı Mağlup Edilemeyenler filminde psikopat bir tecavüzcüyü canlandırıyor. Bu filmden sonra adı Tecavüzcü Çoşkun‘a çıkıyor… Nuri Alço’nun hikayesi de epey ilginç. Alço, Erler film yapımı Kayıp Kızlar filminde genç kızları kandırıp uyuşturucuya alıştıran bir tipi oynuyor. Onları önce uyutup sonra odalarına erkekler alan bir kötüyü… Uyutmak için de ikram ettiği gazozlara ilaç katıyor Nuri abimiz… Adı da oluyor Gazozcu Nuri. Tecavüzcü Coşkun ve Gazozcu Nuri’nin yine Erler film yapımı Ömerçip filminde, bu kez absürt otokritik şekilde bir araya gelmesi fevkalade olmuş.

Bekir Aksoy‘un canlandırdığı Aşk Hırsızı Önder rolüyle, Türk sinemasının en yakışıklı kötüsü olan Önder Somer‘e selam çakılması. Aksoy, kariyerinin en üstün performansını bu filmde göstermiş diyebilirim.

Film maalesef Youtube’da yok… İzlemeniz bugün için imkansız. Erler film yetkililerine sesleniyorum: filmi restore edin de o eski bayram sabahlarına dönelim. Her şey o zamanlar güzeldi… Hayali cihana değer olan geçmiş zamana götürün bizi.

Ömerçip 3

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan Cemal Berktaş : Eylül 2021

Cemal Berktaş

17 Eylül 1997 tarihinde Malatya’da dünyaya geldi. Sanatla oldu olası haşır neşir olan Berktaş, küçük yaştan itibaren sürekli bir şeyler yazıp karalamaya ve Yeşilçam klasiklerini izlemeye bayılır. Ancak ciddi üretim ve faaliyetlerine lise çağlarında başlar.*2014 yılında Kayseri Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Uluslaraası Liseler Tiyatro Festivali‘ne Beydağı Abdülkadir Eriş Anadolu Lisesi tiyatro ekibinin mensubu olarak katılır. Orhan Asena’nın “Ölümü Yaşamak” adlı oyununu gösterime ekip olarak sunarlar. Oyundaki Mustafa rolüyle jüri tarafından “en iyi erkek oyuncu” ödülüne layık görülür.*2015 yılında istemeyerek de olsa İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümüne başlar.*2015 yılının sonlarına doğru Bayırbucak Türkmenlerinin çektiği sıkıntılar üzerine yazdığı "Bayırbucak Yanıyor" şiiri 170 bin tirajlı Türkiye Gazetesi‘nde neşredildi. Bu şiir Türkmen Derneklerinin resmi sayfalarında ve yerel gazetelerde de neşredildi.*2016 yılının başlarında İ.Ü Tarih ve Düşünce Topluluğu‘nu kurdu. Topluluğu iki yıl ilmi usüllerle yönetti. Birçok faaliyete imza attı.*2017 yılında küçük çaplı iki blogda şiir ve fikir yazıları yayınlandı. Blog sahiplerinin baskı, sansür ve ufuksuzluklarına dayanamayıp buralardan ayrıldı.*Akabinde Aralık 2017’de gördüğü lüzum üzerine hür bir şekilde, kimsenin dokunamayacağı yazıları yazmak maksadıyla şahsi internet sitesi cemalen‘i kurdu.*2018 yılının başlarında yine Türkiye Gazetesi‘nin genç yazarlar köşesinde "İdealler ve İnsan" başlıklı yazı dizisiyle "Her Şeyin İlacı Para Mı?" isimli yazıları neşredildi.Biyografinin başında da belirttiğimiz gibi istemeyerek yazdığı Sosyal Hizmet’i hasıl olmasını istediği şartlar olgunlaştığında bıraktı. Üniversite sınavına tekrar girip, mizacına daha uygun olan Hukuk Fakültesi’ni(Akdeniz Üniversitesi) kazandı…*Ağustos 2018’den bu yana ise Sinematik Yeşilçam'ın kurucularından, film inceleme yazarı Utku Uluer‘in teklifi üzerine Sinematik Yeşilçam’da çok sevdiği naif ve samimi Yeşilçam filmlerinin incelemelerine yer veriyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir