Vesikalı Yarim’i sevmemiz için 10 neden

Vesikalı Yarim’i sevmemiz için 10 neden

“Bir sigara içebilir miyim? Yakar mısın?”

Yeşilçam sinemasının bambaşkası Vesikalı Yarim. Güçlü ve doğal bir kadın var odağında. Her şey daha hayatın içinden. Sanki gerçekten yaşanıyormuş gibi. Dolayısıyla daha kalp kırıcı. Vesikalı Yarim’i sevmek için o kadar çok sebep var ki…

Vesikalı Yarim 1968 yapımı, Lütfi Akad imzalı bir Türk sineması klasiği. Türkan Şoray’ın Sabiha, İzzet Günay’ın Halil karakteriyle efsaneleşen bir film. Senaryosu Sait Faik Abasıyanık’ın 1948 yılında yayımlanan Lüzumsuz Adam kitabındaki Menekşe Vadi hikayesinden, Safa Önal tarafından uyarlanmış haliyle. Dönemine göre oldukça farklı ve etkileyici bir film. Belki de hala öyle. Hatta hala öyle. Kendisi olan, kendine yeten, kendine güvenen bir kadının çerçevesinden.

Vesikalı Yarim

İşte Vesikalı Yarim’i sevmemiz için 10 neden:

1- Son derece doğaldır Vesikalı Yarim. Abartılara, ağlak ya da bipolar melodramlara yer yoktur onda. Hüznü ve neşesi hayattır. Ama daha çok hüznü. “Yolumuz… birleşti biliyordum.”

2- Tarzıyla, tavırlarıyla farklı bir Türkan Şoray görürüz. Özgüvenli, şuh ve karakterli. Saçlarını yana atmasından sigara ağızlığına, pavyondaki rahatlığından şehri çok iyi tanımasına dek.

3- İzzet Günay en iyi oyunculuklarından birini sergiler. Beyoğlu ile Kocamustafapaşa, Sabiha’nın temsil ettiği her şey ile ailesi arasında yaşadığı ikilemi ve gerilimi hissederiz. “Peşini bırakmazlar senin. Onlar da haklı. Herkes haklı bu işte.”

4- İmkansız bir aşk hikayesini anlatır ama bu imkansızlık da hayatın kendisidir. Kenar mahallede yaşayan evli bir adamla, Şen Saz’da çalışan bir kadın uyumsuz bir kimyadır. Hepsi bu.

5- İstanbul’u yaşarız filmde. Sokak sokak, mekan mekan, kültür kültür… Farklı yüzleri olan bir şehir. İstanbul gettosuyla, eğlence dünyasıyla bir karnavaldır; ruhların karnavalı.

Vesikalı Yarim

6- Her bir karesiyle, atmosferiyle bir masaldır Vesikalı Yarim. Mutsuz bir masaldır. Lütfi Akad bir masal anlatıcısı olarak bize izlemekten büyük keyif aldığımız bir başyapıt sunar. “Büyütme be abicim. Bu dünyada her şey olur.”

7- Filmin hüzünlü atmosferinde kaybolurken kalbimiz bir parça kırılır. Şükran Ay’ın seslendirdiği Kalbimi Kıra Kıra şarkısı da buna değinir.

8- Feride Çiçekoğlu’nun Vesikalı Şehir kitabında da dediği gibi; Sabiha şehirde avare dolaşmaktan keyif alır. Sabiha şehrin üstüne üstüne gider. O bağımsız bir kadındır. Avare dolaşır; kimseye haber vermek, kimseden izin almak zorunda hissetmez.

9- Sabiha her ne kadar pavyonda konsomatris olarak çalışsa da halinden memnundur. Düşmüş ya da kurtarılmak istenen bir kadın değildir. Fedai ya da belalı aramaz. “İçince de canım eğlenmek çeker, çok içmezsem tabii.”

10- Vesikalı Yarim bir kadın filmidir. Kadının var oluşunu, özgürlüğünü, doğallığını ortaya koyar. Finalde Sabiha sadece şehrin sokaklarını turlar.

“Vesikalı Yarim 1980’lerde yapılacak ve ‘kadın filmi’ olarak adlandırılacak kimi filmlerden çok daha önce ve onlardan radikal bir biçimde sonu kadınla biten, üstelik şehirde bir başına dolaşan bir kadınla biten bir film. Kamusal alanla yalnız kadını ilk kez buluşturan, bunu kadına acıyarak değil, izleyiciyi onunla özdeşleştirerek yapan bir film.” (Yazan: Feride Çiçekoğlu)

Vesikalı

Semra Uygun

27 Ekim 1981’de Şanlıurfa’da sarışın olarak doğdu. Önceki hayatında bir Urartu olduğu için burda doğması normaldi. Yoksa kesin Bavyera’da doğardı. İki özel yetenekle dünyaya geldi: 30 yaşına gelince 30 yaşında olduğunu göstermemek ve Taksim’deki biletçi kız taklidi. Okul hayatına inek olarak başlayıp nerd’e oradan da fırlamalığa yükseldi. Aralarda çılgın kız, rockçı, seksi şempanze, doll gibi şeyler de oldu. Özünde iyi biriydi ama. Felsefe okuyup üstüne reklamcılık cila yaptı. Editörlüktü, muhabirlikti, fotoğrafçılıktı, torna tesviyecilikti antin kuntin ne kadar iş varsa hepsini yaptı. Sonunda da en babasını, reklam yazarlığını, powerpoint’e hazırladığı CV’sinin başına koydu. Film ve müzik yazıları, burç yorumları, Twitter iletileri, maç tahminleri yazdı durdu. Halen de kasıyor. Güneş gözlüklerini, karpuzu ve taytı çok seviyor. Bir gün bir otel odasında ölü bulunacağına inanıyor. Bu arada Yeşilçam’a hala ağlar eder. En sevdiği çift Hülya Koçyiğit-Kartal Tibet, 5000 kere izlediği tek film “Malkoçoğlu”, onu ağlatan tek aktör Sadri Alışık ve kendine yakın hissettiği tek karakter Piç Rıza’dır. İzzet Günay teklif etse hayır demez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir