KOZMO FARESİ

metindemirhan

“Baltam gelecek, kellen gidecek”
Metin Demirhan

Bir dönemin Kadıköy Hasır’ı olarak markalaşan kıyıdaki çay evleri ortamını yaşayanlar İstanbul’un kendi bünyesinde sınırsız zevke sınırsız hayat görüşüne ev sahipliği yapan mabetlerini çok iyi tanırlar.

Yarı mekanik yarı teknolojik bir dinamizm çağının içinde çocukluktan ergenliğe doğru yol alan kuşağın İstanbul mabetlerini keşif seyahatlerinde önemli duraklardan biriside İstiklal Caddesi Atlas Pasajında kendi halinde ki ATILGAN mağazasıydı.

Metin Demirhan ile ilk tanışıklığımız bu dönemlere rast gelmekle beraber birincil görüşmelerimizde kült sohbetlere intikal edememiştik. Ne o Spaghetti Westernlerle büyümüş benim geçmişimden haberdardı, nede ben çocukluğu Yeşilçam kokan sinemalarla dolu bir hayattan gelen Metin Demirhan’dan haberdardım.

Aradan tıpkı Dünyayı Kurtaran Adam’ın yeniden keşfiyle kült ilan edilmesi için gereken 10 yıla yakın bir zaman geçti. Hayatımıza giren sınırsız kütüphane internet, yollarımızı teknolojinin kendi mabedi olan bloglarda kesiştirdi.

Film müziklerinin Yojimbooo’su, sanal alemin Django’su olarak Metin Demirhanla iletişim için gereken tüm takma isimlerin ardında ki zenginliği edinmiş olduğumdan dahi habersizdim. Bu ana özelliklerin üstüne inşa edilmiş ÇIKO grubu ise sonsuz sohbetlerin başlangıcını oluşturdu.

“Gökay, Çetin İnanç Filmleri Gösterimi gecesi düzenleyelim. Ama insanlara bir anda aşırı doz vermemek lazım. Cüneyt serisinden olsun ama normal olsun.”

“SU filmiyle başlayalım Metin abi?”

“Manyakmısın lan? Görmüyormusun adam barajla konuşuyor.”

Kimi zaman Sergio Corbucci kimi zaman Lucio Fulci bizlere doyumsuz kahkahalarımızla eşlik etmekten çekinmedi. Türkiye Cumhuriyeti içerisinde sinema yazarlığı – eleştirmenlik kutuplarını bir araya getirip minik bir grupta kendi bünyelerinden kat ve kat büyük bir pastadan oburca yemeye doymayan “Eleştirmen” lerimizin banko yönetmenlerini, banko filmlerini kesinlikle bu sohbete dahil etmedik. Sevecen bir sinema anlayışını entellektüel egoizme bulaştırmaya da niyetimiz yoktu.

Metin Demirhan, köşede kalmaya zorlanan her ürünü inatla ortaya çıkarmak için uğraşan, bu çabayı gördüğü insanlara sonsuz desteğini esirgemeyen bir dosttu. Onu, kısa bir zaman diliminde bu kadar yoğun tanıyabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Her yıl kendi gücünü çoktan kanıtlamış, klasikler listesine adını yazdırmış filmlere adanan binlerce yıldönümü yazısı yazılmakta. Kubrick’in, Coppola’nın, Scorsese’nin yönetmenlik dehası, yaptıkları filmlerin vesaire yıldönümü tekrar tekrar kaleme alınmakta. Bu tip “Garanti” yazılar akla gelebilecek “Sinema” etiketli yayınlarda, internet sitelerinde, televizyon programlarında defalarca gündeme getirilmekte.

Kaç kişi bu dayanak filmlerden vazgeçip bu filmlerin kaynak olduğu alternatiflerin peşinde koşabiliyor?

Sinemaya ilgi duyduğunu söyleyip kendi ülkesinin sinemasından utanmadan araştırma yapan kaç insan var?

Taxi Driver’in 31. yılı vesilesiyle yazılan ve 32. yılında da tekrar edecek onlarca methiyeyi bir tarafa koyup X film için bu yazılmadı, yazılmalı diyebilecek kaç insan kaldı?

Yazdığı ve yurtdışında da kaynak oluşturan kitaplarına bir lütuf olarak ona sosyal yaşam güvencesi sağlayamayan, İstanbul gibi bir şehirde bir gün içinde normal ihtiyaçları karşılamak için harcanabilecek paralara telif veren bir popüler kültür, onun yokluğundan sonra Demirhan ismini bir kaç satırdan ibaret özgeçmiş tadında yazılarla bültenlere geçecek.

Metin Demirhan, külliyat fakiri ama görebilen gözler için alternatif kültür zengini Türkiye’ye bıraktığı onurlu eserleriyle yaşayacaktır.

ÇIKO’nun onur üyesine sevgilerimle;

Gökay GELGEC – Yojimbooo

KOZMO FARESİ

One thought on “KOZMO FARESİ

  1. gökay abiyle tanışıklığımız 1 seneyi bulmakta . onu tanıdıktan sonra içimde yeşilçama karşı gizli kalmış araştırma hissim birden canlandı . onun yazılarını takip ederken karşıma metin demirhan çıktı . kendisini şahsen tanımıyorum . fakat derin , engin bilgisine müthiş bir saygı duyuyordum . . o kesinlikle televizyona çıkıp sinema hakkında rcon kesen şahıslardan biri değildi . gerçekten idealist bir insan olduğunu farkettim. gerçekten her idealist insana karşı duyduğum saygıyı duyuyorum kendisinie . popüler kültürün çarkları arasında ezilmek istemeyen genç arkadaşlara örne k olduğu kanaatindeyim.
    üstat cemal süreya ‘nın dediği gibi ” her ölüm erken ölümdür ” olmadı ama metin abi… Yeşilçamı; çiko’yu öksüz bıraktın ….
    kendisinie allahtan rahmet diliyor sevenlerine de başsağlığı diliyorum ….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: