Tarık Akan & Gülşen Bubikoğlu – Yaz Bekarı (1974)

1
25591


Yazıyı okumaya başlamadan evvel Yaz Bekarı filminin jeneriğini izlemenizi tavsiye ederiz…

Güneş doğmadan yağmurlu bir İstanbul sabahına uyanmışken, can sıkıntısından değil sıcaktan bunalmışken, Göksel eşlik ederken kulaklığımdan aklıma düştü Yaz Bekarı. Tam da o anın şarkısıydı sanki “Güle güle sana”.


Yaz BekarıYağmur hiç dinmiyor, her damla keder sanki

Sensiz gün bitmiyor, bu kader benim sanki
Güle güle sana, yolun açık olsun
Güle güle sana, seni tanrım korusun

Akşam gün olmuyor, her an bir asır sanki
Bütün dünyam bitmiş, o ben ben değil sanki
Güle güle sana, yolun açık olsun
Güle güle sana, seni tanrım korusun

Bir ümit ve bir resim hepsi
Bir damla gözyaşı ardından kalan senin
Güle güle sana, yolun açık olsun
Bütün güzel şeyler, hepsi senin olsun

Vasco Rendall bestesine Yeşil Giresunlu‘nun yazdığı sözler öylesine yakışmış ki, Selçuk Ural tarafından seslendirilen şarkı 1974 yılının en sevilen şarkılarından olmuş. Çok tutulan şarkı, aynı yıl Osman F. Seden‘in yönettiği, Erdoğan Tünaş ve Fuat Özlüer‘in senaryosunu ortak kaleme aldıkları YAZ BEKARI filminin final sahnesinde kullanılarak unutulmazlar arasına girmiş.Bugün Selçuk Ural dendiğinde de ilk akla gelen şarkıdır “Güle Güle Sana”. Göksel‘in yeniden yorumladığı şarkı son albümü “Mektubumu Buldun Mu“da yer alıyor. Bu yaz çok severek dinlediğim tek albüm zaten bu, tam benlik.

Gelelim filmin konusuna; Esas adam Orhan (Tarık Akan), heyecanını çoktan kaybetmiş vasat bir evlilik sürdürmektedir. Ara sıra gereksiz kıskançlık krizlerine giren, bencil ve babadan zengin karısı Şermin’e (Deniz Erkanat) karşı sevgi kıpırtısı dahi hissetmemekle beraber, onu hayata bağlayan ve oyalayan tek şey oğludur (Murat Koçyiğit).Karısından şiddetle uzaklaşma isteği duyduğu bir gün, kendisini bir bara atar. Orada küçük bir orkestraya solistlik yapan Leyla ile tanışır.

Nedendir kendisi de bilmiyordur ama Leyla’ya kendisini bekar olarak tanıtır. İkisi de birbirlerinden etkilenirler ve bir gönül ilişkisine başlarlar. Gençliğin akan tüm deli kanı bu iki gencin damarlarında adeta raksetmektedir. Harika vakit geçirmektedirler, Orhan uzun zamandır tatmadığı bir heyecanı tekrar yaşamanın zevkini sürerken Leyla da hayatının aşkını bulduğunu düşünmektedir.Filmin kadrosu oldukça geniş lakin bir yaz filmi olması, gişeye de oynayalım hesapları bu güzelim filme bence bir sürü gereksiz ve bütünlüğünü bozan sahnenin girmesine neden olmuştur. Orhan’ın hayta kayınbiraderi Fikret (Bülent Kayabaş) ile karşılaşmaları, Leyla’nın orkestra arkadaşlarının yapaylığı vs. gibi sahnelerin çokluğu sadece filmi doldurmuş olmak izlenimi yaratıyor bende.

Gülşen Bubikoğlu ve Tarık Akan‘ın bir çift olarak oynadıkları filmlerin çok sükse yaptığı, birbirine üç aşağı beş yukarı çok benzeyen senaryoların adeta fabrikasyon şekilde üretildiği bir dönemin eseri olan filmi sanırım bu yüzden hep MAHÇUP DELİKANLI ile karıştırırım. Aşıklarımız aşklarını tam gaz yaşarlarken , Orhan, Leyla’ya bir çatı katı tutmuşken, Leyla , Orhan’ın evli ve çocuklu olduğunu keşfeder ve bu ilişkiye bir son verir. Oğlu olmasa, Şermin’in babasının işi olmasa, o olmasa bu olmasa, dünyada tek gerçek aşk olsa, aşk karın doyursa Orhan herşeyi bir kalemde silebilse bile, Leyla aksine izin vermez. Severek ayrılmak dediğimiz durum yaşanır. Yağmurlu bir gün Orhan koşa koşa Leyla’sının yanına gider ama çoktan gitmiştir. Selçuk abimiz başlar fondan: “Yağmur hiç dinmiyor, her damla keder sanki…” İşte böyle be.

Not: Filmin çocuk oyuncusu Murat Koçyiğit‘in orijinal afişte ismi yer almıyor; kendisini 1975 yılında çevrilen “Nereden Çıktı Bu Velet” filminde görüyoruz.Ayrıca afişte bir de tuhaflık var ki, Gülşen ablamızın elinde bir tabanca görüyorum ve n’alaka diyorum. Filmde tabanca falan yok. İşin doğrusu afiş, başka bir filmin afişinden kırpılıp yapılmış o da tahminimce hiç sevemediğim Ah Bu Gençlik (1975) filminden alınma. 74 yapımı Yaz Bekarı, 75yılında vizyona girmiş de…

Yazan: Dilek Gürses (Çilek)

Alternatif Film Afişi:

Yaz Bekarı

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikKurtlar Vadisi Nostaljisi: Türk sinemasında Konseyler
Sonraki İçerikFilm Karelerinde Yeşilçam 10
Çilek, 1974 Berlin doğumlu... Yani gurbetçi... Yani video devri çocuğu... Küçüklük idolleri Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal... Gülmeyi çok sevmesinin suçlusu onlar. Jön dedin mi Ayhan Işık'ı, aktrist dedin mi Türkan Şoray'ı getirir aklına ilk. Bir kız çocuğu olarak karateyi sever çünkü Cüneyitseverdir. Cüneyitseverdir çünkü Cüneyit Arkın aynı zaman da romantiktir. Hülya Koçyiğit koşuşu diye bir koşma stili benimsemiştir, öyle koşar. Otriş ve şapka güzel şey diye düşünür, balıkçı güzeli Azize gibi şarkı söylediğini hayal eder ara sıra Binlerce film karesini, repliği, ayrıntıyı, kırıntıyı hepsini farkında olmadan sadece beynine değil yüreğine de kaydetmiş Çilek hanımın lisede edebiyat bölümünü seçmesinin altında 6 Edebiyat A sınıfı Hababamcıları ve Mahmut Hoca yatar. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu Çilek hanım artık arada sırada yazsa da eski Yeşilçam filmlerini hâlâ çocukluğundaki şevkle ayıla bayıla izlemekte, meraklısına rast geldi mi dönem filmlerinin kritiğini yapmaya mesai harcamaya hiç... ama hiç üşenmemektedir.