Bülent Pelit ile Yeşilçamlı Yıllar 01

0
2309
Bülent Pelit
Bülent Pelit

Sinematik Yeşilçam sitesi olarak dağınık Türk Sineması Tarihi arşivinde elimizi taşın altına koyma gayreti içerisindeyiz. Yönetmen Bülent Pelit‘in facebook üzerinde paylaştığı bazı anılarının çok kıymetli olduğunu düşündük ve onun izniyle bunların bazılarına sitemizde yer vereceğiz. Kullandığımız görseller genellikle Bülent Pelit‘in arşivindendir.

Bülent Pelit Kimdir?
14.09.1965 İstanbul doğumlu. Sinemaya babasının çektiği filmlerde çocuk oyuncu olarak başladı.
Sektöre profesyonel olarak 1984 yılında montajcı ve ses kayıt teknisyeni olarak girdi. 1985 yılında seslendirme yönetmenliğine başladı. Bu süreçte birçok yabancı ve yerli filmin dublajına katkı verdi. Video film üretim sürecine girmiş Yeşilçamda sayısız yönetmenle çalıştı. 1996 yılında Almanya’nın Hamburg şehrinde çektiği ilk sinema filmi Kaybolan öyküler laboratuarda kazaya uğrayınca, bunu gerçekleştirmek 2002 yılında nasip oldu. 2002 çektiği Martılar Açken adlı filmi 39.Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Meral Oğuz’a en iyi kadın oyuncusu ödülünü getirdi.
1998-2005 yılları arasında Film Yönetmenleri Derneğinin yönetim kurulunda çeşitli görevlerde yer aldı. 2004 yılında 41. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde ana jüride yer aldı.
2010-2011 yıllarında Adana’da sinemaya amatör olarak gönül vermiş, çoğunluğu doktorlardan oluşan bir grupla, senaryo ve sinema atölyesi çalışması yaptı. Hali hazırda Sinebir meslek örgütünün danışma kurulu üyesidir.

Bülent Pelit ile Yeşilçamlı Yıllar Bölüm 01

bulent pelitin arsivinden 001

Anılarda kalmış güzel bir kare. Soldan sağa, Aram Gülyüz, Bülent Pelit, Mehmet Dinler, Sezer Sezin, Erman Şener, Yılmaz Atadeniz, Cengiz Güçlü. Sırrı Gültekin, Zafer Öner, Ziya Güçlü, Suzan Avcı, Erdoğan Tünaş, Selda Alkor, Safa Önal. Oturanlar, Murat Somer, Münir Özkul ve eşi Umay hanım. Ölenlere rahmet kalanlara uzun ömür diliyorum.

yilmaz-g-uuml-ney-in-imrali-g-uuml-nleri-852090

12 eylül ihtilali sonrası, Yılmaz Güney‘in kaçışı ile bütün filmleri yasaklanmış. Piyasada ne kadar onunla ilgili negatif, pozitif var yapımcılar, işletmeciler, sinemacılar tarafından ya polise teslim ediliyor, yada imha ediliyor. Saklamaya çalışan polis, jandarma tarafından suç üstü yapıldığında ağır işkencelere, eziyetlere maruz kalıyor. Herkeste bir korku hakim. O dönem bizde Yılmaz Güney‘in, Güney Film‘in sahibi rahmetli Selahattin Azizoğlu‘na ait olan filmlerini işletiyoruz. Bir çok film kopyası elimizde. Bu da yetmiyormuş gibi o süreçte Almanya video hakları için negatifleri telesine sonrası bizim yazıhaneye bıraktıklarından, on, on iki kadar film negatifi de bizde. Birçok önemli filmi var içinde. Vurguncular, İbret, Bir Gün Mutlaka, Pire Nuri, Bir Çirkin Adam gibi. Bir baskın yesek hepimiz perişanız. Depoya koysak, depolar sıkça basılıyor. Birde bizim ofis Beyoğlu karakolunun hemen yanı başında. Haftada iki üç, karakolda görevli komiser, polis vs. bizim şirkette. Babam onlara çiğ köfte, kebap, rakı organizasyonu yapıyor. Boş negatif, pozitif kutuları bulduk. Bütün kutuları yeniledik, üzerilerine bizim çektiğimiz filmlerin isimlerini etiketleyip yazdık. Genişçe bir oturma odası vardı, tam ortasına yığdık materyalleri. Yığıntının üzerine yemek sofrası düzeneği oluşturduk, Genişçe yuvarlak bir masayı sabitledik. Gene haftada iki üç gün, polisler çiğ köfte partilerine gittiler geldiler, rakılar açıldı, mezeler saçıldı negatiflerin, pozitiflerin üstünde, sazıyla sözüyle gelen ünlü türkücüler vardı, Emin Turgay, Mehmet Bozdoğan, Seyfettin Tomakin gibi onlar söyledi, hep beraber içkiler içildi ve böylece o nadide film materyallerini koruduk. Ortalık düzeldiğinde tekrar sahiplerine iade ettik.

cati film ekibi

Çatı film ekibiyle 1995 Mayıs Cenk Sözeri, Gaby, Mevlüt Demiryay ve Bülent Pelit

sihirli boru 1955

1955 yılı Osman Çavuş filmi seti. Yönetmen Orhon Murat Arıburnu (karizma ve asalet muhteşem) Babam reji asistanı, senaryoyu kapmış, bu o dönemlerde büyük bir olay, sette tek senaryo olur çünkü (Şimdi setlerde senaryolar köşelere atılıyor) Çarşaflı olan Öztürk Serengil, ayrıca filme Feridun Karakaya ve Necdet Mayfi Ayral, Halide Pişkin rol alıyor. Babamın bu filmle ilgili unutamadığı ayrı bir kişi var, filmin görüntü yönetmen Lazar Yazıcı. Askerdeyken ona tek para yollayan kişiymiş. Az veren candan, çok veren maldan diye de eklemiş, yolladığı paranın yanına not olarak.

26139_112420255452237_6488748_n

Ali Uğur ve bendeniz Bülent Pelit. İbrahim Hakkı Hazretleri film seti. 1993

ibo yalan DC328_250İbrahim Tatlıses‘in “Yalan” adlı filmi. Hem oynuyor, hem yönetiyor filmi. Dublaj aşamasına geliyorlar, Abdurahman Palay Tatlıses’i konuşuyor, aynı zamanda dublajı yönetiyor.

Dublaj esnasında bir tatsızlık yaşanıyor, Abdurahman Palay ve Tatlıses küçük bir gerginlik geçiriyorlar aralarında. Dublaj bitiyor o zamanın meşhur fragman seslendirmesine geliyor sıra. Abdurahman Palay o kızgınlıkla giriyor kayda. Sloganlar şöyle:

“Bu filmi İbrahim Tatlıses sizin için yönetti” Palay değişik bir tonla patlatıyor “YALAN“, “İbrahim Tatlıses en güzel şarkılarını sizin için söyledi “YALAN” Filmi öven ne slogan varsa karşılığına yapıştırmış büyük usta o öfke ile “YALAN” diye.,

belali fedailer 7

Yadigar Ejder ile üç dört film çalışma şansı yakalamıştım. Çocuk gibi biriydi, fazlasıyla agresifti. Sette arıza çıkarmaya çok müsaitti. Ama hemen yumuşar, eski saygılı halini yakalardı. Birçok anım oldu bu çalışma anlarında. Belalı Fedailer adlı filmde karşılıklı bir sahnemiz var, bende oynuyorum o filmde. Mizansen gereği beni kovalayacak, komik bir sahne, provaya başladık, ilk aksiyon tavuk kovalar gibi beni kovalayacak ben ellerinden ayaklarımı kurtaracağım, sonra yine bir hamle yapacak tutturamayacak, üçüncüde beni köşeye sıkıştıracak, tek kaçacak yer geniş bir mağara oyuğunu andıran bacak arası arası olacak, ben oradan dalıp, bacak arasından geçip sıvışacağım, prova tamam, her şey yerli yerinde markeler yapıldı, kamera hareketleri hazır, çekeceğiz, babam kamera dedi, bir hareket sorunsuz, ikinci hareket sorunsuz, sıra geldi üçüncü harekete Yadigar pergel gibi bacaklarını açtı, ben son sürat fırladım, tam bacaklarının arasından geçerken, bacaklarını kapadı, ve başım dizlerine güm, bir anda yıldızları saydım, ortalık sarardı, sonrasını hatırlamıyorum, ayıldığımda o koca adam başımda hüngür hüngür ağlıyordu, doğruldum, sevinçle boynuma sarıldı, çok şükür bir şey olmadı diye mırıldandı. Mekanı cennet olsun

2i6dzcy80 li yıllarda Almanya video piyasası ile canlanan Yeşilçam, Türkiye’de de videonun yaygınlaşması ile bayağı bir ivme kazanmıştı, Almancı birkaç film ağası vardı, adamlar Gazeteci Erol Dernek sokağın ucunda gözüktüğünde etrafına yoğun bir kalabalık toplanırdı. Bir iki film yapıp, piyasada var olma peşindeydi sinemacılar. Büyük firmalar paket olarak işi alıp, taşeron yapımcılara işi ihale ederdi genelde. Bana şunu ayarla çek, şimdi ben yapımcı gözükürsem anasının nikahını ister vs. gibi mantıklar yürütülürdü. Genelde bu taşeronlar eski prodüksiyon amirlerinden oluşurdu. Patron 10 liraya anlaşma imzalamışsa, 6 lirasını buna verir, oda 3 liraya çıkarıp üstünden kar etmeye çalışırdı. Ve genellikle filmler, zayıf prodüksiyonla kötü çıkardı. Ekibin parasını düzgün dağıtmazlardı, ya eksik yada hiç para vermeden işi bitirmeye çalışırlardı . İşlerini bol vaat, tatlı dille hallettirmeye çalışırlardı. Bende o dönem kurguda alternatifi az olan biri olduğum için, bu vatandaşlardan nasibimi fazlasıyla aldım. İş yapıp birde paramızın peşinde koşuyorduk. Sen bitir, Almanya kopyası teslim eder etmez, paranı neredeysen oraya getireceğim, söz. Laflarını sıkça duyduk. Tabi film bizden çıkınca geçmiş olsun. Çantacı yapımcıyı bir kaç ay görme şansımız kalmıyordu. Öyle cep telefonu falanda yok. Bu vatandaşlara işi ihale edenlere gittiğimizde de, aa Bülentçiğim ben ona parayı verdim, o ekibine dağıtmış dağıtmamış beni ilgilendirmez, bakardım dövüş danışıklı uzatmazdım, canınız sağ olsun der yürürdüm. Ve bu özensiz ticaret mantığı Yeşilçam’ın sonunu hazırladı. Piyasa ellerinden uçtu gitti. O çantacı yapımcılar şimdi kim bilir nerededirler.

Yazan: Bülent Pelit

 

Yorumlar