İnsanları Seveceksin : Kültürel Egoizm

0
1311

 

insanlari_seveceksin_banner

2013 Yeşilçam anlamında yeni bir yaprak dökümünün yılı oldu. Bu sene de önceki yıl gibi o kadar çok sanatçı ve Yeşilçam’a emek vermiş insanı kaybettik ki bu isimleri tekrar tek tek listeleyerek bu yazı içerisinde yeni bir arşiv oluşturmayı düşünmüyorum.

Özellikle sosyal medyanın hayatımızda vazgeçilmez bir faktör haline gelişiyle kayıp haberlerinin duyurulması, ağıtsal veya sitemkar paylaşımlarda bir artış oldu. Kaybedilen sanatçının son dönemde yapmakta olduğu işler var ise ve bu yolla Yeşilçam Severler haricinde geniş kitleler tarafından tanınma şansı olduysa (Örneğin İstemi Betil gibi) canlandırdığı karakter kişinin kendi isminin önünde yer almaya başladı.

Pek çok insan Laz Ziyayı veya Ramiz Dayıyı uğurlamaya giderken birer sinema ve tiyatro sanatçısı olarak bu insanların onlarca güzel karaktere layığıyla hayat verdiklerinden bihaberdi. Oysa bu insanları ait oldukları sanat gruplarında özel kılan da bu yetenekleridir. Benim için İstemi Betil, Tom Braks veya kült Cüneyt Arkın filmi Alın Yazısında da (Orjinalinde İran sinemasından bir yeniden çevrimdir) en az Laz Ziya kadar başarılı karakterler çizmiştir.

Sanatçılarımız uğurlanırken geride kalanlar bu uzun hayat hikayeleri hakkında ne biliyor sorusu önem kazanıyor. Öncelikle okumaya kıyasla duyma ve izleme yöntemiyle belli bir kültür seviyesi edindiğine inanan çoğunluğun oluşturduğu bir toplumuz. Ölüm haberlerinde isimlerden çok kişilerin resimleri görenlerde çağrışım yaratarak “Ah hatirladım şu filmde ki oyuncuydu, iyi bir oyuncu nur içinde uyusun” gibi bir otomatik cevabı oluşturuyor. Bu algı, insanların almak istedikleri veya ellerindeki kaynağın sınırlarıyla doğru orantılı bir durum.

Bu noktada sitem edilen insanları daha önceden bilgilendirmesi gereken kaynaklar yani Yeşilçam sevgisini yazılı ve görsel arşive ekleyen insanların tutumu çok daha önemli. Yeşilçamı Kültürel bir Egoizm öğesi olarak gören veya bunun farkında olmadan bu tek yönlülüğe hitap eden bilgi sahibi grupların serzenişlerine şahit oluyoruz. Bu insanların gözünde vefasızlık ve devlet faktörü ölen insanlara karşı umursamazlık veya yeterince olmadığı düşünülen ağıt devirlerinin birinci derecede sorumluları olarak gösterilmekte. Öyleki Yeşilçam üzerine yazılmış kitaplarda sürekli bir eksiklik ve hata arama yarışı sürmekte. Hatalar ve eksikler yeniden basımlarla düzeltilebilir, peki eksikler umarsızca afişe edilirken bunu söyleyenlerin bir kitap veya kısa bir yazıyı kaleme almamış olması nasıl değerlendirimelidir? 

artizlerkahvesi

Sorulması gereken tek bir soru var : O insanları tanıtmak için ne yaptınız? başka bir deyişle Bilginizi sadece kendiniz bildiğiniz noktada diğer insanlardan daha farklı oldugunuza mı inanıyorsunuz ?

Kültürel egoizm, kaybettiğimiz sanatçılarla onlara karşı duyarsız olduğu düşünülen toplum grupları arasında bu işi üstlenebilecek sanat severlerin düştüğü bir tuzağın karşılığıdır. Yeşiçamı mı yoksa sahip olunan bilginin mi daha çok önemli olduğunu kendimize sorduğumuzda gidenlerin ardından yaşanan serzenişlerde azalma olacaktır.

1998 yılında Barış Manço ile kendi evinde tanışma imkanım olmuştu. Ertesi yıl kendisini kaybettik. Mançonun aramızdan ayrılışı, Türkiyede ardından milyonların aktığı bir gündür. Sadece medyanın duyurusu değil insanların kendi kendine bir görev sayarak onu son yolculuğuna uğurladığı gündür. Dikkat çekilmesi gereken nokta Barış Mançoyu kaybettiğimizde sosyal medya diye bir kavram yoktu. İnsanlar buna rağmen bir araya geldiler ve milyonlarla onu uğurladılar. 

Yeşilçam emekçilerinde benzeri bir duruma şahit olamayacağımızın farkındayız sanırım. Hiç değilse yaprak dökümünden önce o insanların sayısını kendilerinin bile unuttukları söyledikleri filmler üzerine bir kaç satır yazmak varlıklarının bu dünyada kalanlarla da paylaşılmasını sağlayacaktır. Kaybettiklerimiz için her seferinde söylendiği üzere Eğer Hollywood da olsa şöyle olurdu şeklinde başlayan cümleler, Türkiyede olduğumuzdan bihaber bir tanımlamadır. 

Yazan: Gökay GELGEÇ – Yojimbooo

Önceki İçerikTuncay Özinel de aramızdan ayrıldı
Sonraki İçerikZamanla Alışırız: Yeşilçam’da öğretmenler günü…
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı.1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı.1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi.1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti.2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu.2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı.2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı.2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.