Jan Svankmajer

3
1585

Jan Svankmajer

“Bundan birkaç gün önce fotoğraf sanatçısı arkadaşım ile sohbet sırasında animasyon ve kuklaların muhteşem dünyasına hiç tereddüt etmeden dalışa geçtik… ve diyorum ki ne doğru bir dalışta bulunmuşuz…Günümüz canlandırma sinemasında kullanılan teknolojinin sonsuz getirileri, vs…vs…ler.

İmkanlar çoğaldıkça imkansızlıkları da beraberinde getiriyordu sanki… samimi sıcacık bir şeyler, gerçek dokular, yerlerini başka gerçek olmayan dokulara terk ediyordu birer birer…
Çocukların üfledikleri bir sabun köpüğü, açık bir pencereden girerek,masalsı düşlemlerle olayları başlatabilirken…YENİ TEKNOLOJİ’nin ; (İmkansızlıklar dedektifi) Martın Myster’i bile şok edecek “İMKANLARI “ karşısında görünce titremesine neden olmuştur, bende bu titreşimden nasibimi aldım ve zangır zangır titremekteyim…

Derhal geçmişte ve hâlâ ağzım bir karış açık seyrettiğim bu konunun dehalarını gündeme taşımanın ne kadar elzem olduğunu,ve sadece dahilerinden biri olan Jan Svankmajer’i sizlerle paylaşmak istedim…

Günümüz modern toplumlarında birer kuklaya dönüştürülmüş bireyler olarak konunun vahametini saygı ile idraklerinize teslim ediyorum.Tahta kuklalardan teknoloji kuklalığına nasıl dönüşülür ayrıca paylaşırız…”

Kukla animasyonu… GERÇEKÜSTÜCÜ…

Animasyon sinemasının büyüsü,statik olan bir şeyi canlandırmasıdır.Canlandırma (ya da animasyon) sadece çizgi film’le sınırlı kalmayıp bir çok alana yayılmıştır.Bunların en önemlisi de kuşkusuz kukla animasyonudur.

Kukla filmler,temel olarak,hareket edebilen kuklaların devinim sırasında fotoğraflarının çekilmesiyle hazırlanır.Bu işlem yapılırken,her bir duruş,eylem sürecinde saniyenin 24’te birini oluşturacak şekilde ayarlanır.Kukla filmlerin asıl gelişimi Çekoslovakya’da olmuştur.


İlk filmlerde kuklalar genelde oduna çeşitli şekiller verilerek yapılmış,elbiseler bile odunun değişik biçimde boyanması ile elde edilmiştir.Elle çizilen şekillerden oluşan animasyonla, kukla animasyonu karşılaştırınca doğal olarak ortaya çıkan en büyük sorun bu üç boyutlu cisimlerin hareketlerinin kare kare fotoğraflarının çekiminde oluşan zorluklar idi.Bu gibi sorunlar,sanatçıların,istedikleri hareketleri rahatça verebilecekleri,ayarlanabilen kukla yapımına zorladı.

Yüze yapıştırılan lastik dudaklar,her pozda bu dudaklara şekiller verilmesi,tahta yüzü canlandırdı…Pal,Balein ve Svankmajer,oynayabilen bacaklar ve kollar taktılar kuklalarına…Böylece kuklalar da karmaşık hareketleri yapabildiler ve kukla animasyonu da sinemada önemli bir yer almaya başladı.

Günümüz canlandırma sinemasında kullanılan kuklalar kolayca şekil verilen plastiklerden oluşuyor ve bu kuklaların olağan üstü hareketlerinin arkasındaki teknik yöntemler ise genelde sanatçının gizi olarak kalıyor.

Teknikleri ne kadar gelişsede hiçbir sanatçı çizgi film yapmanın verdiği rahatlığı,kolaylığı,kuklalarla çalışırken yakalamış değil.çünkü her ne olursa olsun üç boyutta çalışmak iki boyuta göre daha zor…

JAN SVANKMAJER:

“Çek animasyon sinemasında,sinemanın yanında diğer sanat dallarından (tiyatro,yazın,plastik sanatlar) eklenerek oluşturduğu özgün çizgisiyle diğer yaratıcılardan (Trnka,Zeman,Pojar) bilinçli bir şekilde uzaklaşan,kendini onlara bağlamayan,bağımsız bir sanatçı.

Başlangıcından beri Çek Gerçeküstücülüğü sıkı sıkıya Fransız Gerçeküstücülüğüne bağlıdır.Daha çok Edvar’ın ve BRETON’ un coşkulu biçimleriyle Per et’in acı alaycılığına veya ikisinin bileşimine eğimlidir.Bugün,bu eğilim anlamına tamamen
JAN SVANKMAJER’in sinemasal yaratıcılığında kavuşmakta…

İçerikleri ve mesajları açısından, gerçekçi geçinen pek çok yapıtı geride bırakan ve sanatsal açıdan,o yapıtların çok ilerisinde bulunan sanat nesnelerinin yaratılmasına, katkısı olan şiirsel anlatım öğeleriyle, Çek sinemasında apayrı bir isim Jan Svankmajer.

Sinemasal yaratıcılığı ancak bir bölümünü oluşturuyor onun sanatının. “Bay Schwarzwald ve Bay Edgar’ın Son Hileleri” ile başlayan ve 1964 yılından bu yana Çekoslovakya’ da on yedi filme imzasını atan Svankmajer,bunlar dışında yabancı şirketlerle filmler yaptı.Bunların en sonuncusu “Alice’e Ait Bir Şey”’dir.

Yaratıcının tümünde canlandırma teknikleri ile çeşitli plastik nesnelerin (biçim değişikliğine uğramış veya gerçek),kimi zaman bunların en saçma olanlarının birleşmeleri egemen Svankmajer sıksık canlı oyuncaklarla,stilize edilmiş canlandırma nesnelerini ve kuklaları dağınık bir şekilde birleştiriyor ve daha çok tiyatro şiirselliğine ulaşıyor.

Temaların ve motiflerin ( saçma tuhaflıklar,düş,heyecan) ve nesnelerin anlatım yöntemleri(nesnelerin saçmalığı,biçimlerin dönüşümü),Svankmajer’in gerçek üstücülüğünü ortaya çıkarmakta, biçim ve içeriğin absürdlüğüne gösterdiği eğilim,aslında kökleri gerçek etkilere dayanan ve somut bir mesaja dönüşen bir soyutluk…

Sinemasal yaratıcılığın ve kararlı özgürlüğünün temel özelliği biçimin şiirsellik ile gerçek etkilerin bütünleşmesidir. Kendisi de 60’lı yıllarda gerçekleştirdiklerini özenticilik olarak adlandırmakta ve gerçeküstücü ilk filmi olarak BAHÇE’yi (1968) belirtmektedir.

İnsan eliyle düzenlenmiş hastalıklı yaratıkların (kafatası ve kemiklerden oluşturulmuş yığınlar) olduğu KEMİK YIĞINI (1970),filminde çok doğal ve müthiş heyecanlandırıcı,felsefik bir yöntem kullanmıştır.

Sanatçının bir başka yaratma kaynağı da,yapıtlarında varoluşçu ve gerçeküstü düzeyde yansımalara yol açan iç dünyasıdır.Çocuksu korkuların evriminden ve imgelemle kışkırtılan duygulardan doğan en yetkin filmi diye tanımlanan BİRAHANE(1983),bu savı en iyi açıklayan bir örnek.

Svankmajer’deki biçim değişiklikleri,toplumsal bilincin belli anlardaki düşsel tepkileridir.

Yazınsal konulara geldiğimizde söyleyebileceğimiz tek şey Svankmajer’in öncelikle Gerçeküstücü Kaynaklara yöneldiğidir.Örneğin PEE’den yaptığı uyarlamalarla düşüncelerini anlatıyor.Yalnızca belli korku oyunlarını değil,aynı zamanda konuyu aşarak dünyanın göreceliği üzerine düşüncelerini de yansıtıyor.Dünyadaki insancıl çabaların düş kırıklığını,düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasını acımasız bir alayla dile getiriyor.Bize görmeyi başaramadığımız veya genelde bunu istemediğimiz gerçeğin,diğer bir yüzünü gösteriyor.

Svankmajer’in sinemasal yapıtları pek çok açıdan incelenip,yorumlanıp,betimlenebilir, ancak belirgin olan şey onun gerçeküstücülüğe bağlılığıdır.”

Yukarıdaki yazı sayın Gökay Gürbüz’ün 25.Kare Sinema Dergisinde yayınlanan Çek sineması hakkında hazırladığı yazı dizisinden alıntıdır.

Yazan : VIDEODREAM