Şener Şen ‘e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

0
1105

sener-sen-cumhurbaskanligi-kulliyesi-nde-aldigi-9107002_1849_o

“Biz ne zaman bu hale geldik” sorusunu son dönem çok sık duyuyorum. Yaşadığımız dönemin tüm dünyada ayrıştırıcı, garip ve üzücü açılımları var. İnsanların artık birbirini daha az anladığını daha az sevdiğini düşünüyorum. Son yıllarda özellikle Avrupa’da yaşanan mülteci sorununu, islamfobi, çift yönlü oryantalizm derken Türkiye’de yaşıyor olmak dünyanın pek çok yerine göre epey zor bir hale geldi. Her şeyin merkezinde biz varız gibi… Zaten “Biz ne zaman bu hale geldik” sorusu da o nedenle bu coğrafya da daha da önem kazanıyor. Suriye ve ortadoğu sorunları ülke içerisindeki yönetimsel kutuplaşma derken nerede durduğunu kendisi seçebilen insan sayısının artık iyice azaldığını düşünüyorum.

Konuya bir daha genel bir açıdan bakmaya çalıştığımızda Şener Şen’in Cumhurbaşkanlığından aldığı ödül üzerine ortaya çıkan tartışmaları farklı bir yere koymam gerektiğini düşünüyorum. Objektif olmaya çalışıp konuyu aklı selim ele alabilmekte epey zor gözüküyor. Metin Solmaz’ın gazeteduvar.com sitesinde yazdığı “Şener Şen ve sıkıcı not defterleri” yazısı üzerine yazıya destek verecek bir şeyler karalamaya karar verdim.

ŞENER ŞEN _1

Sürdürdüğü sinema kariyeri ve oyunculuğunun gelişimini doğru okursak, Şener Şen’in günümüzde Türkiye’de yaşayan en önemli sinema oyuncularından birisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Benim için kendisi bir numaradır. Sevgili Ertan Tunç’un Yavuz Turgul Kamerasına Hapsolmuş Bir Şener Şen Portresi yazısı ile hemfikir olarak son dönem de çok az filmde oynamayı tercih etmesine de içten içe kızarım. Böyle bir karar vermiş olmasına rağmen Kredi Kartı reklamlarında oynamayı tercih etmesine de bozulurum. Ara ara da bu yüzden kendisini eleştirmişimdir de. Ama amacımız bağcıyı dövmek değil. Ben çok sevdiğim bir oyuncuyu daha fazla izlemek istiyorum. Onun daha fazla işe imza atmasını ümit ediyorum. Kariyerini noktaladığında “keşke”lerin daha az olmasını istiyorum. Benim için Şener Şen’in bazı kararları tartışılabilinir ama sanatçılığını ve oyunculuğunu bel atından eleştirmenin elle tutulabilinir bir yanı yok.

Şener Şen kamplaşmış bir ülkede, belli bir kesim tarafından sevilmeyen ve eleştirilen bir siyasetçi ile aynı karede yer aldığı için eleştiriliyor. Aslında eleştirilmiyor o kareler üzerinde yaptığı her şey sıfırlanıyor. Öte yandan yanında durduğu kişinin sadece bir siyasi yanı yok ayrıca bir makamı da temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı ödül açıklandığı zaman bence yapacağı iki şey vardı. Birincisi ödülü kabul etmemek diğeri ise objektif bir bakış açısını ödülü alırken dile getirmek. Yapacağı diğer bütün seçimler onu başka bir yere koyacaktı. O da oldukça düzgün bir konuşma yaparak mesafesini koruyarak kendisinden beklediğimiz tavrını korudu.

Evet “ben olsaydım şöyle yapardım” söylemleri de olacaktır, sanatçı duruşu üzerine çıkarımlar yapılacaktır ama linç etmeye ve hatta hakaret etmeye ne gerek var? Sanatçının ortaya koyduğu her şeyi sıfırlamak bu kadar basit mi? Siz bunu yaptığınız zaman eleştirdiğinizin aynısını yapmış olmuyor musunuz?

Şener Şen’i linç etmeye devam ettikçe onun sizin eleştirdiğiniz bakış açısı tarafından daha fazla sahiplenilip, üzerine olmayan anlamaların yüklenebileceğini kestiremiyor musunuz? Ayrıca bunda Şener Şen’in de bir suçu olmayacak belki haberi dahi olmayacak. Eleştirmek kendi görüşünü sunmak ile hakaret etmek arasında çok ince bir çizgi yok. O çizgi oldukça belirgin.

Bir linç toplumu olduk… Acaba sıradaki kim ve hangi kamp tarafından linç edilecek?

Linç kültürüne mesafeli olup 3. belki de 4. bir yerde bulunarak aklı selim insanlar arasında yer almanız da yine sizin seçiminiz…

Yorumlar