Türkiye’den bir diva geçti: Maria Callas (Bölüm 2)

Geçen hafta ilk bölümü yayınlanan Savaş Güller imzalı Maria Callas dosyasının ikinci ve son bölümüyle sizlerleyiz.

BBC’DEN BİR KAMERA ARKASI [1]

Çocuklarını öldüren anne figürü olarak antik Yunan’da lanetlenen Medea, ünlü İtalyan yönetmen Pier Paola Pasolini‘nin modern bir yorumla çektiği filmde, Maria Callas’ın muhteşem oyunculuyla ölümsüzleşmiştir. [2] Pasolini’nin ayrıksı yorumuyla beyaz perdeye aktarılan ve mitolojik olaylara dayalı bu trajedinin çekimlerinin büyük bölümü Türkiye’nin Kapadokya bölgesinde yer alan Göreme Tarihî Millî Parkı‘nda yapılmış ve o dönemde iç ve dış basında geniş yer işgal etmişti.

O dönem İngiltere Devlet Televizyonu BBC de konuya ilgi göstermiş ve oyuncularla röportaj yapmak için bir belgesel hazırlamıştı. Bu belgesel adeta bir kamera arkasıydı. Orada özellikle yönetmenin ve başrol oyuncusu Callas’ın Türkiye ile ilgili izlenimleri oldukça ilginçti. 25 dakikalık belgesel filmin başlangıcında, Kapadokya’dan görüntüler ve halkın yaşayışıyla ilgili bilgiler var. Yönetmen Pasolini’den de Marksist olarak bahsedilmekte. Hatta çoğu figüran bölge halkından seçilmiş ve yönetmen onlara emirlerini Türkçe olarak veriyor ve muhtemelen yanında bir tercüman var. Öyle ya, Kapadokya’da tercüman bulmak zor olmamalı! Belgesel filmden görüntüler ile devam ediyor, Pasolini’nin sinema anlayışını anlatan bir betimlemelere de yer verilmiş.  Sıra röportajlara gelince ilginç bir benzetme ortaya çıkıyor.

Maria Callas 1

PASOLİNİ’DEN CALLAS İLE ANADOLU BENZETMESİ

Pasolini, “Ben operanın filmini yapmak istemedim. Çünkü bir opera hayranı veya müzik bağımlısı değilim. Bu konuda özel bir duyarlılığım yok. O halde oyuncu olarak neden Maria Callas’ı seçtim. Mekan olarak Anadolu’yu neden seçtiysem Callas’ı da bu yüzden seçtim. Callas’ın simasının ve bu bölgenin birçok ortak yanı var. İkisi de zamansız, eskiye ait, efsanevi ve gizemli” demişti.

Belgeselde Maria Callas’a “Sinemada yer almayı daha önce istemiş miydiniz, yoksa bu son dönemlere ait bir ihtirasınız mı?” diye soruluyor. Callas bu soruya, “İhtiras çok güçlü bir kelime. Bu, tam olarak ihtiras değil. Buradaki yakın planı kullanma ve daha samimi bir iş yapma arzusu. Bunu sahnede, bu yoğunlukta yapmamız mümkün değil. Çünkü filmde çekim planı çok daha geniş. Bugüne kadar birçok film teklifi aldım. Ama ilk film konusunda hep ihtiyatlıydım. Zira bu ilk film olacaktı ve hata yapma şansı yoktu. Şimdiyse bunun için doğru zaman geldi ve bana başlangıç için iyi bir rol teklif edildi. Bana her yıl opera filmi yapma konusunda bir-iki kere teklif gelir. Ama ben, içinde opera olan film yapmayı doğru bulmuyorum. Medea’ya direnmek çok zor oldu. Çünkü bu çok güçlü bir rol. Her kadın oyuncu böyle bir rolden keyif alır. Hayatta her şey zamanlamayla ilgili. Yani, belki de böyle bir filmde böyle bir rol çıkmasını bekliyordum. Sonra şöyle dedim: “Neden müzikle uğraşalım? Neden daha özgür olup asıl olarak filme odaklanmayalım. Ben filmde aslında hiç müzik kullanılmaması taraftarıyım. Bu bize büyük bir özgürlük alanı ve kendini daha iyi ifade etme olanağı sağlıyor. Ayrıca bir oyuncu için daha renkli ve daha keyifli çalışma imkanı ortaya çıkıyor” şeklinde cevap veriyor.

Bir bölümde hikayedeki argonotlardan bahsediliyor ve orada şu sözler sarfediliyor: “Argonotlar, bu yöredeki Türk atlarına binme yeteneklerinden dolayı değil, endamlı görünüşlerinden dolayı seçilmiş. Bu yüzden bu sahnede onların yerine güçlü, yerel Türk çiftçiler yer alıyor.”

Maria Callas 2

CALLAS: BURASI BAŞKA BİR DÜNYA

Belgeselde oyuncuların, yöre esnafından alışverişleri ve bölgeye yaptıkları gezilere de yer verilmiş. Sonrasında Callas’a neden Türkiye diye bir soru yöneltilmiş olacak ki, “Burası, başka bir dünya gibi, en azından Türkiye’nin bu bölgesi. Farklı bir dünyaya gelmiş gibisiniz. Burası, bu manzara Avrupa gibi değil” diyor. Sonrasında Callas’ın Medea ve filmle ilgili düşünceleriyle belgesel ya da kısa kamera arkası görüntüleri son buluyor.

Kaderi ve yüzü Anadolu coğrafyasının izlerini taşıyan bu kadın, Callas, kim bilir belki de bu toprakların üzerinde hala dolaşıyor ve dolaşmaya devam edecek. Sanatın o güçlü ve evrensel ışığı Callas’ın eliyle Anadolu topraklarından ya da kendi deyimiyle “başka bir dünya”dan, öteki dünyaya yayılacak. Ve elbette bir gün onu ananlar, ona kıymet verenler ortaya çıkacak ve bu puslu havanın içerisindeki coğrafyada dolaşan Callas’ın önündeki sis bulutları birer birer dağılacak ve Callas küllerinden yeninden doğacak. Ben de “Türkiye’den bir diva geçti” diyerek Callas’a saygı duruşunda bulunuyorum, bu yazıyla yitip giden bir geçmişin tozlu sayfalarının arasından divanın ruhuna bir miktar güzellik üflüyorum.

Maria Callas 3

MERAKLISINA NOT

* Eğer İtalyancanız var ise Maria Callas hakkında çekilen harika bir belgesel olan 2017 yapımı “The Isle of Medea – Callas and Pasolini”yi izleyebilirsiniz.


[1] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-42449261, Erişim Tarihi: 13.02.2021

[2] https://m.bianet.org/biamag/kadin/106013-erkek-dunyasinin-gizemli-buyucusu-trajik-katil-ve-oteki-anne-medea, Erişim Tarihi: 13.02.2021

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Savaş Güller – Ekim 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir