Rüştü Asyalı & Gülgün Erdem – Yaman Delikanlı (1976)

0
1168
Yaman Delikanlı

Kendisiyle tanıştığımda sene 2011 idi. Kapıdan girmesini heyecanla bekliyordum. Yıllarca bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda çevirdiği filmlerinde oynadığı rollerdeki samimiyeti bana geçmişti. Nicelik değil nitelik derler ya hani işte onun Yeşilçam kariyerini anlatır gibiydi. Önce diksiyon dersimize girdi ve sonra yine ustası olarak adlandırıldığı seslendirme üzerine bir ders verdi bize.

Mikrofona gittiğimde heyecanlıydım, zaten seslendirme kariyerimin ilk günleriydi. Truva filminde Brad Pitt’in bir sahnesi vardı, onu seslendirecektim ama gözüm yine ondaydı. Bittiğinde ”Çok güzel oldu, tam bir jöne uygun ses” dedi. Her ne olursa olsun çocukluk kahramanlarımın birinden bunu duymak unutulmaz bir andı benim için. Mesafeli ama kibar biriydi. O kadar çok sormak istediğim soru vardı ki ancak cüret edip bir iki soru sorma şansına eriştim. Keşke o zaman bu güzide siteye yazıyor olsaydım da “Filminiz ile alakalı konuşabilir miyiz ?” diyebilseydim. Bu isim Rüştü Asyalı idi.

Türk tiyatrosunun ve seslendirme dünyasının duayen ismi Rüştü Asyalı TRT Radyosu Çocuk Saati’nde canlandırdığı Keloğlan rolünün büyük başarısı üstüne film teklifi alıyor. Film o kadar büyük beğeni topluyor ki üç devam filmi daha yapılıyor hatta Asyalı’nın filmde söylediği şarkılardan oluşan plak ve kasetler piyasaya sürülüyor. Şimdi sokağa çıksanız Keloğlan eşittir Rüştü Asyalı diyecek bir yığın insan var. Bunun sebeplerinden biri sanatçının oynadığı filmlerin çok az olması ve öne çıkan tek karakterin Keloğlan olması. Bilinmeyen kısım ise şudur ki Asyalı erotik film furyasına ucundan da olsa katılarak bir Keloğlan filmi daha çekmiş aynı sene Sefer Seferde adlı filmle oynamıştır. Yaman Delikanlı filmini özel kılan ise sanatçının başrol oynadığı son sinema filmi olması ve bu filmle yeşilçam’a veda etmesi.

Yaman (Rüştü Asyalı) liseyi yarıda bırakmış, çalışmayan, hayatını macera romanları okuyarak geçiren, aklı bir karış havada olan dar gelirli bir ailenin ferdidir. Engin bir hayal dünyasına sahiptir ve gerçek hayattan uzaktadır. Babası (Tevhid Bilge) “Madem okumadın bari bir işe gir eve katkın olsun” dese de Yaman’ın buna hiç niyeti yoktur. Yaman’ın bu hayalperest halinden sadece babası değil en yakın arkadaşı Erol (Zekai Müftüoğlu) ve sevdiği kız Zeynep’de (Birtane Güngör) şikayetçidir. Erol yaşadığı şartlara uyum sağlamış, kendi yağında kavrulan ve arkadaşını doğru yola sevk etmeye çalışan dürüstlük timsali biridir. Tamirhane’de çalışır, sorumluluk sahibidir.

Yaman’ın aksi portre çizen karakteriyle realist bir yapıdadır. Zeynep ise mektepli, ne istediğini bilen güzel bir kızdır. Yaman’ın anlattıklarını manasız görmekle birlikte ona soğuk ve umursamaz davranmaktadır. Onunla birlikte olmak istiyorsa gerçeklere dönmesi gerektiğini hayalle karın doymayacağını söyler. Adamakıllı bir işe girip para kazanması, kişilik ve sorumluluk sahibi olmasını ister. Yaman bu motivasyonla tamirhanede çırak olarak başlamak istese de beceriksizliği yüzünden kısa sürede işten atılır .Esasında Yaman’ın aklı okuduğu Mike Hammer romanlarındaki gibi özel hafiye olarak maceradan maceraya koşmaktadır.

Bir gün yolda giderken bir araba tarafından ezilmeye çalışılan Ceyda’ya (Gülgün Erdem) yardım ederek hayatını kurtarır. Polise haber vermek istese de Ceyda buna izin vermez. Beraber hastaneye gittiklerinde Yaman’ın tüm bu hareketli yaşam isteğine karşın aslında görünce kan tutan, hasta birini görünce bir garip hale gelen karakterde olduğu anlaşılır. Ceyda kendisine karşılıksız yardım eden genci yakından tanımak ister ve evine davet eder. Yaman’ın aklının bir karış havada olduğunu görünce ona bu iyiliğine karşılık istediği biçimde çıraklıktan daha heyecanlı bir iş teklif eder. Evden teslim aldığı malları gereken adreslere teslim edip tamirhaneden alacağı ücretin 3 katını alacaktır. Yaman’ı takip eden boyacı kılığındaki sivil polislerden biri (Renan Fosforoğlu) onu daha ilk teslimatında karakola götürür.

Ceyda’nın uzun zamandır göz hapsinde olan bir kaçakçı olduğunu söyleyip Yaman’dan bu şebekenin tüm trafiğini rapor etmesini isterler. Yaman’ın istediği olmuştur. Mafyanın içine giren özel bir hafiyedir artık. Bunun havasını da bir güzel atar mahalledeki arkadaşlarına. Evdekiler de artık işe girip ekmek getiren Yaman’dan son derece memnundur. Ceyda genç ve çekici bir kadındır, kadınlığını kullanarak Yaman’a istediklerini yaptırabileceğinin farkındadır. Büyük teslimat sonrası için ona bir erkeği cezbedebilecek vaatlerde bulunur. Ne var ki beklenmeyen bir şey olur,Yaman paraları aldığı gibi ortadan kaybolur. Bu paralar ile Zeynep’in gözüne girip mutlu ve rahat bir hayat kurma şansı vardır. Zeynep ise Yaman’a parası olmasına rağmen yine yüz vermez, onu anlamadığını söyler. Yaman’dan haber alamayan polis şaşkına, Ceyda ve adamları ise sinirden deliye dönmüştür.

Filmle ilgili notlardan bahsetmek gerekirse bu film Rüştü Asyalı’nın olduğu kadar Gülgün Erdem için de bir jübile özelliği taşıyor. Hakkında öldü haberleri çıkan Erdem ise yakın zamanda bize ulaşarak bu haberi yalanlayarak bizi mutlu etti. Zekai Müftüoğlu’nun ise ilk ve son filmi. Birtane Güngör ise bu filmden iki yıl sonra oyunculuğu bırakıp kayıplara karışmış. Filmin senaryosu Rüştü Asyalı’ya ait. Filmin yapımcısı Hamit Gürsoy Rüştü Asyalı’nın Keloğlan İş Başında (1975) hariç bütün filmlerinin yapımcılığını üstlenmiş. Hamit Gürsoy’un yapımcılığını yaptığı son film ise Yaman Delikanlı olmuş ve 10 yılda 17 filmin yapımcılığını yapmış bir sinema adamı olarak o da jübilesini bu filmle yapmış. Film yeşilçama defalarca ev sahipliği yapılan Cankurtaran semtinde çekilmiş. Erotik furyanın en bildik yönetmenlerinden olan Yavuz Figenli’nin furya döneminde içinde erotizm bulundurmayan tek filmi olduğunu da belirtelim.Bir ilginç ayrıntı da Gülgün Erdem’in filmde giydiği geceliği aynı sene çevirdiği Nerede Beleş Orada Yerleş filminde de kullanması,galiba kendisinin olan bu kıyafeti evden getirmiş.

ARTILAR

Oyunculuklar. Filmde rahatsız edici bir oyuncu performansı olduğunu söylemek güç. Zekai Müftüoğlu genellikle dublajları ile tanıdığımız kıymeti bilinmemiş bir isim. Bu filmde sesi ve farklı duruşu ile dikkat çekiyor. Filmin sürpriz ismi ise her daim belli bir standart tutturan Tevhid Bilge. Baba rolünde gayet inandırıcı bir kompozisyon çizmiş. Kısacık rolüne renk katan isimlerin başında ise Baykal Kent geliyor. Senaryodaki en mizahi karakter kendisine yazılmış ve fiziğiyle bu rolü bütünlemiş. İsmini saydığım üç oyuncunun da artık aramızda olmaması üzücü bir durum
Senaryo. Basit, anlaşılır, eğlenceli ve yüksek tempolu. Özgün bir senaryo olmasa da eldeki malzeme filmi izlenir kılmak için yeterli. Kariyerinde üç senaryo yazmış Rüştü Asyalı’nın ilk denemesinin başarısız olduğunu söylemek mümkün değil. .Kendine yazdığı rol ile gayet uyumlu olmuş. Kısacası terzi kendine kendine bir takım elbise ısmarlamış ve gayet başarılı olmuş. Muhteviyatı seyirciyi çekebilecek düzeyde. En dikkat çeken ayrıntı ise mafya liderinin alışılanın aksine yeşilçam’da nadir görülen biçimde bir kadın olması.

Rüştü Asyalı. Başlı başına bir ekol. Filmi izleme sebebi. Keloğlan dışında bir rolde görmek ve o rolde Keloğlan’dan sıyrılmış bambaşka bir oyuncu görmek memnun edici. Kıvır kıvır saçları,gür bıyıkları ve renkli gözleriyle kamerayla iyi dost olmuş. Verdiği fotoğraflar büyük oyun gücüne ölçülü bir destek sağlamış. Samimiyeti ekrandan taşıyor ve inandırıcılığı ile seyirciyi yakalıyor. Fiziğini ve beden dilini de her zaman olduğu gibi randımanlı kullanmış. Keloğlan filmine benzeyen tek tarafı yine kendi sesiyle söylediği şarkılar ve kendi dublajını yapması olmuş. Sinemaya 29 yaşında erkenden veda etmesi ise üzücü.

Cast. Zekai Müftüoğlu gibi tiyatronun önemli bir ismini ilk ve son defa sinema perdesinde görme şansına sahip olduğumuz filmde, çekicilik abidesi Gülgün Erdem’i son kez izliyoruz. Sempatik yüzü ve gülüşüyle olduğu kadar kızdığı zaman bir taş bebeğe dönüşen Erdem filmin görsel güzelliğini sağlayan etmenlerin başında geliyor. Birtane Güngör ise Rüştü Asyalı ile ikinci ve son defa başrolünü paylaştığı filmde bu sefer bir masal prensesini değil fakir semtin peri kızını oynuyor. Duru güzelliği,naif bakışları ve zarif fiziği ile masumiyet sözcüğünün karşılığı. Anne rolünde ise bu tür rollerin en sevilen isimlerinden Leman Akçatepe’yi görmek de hoş.

Seslendirmeler. Asyalı ve Müftüoğlu’nu kendi sesiyle izlemenin güzelliği yanında, Saadettin Erbil’in Tevhid Bilge dublajı sert ve otoriter baba rolüne boyut kazandırmış. Füsun Kokucu ise Birtane Güngör’de çok hoş durmuş. Gülgün Erdem’i seslendiren Alev Koral’ın vamp kadın seslendirme konusundaki yetkinliğini söylemeye gerek yok sanırım.
Filmin müzikleri. Daha önce rastlamadığım ve kuvvetle muhtemel canlı icra edilmiş klarnet-kanun taksimleri çok başarılı. Çalan orkestrayı bilmemekle beraber çok özgün olmuş. Hey Gidinin Efesi ve Düğün Marşı yorumlarının çok güzel olduğunu belirtmem gerek. Film için özel olarak stüdyoda kayıt edilmiş olabileceğini düşünmekle birlikte ses bandına eşlik eden stok plaklar kulağı okşuyor.

EKSİLER
Filmin süresi. Evet belki konuyu sıkmadan ve akıcı biçimde filme almış Figenli ama filme eklenecek birkaç sahne ile filmin kalitesi daha çok artabilir, senaryo daha özel bir rol oynayabilirdi. Ayrıca filmin sonu aceleye gelmiş gibi. Film bana kısa geldi.

Gereksiz ve eksik sahneler. Gece kulübündeki şarkı kısmı niye bu kadar uzatılmış anlamak mümkün değil. Hem şarkıyı söyleyen kişi çok sakil durmuş hem de sahnenin başarısızlığı filmi baltalamış. Şu sahneyi kaldırıp filmin ruhuna uygun birkaç sahne eklense film uzasa kesinlikle sonuç çok daha başarılı olurdu. Bu sahnenin dönemin Yeşilçam normları içerisinde “şarkılı sahne zorunludur” gibi yazılmamış kurallardan kaynaklandığını sanıyorum. Filmde beni rahatsız eden bir ayrıntı ise okula giden Zeynep’in ojeli parmakları. Okul forması ile ojeli parmaklar pek bir gerçek dışı olmuş. Öte yandan öğrenci rolü için yaşı bir parça büyük gibi. Göze çarpan diğer eksiklik ;Zeynep’in aile yaşantısı es geçilirken Yaman’ın ev yaşantısı da çok yüzeysel biçimde geçilmiş. Asyalı’nın daha iyi bir senaryo yazma şansı varmış.

Filmin negatifi. Filmin restore edilmeden önceki görüntüsünü çamur olarak adlandırmak bile imkansız. Karmakarışık renkler ve bulanık görüntü var. Kalitesiz negatif filmden kaynaklı büyük bir sorun söz konusu. Deniz kenarındaki sahne o kadar kötü çekilmiş ki restorasyonda bile renkler soluk çıkmış. Bazı sahnelerde görüntü net değil. Restorasyon ile film izlenir hale gelmiş. Restorasyon çalışmaları sırasında çalışanlar filmi temizlemekte çok zorlanmış hatta yine Asyalı’nın Ben Bir Garip Keloğlanım filmi diğer tüm Keloğlan filmleri restore edilmesine rağmen orijinal negatifleri çok kötü olduğu için restore edilememiş. Filmin bütçesinin düşük olması çekimlerde de kendini yer yer belli ediyor.

SONUÇ

İlk dakikasından itibaren son derece samimi ve nostaljik değer taşıyan bir film. Film için yapılmış hissi uyandıran özgün müzikleri, yüksek temposu, farklı oyuncu kadrosu ve eğlenceli atmosferiyle çok keyifli. Rüştü Hoca’ya ”Hocam, Birtane Güngör’den haberiniz var mı? Görüştünüz mü hiç ?”diye sorduğumda “Sen görürsen selam söyle ”demişti Ben de kendisini göremedim hocam ama ikinizi yıllar sonra bu yazı vasıtasıyla buluşturdum. Umarım bir gün yazımı ikiniz de okursunuz. Rüştü Asyalı’nın yeşilçama veda ettiği bu filmi siz okurlarımıza tavsiye ederken hayatta olan tüm Yaman Delikanlı oyuncularına selam eder aramızdan ayrılanlara rahmet dilerim.

Yeşilçamın gözleri gülen güzeli Gülgün Erdem’e ithaf edilmiştir.

Yorumlar