Zamanla Alışırız: İçeriklerde Fast Food tüketime karşı bir yazı

1
1203

547019325620

Sevgili Sinematikçiler,
Yaşamımızın her alanına etki eden bir Fast Food kültürü var. Bu yaklaşım çok daha fazla üretmeyi ve pek çok konuda hızlanmayı tetiklese de, farkında olmadan hepimizin tad alma duyusunu etkilerken ve sindirim sistemimizi de etkiliyor.

Bu bitmez bilmeyen açlığın film sitelerine izdüşümleri ise; “Hızlı daha iyidir“, “ne kadar çok değiştirirsen o kadar üretkensindir” ve “İzlediğin yeni filmi hemen yaz” gibi bizleri sadece daha fazla tüketmeye (aslında daha kısa yazmaya) yönelten ama “Tatminsizlik” ve “Yüzeysellik” gibi berbat yan etkileri olan bir gerçek.

Aslında biraz daha geriye gitmek gerekiyor, özellikle de darbe ile Türkiye’de yerleşen, biraz kompleksli,  ülkenin uzun süre içe dönük yaşaması nedeniyle ve hepsinden önemlisi  artık yeni bir Küçük Amerika olmamız sebebiyle yerleşen bir kültür bu. Bu yaklaşım sadece yurtdışına özenenler ve sadece içdönük olanlar olarak da zaman içerisinde şekillendi.
Ama işin asıl gerçeği Genç nüfusun yarattığı dinanizminin “Fast Food” Kültürüne kurban edilmesi oldu maalesef.

Sonuçları nedir peki? dizi dizi AVMler, eski sinemaların restore edilmek yerine yıkılması, aile sineması adı altında kötü yapılmış salonlar kutucuklar, dolaşma kültürünün avmlere sıkışması, evlere servisin artması, üst üste yığılmış topluluklar ve nefes alamadığını anlayamamak…

0000000148172_3_1(pp_w160_h231)Peki Fast Food’un Sinema siteleri ve Bloglarına etkileri nelerdir?
Site olarak yola çıktığımız zaman sinema üzerine, özellikle de Yeşilçam üzerine çok fazla özgün site ve blog yoktu. Bu konuda kullanıcı arayüzlerinin çeşitlenmesi ve insanların gazate ve dergileri internet üzerinde okumaya başlaması ile birlikte internet hayatımızda yer edindi. Bakın biz bile pazar yazıları yazmaya başladık. Site sayıları arttı ve pek çok sinema yazarı ile sinemasever girişken insan siteler açıp bloglarında eski ve yeni yazılarını paylaşmaya başladılar.

Bazı içerik siteleri ve haber siteleri bir kenara, yaptıkları sadece vizyon filmlerinin basın bültenlerini eklemek olan ve sadece yeni filmleri yazan birbirinin kopyası yüzlerce sinema sitesi, internet üzerinde haber/site kirliliğinin tetiğini çektiler.

Ancak Türkiye’de internet herşeye rağmen okunan değil bakılan bir araç ve bizim gibi Slow Food (yavaş yemek) seven insanlar için bazen gereğinden fazla değişken oluyor.

Fast Food kültürünün bir sonucu olarak bazı yazılar gündeme gelip 1-2 gün içerisinde tüketiliyor. Pek çok sitenin arşiv kaygısıyla ortaya koyduğu yazılar internetin uçsuz bucaksız çöplüğünde kendilerini arama motorlarında yeniden keşfedilme yanlızlığına bırakıyorlar. Bu sebeple bizim gibi pek çok sitenin en fazla okunan yazısı veya tıklanan sayfaları “erotizm” üzerine oluyor. Şaka değil Yeşilçam’ın en sıkı takipçileir bile farklı bir detay aramaya çalışmıyor fotoğraflar üzerinden  eleştiriyor yazıları.

2007 yılında beridir sitemizdeki yazıların daha iyi takip edilebilmesi için biz de galerilere ağırlık vermeye karar verdik. Bu fast food’a bir boyun eğiş değil ancak ilgiyi biraz daha diri tutmak olacak ki sonuçta görsel seçimler de en az yazılar kadar değerlidir.

Zaman içerisinde bu hızlı tüketim durumu daha da kötüleşti. Artık sadece ve sadece liste yapan siteler resim altı yazıların araştırma yazıları ve makalelere tercih edildiği bir yaklaşım hakim. Listeleri eleştirdiğimi düşünmeyin ancak bilginin listelerden alınması durumu oluşuyor. Sorun biraz orada yoksa listeler candır.

Evet bu bir seçim ve  bir mücadele aslında.

Hızlı olmak yanlış değildir ancak sadece hızın önemli olduğu bir gerçek ve sindirilmeden edinilen bilgiler kontrolsüz bir güç oluşturacak, bilimselliğin karşıtı bir duruma da yol açacaktır.

Herkesuzun uzun yemek yemeyi sevecek ve özenilerek yapılmış yemeklerden tadacak diye bir kural yok, bazıları yemek yemeyi bir görev olarak görebilirler. Ancak şunu kabul etmelidirler ki iyi ve güzel yemek hızlı yapılan değildir… Bazılarının sadece karnını doyurmak için değil tad almak için de yediğini unutmayalım…

Eğer kitap okumayı seviyor ve önemsiyorsanız, sadece kitapları değil detaylı bilgi veren ve yazılar ile arşivleri önemseyen siteleri de desteklemeniz dileğiyle…

P3309097

 

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikYeşilçam’ın Güzel Kadınları 001
Sonraki İçerikİnsanları Seveceksin: Ennio Morricone Budapeşte’de
1974'te Moda'da doğdu. İtalyada 1 4 yıl yaşadı. Italyanca ve Ingilizce dillerinde profesyonel turist rehberliği yapıyor. 1994 yılında Doğuş FM de Katiller de Ağlar müzik programı ile başlayan DJ'lik tutkusu DJ Legoman ismiyle farklı bir noktaya taşındı. 2007 yılında Sinematik yeşilçam sitesini kurdu, 2016 yılından beri Açık Radyo'da Yeşilçam Arkeolojisi programını yapıyor...