007 JAMES BOND vs YEŞİLÇAM

0
585

007_Yesilcam_00_02

Bir önceki yazımda James Bond kötülerinin Yeşilçamın efsane kötü adamlarıyla karşılaştırmalarını yaparken benzer bir çalışmanın esas oğlanlar arasında olması gerektiğinide düşünüyordum. Böylelikle hem bir zamanların hemde günümüzün Bondlarının öncelikle Yeşilçam ve ardından günümüze uzanan olası temsilcileri üzerine aşağıdaki çalışma ortaya çıktı.

Listede yeralan eşleştirmelerin elbetteki kişisel bir görüşle ortaya çıktığının özellikle altını çiziyorum.

007_Yesilcam_00_Sean_Ayhan

Bond’u Bond yapan, işin kimyasından bugünki efsane statüsüne erişmesini sağlayan tüm zamanların en başarılı James Bondu Sean Connery, Yeşilçamın kralı Ayhan Işıktan başkasıyla özdeşleşemezdi.

007_Yesilcam_00_George_Irfan

George Lazenby‘nin sinematik talihi ve Bond serisindeki konumu Irfan Atasoyun avantür ve Yeşilçamdaki jön oyunculuk kariyeriyle çok yakın noktalar barındırıyor. Her ikiside kavga etmeyi seven. duygusal ve bu yönlerinden ötürü kötü adamın ağına kolaylıkla düşebilen, filmlerin finallerinde kazanıp kaybettikleri net hatlarla belli olmayan karakterler.

007_Yesilcam_00_Roger_Tamer

Roger Moore sarışın olmaya yatkın ilk Bond. Aynı zamanda serinin görkemiyle B film hayranlarını gülümseten tarzda aksiyonun, birazda 70’li yıllar erotizm soslarıyla 80’lerin dinamizminin öncül habercisi. Aynı dönemde Yeşilçamı incelediğimizde Moore’nin erotik ve kavgacı aynı zamanda jön fiziği olarak muhtemel yansıması Tamer Yiğit. Bununla beraber iki sanatçının yaşlılık dönemlerini ele alırsak bir yanda muşmula haline gelmiş Moore bir diğer yanda ise hala zengin bir fiziğe sahip Tamer Yiğit bulunmakta.

007_Yesilcam_00_Timothy_Cem

Timothy Dalton, Lazenbynin ardından en mahkus talihli Bond olsa gerek. Ay Işığında Suikastle (Living in Daylights) Bond serisinin en iyi senaryoya sahip filmlerinden biriyle kervana katılmışta olsa, Öldürme Yetkisiyle (Licence to Kill) sosyalizm sonrası henüz yolunu bulamadığı için uyuşturucu kaçakçılarının peşine düşecek kadar kariyerini kaybetme riskiyle karşı karşıya Bond filmlerinde endam etti. Yeşilçamda hem jön, hem kötü adam, hemde biraz antremanla avantürcü olabilecek fiziğiyle Lazenbynin temsilcisi Cem Erman olabilirdi. (Kendisini saygıyla anıyoruz)

007_Yesilcam_00_Pierce_Tarik

90’larda Bondun yeniden doğuşu ve kökenine görkemli dönüşü sağlayan Pierce Brosnanı aynı dönemlerde artık bitmiş hatta Türk sinemasının bile ‘bitti’ olarak anılmayla yüzyüze kalacağı ara geçiş döneminde ülkemizde yeni yeni filizlenen özel televizyonculuğun bugünkilere kıyasla kat kat üstün ilk dizi – tv filmi zamanlarının büyük jönüyle temsil edebiliriz. Tarık Tarcan fizik ve 90lar usulü maçolukta Brosnanla köprüyü kuracak milli kahramanımızdır. 

007_Yesilcam_00_Daniel_Gurkan

2000li yıllarla beraber kahraman olgusu geçen yüzyılın yenilmez yıkılmaz adamlarından ziyade öncelikle adam mottosuyla yeniden ele alınmaya başladı. Bu yeni devirden nasibini alan Bond aşık oluyor, aldatılıyor, amirinin altında nerdeyse ezik durumda görevden göreve koşuyor. Tüm yükü sırtlanan durumunda olsa dahi bir şekilde ikinci adamlıktan esas oğlana henüz terfi etmiyor. (Skyfallin finali ve nihayet öldürülen M karakteri sayesinde artık gerçek bir Bond izleyeceğimizi umuyorum) Daniel Craigin bu yönleriyle canlandırdığı karakter yine 2000li yıllarda Türkiyede yeniden dizayn edilen kahraman imajının kendisine en yakın örneği olarak Gürkan Uygunu hatırlatıyor.

Yazan: Gökay GELGEÇ

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikYeşilçam Kitapları: Mesut Kara – Sinema ve 12 Eylül
Sonraki İçerikHaftanın Lobisi: Zeki Alasya & Metin Akpınar – KÖŞE KAPMACA
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.