Sinema Sektörüne Cansuyu Bergen (2022)

Bilindiği üzere tüm dünyayı iki yılı aşkın bir süredir etkisi altına alan ve en başta eğlence ve sinema sektörü olmak üzere birçok alanda hayatımızı kısıtlayan Koronavirüs pandemisinin etkisinden yavaş yavaş bitmeye başladığı şu günlerde alınan tedbirler kademeli olarak kaldırılmaya başladı. Pandemi sürecinde en fazla etkilenen sektörlerin başında kuşkusuz sinema geliyordu. Yasakların kalkmasıyla birlikte acaba seyirci tam anlamıyla ne zaman tekrar salonlara dönecek diye merakla bekler olduk.

Bu anlamda ilk olumlu sinyali veren 10 Aralık 2021‘de vizyona giren Dayı filmi oldu. Salon işletmecilerinin yüzü iki yıl aradan sonra bir nebze olsun tekrar gülmeye başladı. bundan tam üç ay sonra uzun süredir merakla beklenen, ha yapıldı ha yapılacak denen ”Bergen” nihayet vizyona girdi. Film, İlk hafta sonunda 750.000 izleyici gibi muhteşem bir gişe başarısıyla boy göstermeye devam ediyor. İşletmecilerin beklentisi beş milyon izleyici… İnşallah bu dilekleri gerçek olur!

Durma noktasına gelen sektöre can suyu Bergen (film)

Ayla ve Müslüm filmlerinin yapımcısı Mustafa Uslu‘nun sahibi olduğu Digital Sanatlar şirketinden ayrılan ve Orchestra Content şirketini kuran Mine Şengöz filmin yapımcılığını üstlenirken Bergen karakterinde izlediğimiz oyuncu Farah Zeynep Abdullah da filmin ortak yapımcıları arasında bulunuyor. Filmin çatısıyla ilgili en önemli notlardan biri ise yönetmenleri ; Zenne ve Çekmeceler gibi önemli festival filmlerinin marjinal yönetmenleri Caner Alper ve Mehmet Binay; bu filmin yönetmen koltuğunda yine birlikte oturuyorlar.

Film, herkesin tahmin edeceği gibi 70’lerin ortalarından öldürülmesine kadar arabesk müziğin önemli kadın temsilcilerinden olan şarkıcı Bergen’in konservatuvar birinciliği ile başlayıp, bakan karşısında performans sergilemesinden Adana’nın üçüncü sınıf pavyonlarına ve oradan da trajik bir biçimde öldürülmesiyle noktalanan hayatına bir bakış atıyor. Her ne kadar biyografi olarak adlandırılsa da bana göre bu bir kurmaca film. Tabii ki biyografik bilgiler de içeriyor ama neticede yüz elli dakika kurmaca bir dram izliyorsunuz perdede.

Bana kalırsa film boyunca ünlü ve halka mal olmuş Bergen‘i çok az görebildik maalesef. Onun yerine sürekli acı çeken ve şiddet gören ve her defasında tekrar şiddet gördüğü adama geri dönen bir kadın izliyoruz. Bu da bir noktadan sonra tekrara giriyor maalesef. Oysa ki Müslüm’deki gibi şöhret basamaklarını hızla tırmanan, halkın sevgisine mazhar olan, kasetleri kapış kapış satan Bergen’i aradım film boyunca ama göremedim ne hikmetse. Bana göre filmin senaryosu biraz kusurlu bu anlamda. Alt metninde birtakım mantık hatalarını da barındırması hep bir “acaba” sorusunu akıllarımıza getiriyor. Hayatını zindan eden, kezzapla yaralayan adama her seferinde geri dönmesi ve en sonunda aynı adamın kurşunları ile hayatının sonlanması konusu bu bağlamda çok iyi işlenmemiş ve de bir ajitasyon eşliğinde kadına şiddet yer almış beyaz perdede. Keşke bu farklı işlenseydi diye içimden geçirdim…

Ölümünün ardından başta öldürdüğü adamın ve başka muhatapların verdiği beyanatlar, bilgi kirliliği ve şehir efsanelerini filmde verilenle karşılaştırdığımız zaman acaba sorusu daha da kuvvetleniyor. Her ne olursa olsun hiçbir şey şiddeti hele hele cinayeti asla ve asla meşrulaştırmaz benim gözümde. Ancak filmin bu dili kullanıyor olması mağdur edebiyatına açık kapı bırakıyor ve kutuplaştırıyor kanımca izleyiciyi.

Katilin adı final jeneriği dahil olmak üzere hiçbir yerde kullanılmıyor. Bu da muvafakat sorunundan kaynaklanmış yani şahıs hiçbir şekilde filmde karakter olarak da olsa bulunmak ve ismini geçirmek istememiş o yüzden senaristler karaktere bir isim koymamışlar…

Bergen Filmi

Filmde, başta  Acıların Kadını olmak üzere Bergen’le özdeşleşmiş önemli şarkıları telif sorunu nedeniyle maalesef dinleyemedik. Telifi alınan sınırlı şarkılarla yetindik ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim, müzik kayıtları şahane. Müslüm’deki hataya düşmemişler, dönemin canlı müzik sound’unu neredeyse birebir tutturmuşlar. Mazlum – Saki Çimen ikilisinin yaptığı temalar da tastamam oturunca film müzik yönünden tam not aldı benden. Hatta izlediğim sinema salonunda  filmin ortalarına doğru Farah Zeynep Abdullah‘ın efsane  şekilde icra ettiği bir Bergen klasiği olan “Bana Neler Vadettin” isimli eserde yaşlı bir amcanın hüngür hüngür ağladığını gördüm.   

Filmde çalışılan açılar ve planlar tamamen sanat filmi tadındaydı, özellikle finaldeki plansekans çok etkileyiciydi. Festival sinemacılarının ana akım sinemaya iş yapması böyle bir şey olsa gerek. Renklerdeki donukluk ve pus, özellikle alan derinliğinin had safhada kullanılarak arka planın tamamen soyutlanması, dönem işinin getirdiği zorluklardan biri olmalı diye düşünüyorum. Başarılı sanat yönetmenliği, kostüm saç ve makyaj tasarımı da kusursuza yakındı.

Oyunculuklara gelecek olursak Farah Zeynep Abdullah, gerek tip olarak gerekse performans olarak mükemmel bir performans sergiliyor, Erdal Beşikçioğlu da çok başarılı bir kompozisyon çizmiş. Tilbe Saran bana göre olmamış, ben yakıştıramadım hiç aynı şekilde Nergis Öztürk‘ü de sevemedim bu filmde. Çok başarılı oyuncular her ikisi de ama ben yakıştıramadım. Kafamdaki casting daha farklıydı çünkü. Sadece oyuncu rol seçmemeli deyişinin önemli bir örneği bu tabii ki, hep başka rollerde izlediğimiz için her ikisini de, bu biraz garip geldi bana…

Netice itibariyle sektöre kattığı maddi manevi değerden ötürü tüm film ekibini tebrik ediyor, yollarının  açık olmasını  ve gişelerinin  artarak devamını diliyorum… 

Bergen

Durma Noktasına Gelen Sektöre Cansuyu: BergenSinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Levent Demirci – Mart 2022

One thought on “Sinema Sektörüne Cansuyu Bergen (2022)

  • 25 Mart, 2022 tarihinde, saat 06:24
    Permalink

    Aynen yazdığınız gibi levent abi sonuna kadar katılıyorum size inanılmaz 2.5 hafta da 4 milyon seyirci umarım rekor kırar film güzel film olmuş yönetmenleri mehmet binay ve m.caner alper tebrik ediyorum zenne ve çekmeceler filmleri de güzel di ama bu daha güzel olmuş her filmleri daha iyi bergen tarzı filmler artmalı güzel yazı olmuş teşekkürler levent abi.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: