Ersin Demirel – Futbol ve Sinema

0
782

Herkese merhabalar,

Ersin Demirel
Ersin Demirel, Adile Sultan Kasrı merdivenlerinde (2019)

Ben Ersin Demirel. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Öğretmenlik dışında amatör olarak müzisyenlik, hasbelkader çeşitli konularda yazılar hazırlayan bir Yeşilçam sevdalısıyım. Sinematik Yeşilçam ailesinin bir parçası olmaktan son derece mutluyum. Yeşilçam sevgimi, satırlara dökmek, sizlerle paylaşmak ve belki de bilmediklerinizi yazacak olmaktan dolayı da heyecanlıyım.

On beş yıl boyunca Fenerbahçe Spor Kulübü Aylık Resmi Dergisi’nde kadrolu yazarlık yaptım ve çoğunlukla edebiyat – Fenerbahçe, sinema – Fenerbahçe ilişkisi üzerinde durdum. Burada da zaman zaman edebiyat – Yeşilçam, futbol – Yeşilçam, Yeşilçam mekânları, analizleri üzerine yazılarım olacak. Türk Sineması ve tiyatrosunun kıymetli isimleriyle yaptığım röportajların hatıralarını da sizlerle paylaşacağım. Bir nevi zaman yolculuğu yapacağız aslında sizlerle. Dilerim keyif alırsınız.

Futbol ve Sinemamız

İlk yazımda, ağırlıklı olarak futbol ve Fenerbahçe üzerinde duracağız. Hazırlamış olduğum “Türk Edebiyatı’nda Fenerbahçe” başlıklı mezuniyet tezimde, sinemamız ve Fenerbahçe üzerindeki ilişkiye ayrıntılı şekilde değinmiştim. Yazıdaki bilgileri de tezimden alıntı yaparak aktaracağım.

1950-1980 Dönemi

Türkiye’de taraftarlık anlayışı 1950’lerin sonundan itibaren artmaya başlar. Çünkü lig, 1958-1959 sezonu itibariyle ulusal hale gelir ve bugünkü şampiyonluk sayıları, o tarih itibariyle başlar.
O dönemlerde Fenerbahçe’nin taraftar sayısında açık ara önde olduğunu, pek çok kaynak bize söyler. Önce İstanbul’a yayılır Fenerbahçe sevgisi. Nazım Hikmet’in “Bir Maç Seyrettim” yazısı (1930’lu yıllar), bize Fenerbahçe’nin halka, Galatasaray’ın burjuvaya yayıldığını söyler öncelikle.
Galatasaray’ın on iki numaralı kurucusu Ruşen Eşref Ünaydın, “Mekteb-i Sultani Anılarım” adlı kitabında der ki “Galatasaray, dışarıya kapalıydı. Fenerbahçe’den önce kurulmasına rağmen hiçbir zaman halkla kucaklaşmadı. Fenerbahçe halkla kucaklaşırken, Galatasaray, lise duvarları içinde kaldı.

Nazım Hikmet, Çetin Altan, Bedri Rahmi, Cemal Süreya gibi usta kalemler, “halkın takımı” ibresini, Fenerbahçe’ye çevirirler. Sinemacılarımız da Fenerbahçe adındaki bu sıcak camiaya kayıtsız kalamazlar ve yoğun biçimde temasa başlarlar. Onlarca filmin hepsini yazmayacağım ama belli başlılarını burada özellikleriyle açıklayacağım.

Buyurun, başlıyoruz.

Altın Kafes (1958)

Yaptığım araştırma sonucu Fenerbahçe’ye temas içeren diyalogları bulduğum ilk film, yönetmenliğini Osman F. Seden’in yaptığı ve Zeki Müren’in baş rolünü oynadığı, “Altın Kafes” filmidir. 1958 yapımı filmin bir sahnesinde, fakir şoförü canlandıran Zeki Müren, arabaya aldığı fazlaca sayıdaki arkadaşları sebebiyle trafik polisinden ceza yiyecektir. Yan koltuktaki Münir Özkul’un polisle olan diyaloğu, bu satırlara düşmesi için yeterlidir. “Hadi be polis ağabeyciğim, bu seferlik Fenerbahçe hatırına affet.” Sahnenin devamında polis cezayı keser ve Münir Özkul’un diğer repliği girer araya, “Polis abi, Cimbomlu galiba.”

Gönül Kimi Severse (1959)

Asaf Tengiz’in yönettiği “Gönül Kimi Severse” filminde, ünlü Cilalı İbo (Feridun Karakaya) Fenerbahçe’nin ilk şampiyonluğunun öyküsüyle beraber fakir ama mert bir şoförün hikayesini anlatıyor.

Metin Oktay’ın ağları delen golüyle ilk maçı Galatasaray kazanıyor. Cilalı İbo, şoklarda. Mahallesine döndüğünde bütün Galatasaraylılar göbek atıyor. İkinci maçta ise Fenerbahçe, Can ve Lefter’in golleriyle maçı 4-0 kazanıyor. Külüstür dolmuşuna 20 sokak çocuğunu dolduran Cilalı İbo, GS’li mahalle sakinlerinin karşısında “Yaşşa Fenerbahçe” tezahüratı yaptırıyor.

Özellikle bir sahne, vatandaşların katkısıyla çekiliyor. Cilalı İbo’nun arabası, Galata Köprüsü üstünde bozuluyor. Cilalı İbo, aşağıya inip “Fenerbahçe adına yüklenin arkadaşlar” dediğinde, etrafta kim varsa arabayı ve birbirlerini itmeye başlıyorlar. Tabii ki bu filmde, Cilalı İbo’nun efsaneleşen sözü “Var mı ulan Fenerbahçe’ye yan bakan!” akıllarda kalıyor.

Ersin Demirel sadri alışık

Sadri Alışık filmleri

Tek tek almaktansa böyle bir başlık altında bilgi vermek daha uygun diye düşündüm. Sadri Alışık ile özdeşleşen Turist Ömer, su katılmamış bir halk tipidir ve tabii ki çok koyu Fenerbahçelidir.
“Yamyamların Tanrısı olduğunda, onlara ilk söylediği cümle “Öyleyse bağırın ulan, Fenerbahçe çok yaşa diye!” cümlesidir.
Yine pek çok Turist Ömer serisinde, Fenerbahçe temasını görebilmekteyiz. Maçı radyodan dinleyen Turist Ömer’in, “Ah be, nedir bu hakemlerden çektiğimiz!” repliği de unutulmazlardandır.
Yine Sadri Alışık’ın rol aldığı “Tamam mı Canım” adlı filmde, sarı-lacivert beresini ve bir dönem Fenerbahçemizde oynayan dünyaca ünlü Romanyalı futbolcu Sasu’nun adının yazdığı eşofmanı, hiç çıkarmaz. Tabii bir de ünlü Fenerbahçeli Ofsayt Osman’ı da unutmamak gerekir.

Hababam Sınıfı serileri

Yeşilçam ve Fenerbahçe deyince akla gelen ilk film, “Hababam Sınıfı”dır. Maçlara kaçacak kadar tutkuludurlar takımlarına. Serinin eski ve yeni versiyonlarında, Fenerbahçe unsuru gözümüze sıklıkla çarpıyor.

Kemal Sunal filmleri

Kemal Sunal’ı, herkes Fenerbahçe ile özdeşleştirir. Gerçekte de Fenerbahçe taraftarıdır. Sadece “Hababam Sınıfı” değil, “Mavi Boncuk”, “Köyden İndim Şehire”, “Gol Kralı”, “İnek Şaban”, “Deli Deli Küpeli” gibi pek çok filmde ya Fenerbahçeli bir futbolcuyu ya da taraftarı canlandırdığını görüyoruz.

Zeki Alasya – Metin Akpınar filmleri

Bol kadrolu filmler haricinde özellikle “Petrol Kralları” filminde, yoğun bir Fenerbahçe teması karşımıza çıkıyor. İkilinin oturdukları evin duvarları, Fenerbahçe posterleriyle dolu.

Aydemir Akbaş filmleri

Aydemir Akbaş, Galatasaray Lisesi mezunudur ve hasta Galatasaray taraftarıdır. Sanatçının erotik filmleri haricinde futbola dair tüm filmlerinde Fenerbahçeli olması, kaderin cilvesidir sanırım.

İlyas Salman filmleri

Özellikle “Ya Ya Ya Şa Şa Şa” filmi, tamamıyla bir Fenerbahçe filmidir.

Bitirimler Sınıfı

Hababam Sınıfı‘nın küçük versiyonu olan bu filmde de ciddi bir Fenerbahçe egemenliği vardır. Okulun müdürü olan Aydemir Akbaş ve başta Sezercik olmak üzere, sınıfın çoğu Fenerbahçelidir. Beden eğitimi derslerinde üzerlerinde çubuklu formalar vardır. Sezercik’in “Fenerbahçe bin yaşasın!” repliği, unutulmazlar arasındadır.

Uyanık Kardeşler

Kadir İnanır ve Müjdat Gezen’in başrollerini paylaştığı filmde, Kadir İnanır, tüm hayali Fenerbahçe’de oynamak olan bir gençtir ve hayallerine kavuşur.

Ali Uyanık

Bir Ali Poyrazoğlu efsanesi olan bitirim, mahalle kabadayısı Ali Uyanık da su katılmamış bir Fenerbahçelidir. Ali Poyrazoğlu, “Ben Galatasaraylıyım ama dizinin tutması için Ali Uyanık’ı Fenerbahçeli yapmaktan başka çare yoktu” der.

Sadece ismini zikrettiklerim değil elbette, yazdıklarım kadar yazmadıklarım da var sinema tarihimizde. Öztürk Serengil, Vahi Öz, Suphi Kaner, Hulusi Kentmen gibi Fenerbahçeli pek çok ünlünün filminde, bundan sonra daha dikkatli olun.
Yazdıklarımızın özü olarak Fenerbahçe, hep halkı yansıtmıştır, halkı en çok o kucaklamıştır. 80’lerden sonra biraz uyumuştur, bocalamıştır ama 2000’ler itibariyle yine kendine gelmeye başlamıştır. Günümüzde yine pek çok dizide ve filmde, Fenerbahçe’ye bol bol rastlayabiliyoruz.

Özellikle Ferdi Eğilmez ve Murat Şeker filmlerinde yoğun görebiliyoruz Fenerbahçe’yi. Halk takımı pankart asarak değil, kaynaklarla sabit biçimde ispat edilmelidir. Sevgiler…

Ersin Demirel (2020)

Editörün notu: Ersin Demirel yazılarını belli bir süre aralığında değil yazarın isteğine göre yer vereceğiz.