Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar (6) Oya Aydoğan

Hepinize selamlar kıymetli okurlarımız. İki ay önce başladığım yazı dizisi Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar‘da yine sizlerle birlikteyim. Yazı dizimize bu hafta, yakın bir zaman diliminde kaybettiğimiz iki değerli isim konuk oluyor : Şarkıcı, besteci Azer Bülbül ve aktris, şarkıcı Oya Aydoğan. Bu yazımızda Azer Bülbül’ün Oya Aydoğan için yazdığı (uyarladığı) şarkıya yer veriyoruz.

Gözden kaçırdığım bu şarkıyı geçtiğimiz günlerde bana hatırlatarak bu yazıya vesile olan sitemizin kıymetli yazarlarından Ercan Demirel‘e teşekkürlerimi iletiyorum. Başlangıçta tespit ettiğim ve yazmayı planladığım dört isim vardı, bugün altıncı isme ve dolayısıyla altıncı yazıya gelmiş bulunmaktayım. Bu yazı dizisinin devamı gelir mi ya da nerede biter şu an için kestiremiyorum. Farklı isimler tespit ettikçe devam etmeyi umuyorum. Hem belli mi olur belki sizlerin de aklına başka isimler gelebilir. İletişim kurmaktan, görüş ve önerilerinizi yorum kısmına yazmaktan lütfen çekinmeyin.

1976 yılında Ses Mecmuası’nın düzenlediği güzellik yarışmasında birinci olarak Deli Şahin (Yön: Cüneyt Arkın) filmiyle Yeşilçam’a adım atan Oya Aydoğan, peş peşe rol aldığı filmlerle ismini duyurmuş artan başarı grafiğiyle 80’lerin aranılan kadın oyuncularından biri olmuştu. İsmini ve oyunculuğunu tüm ülkeye kabul ettirmişti. Doğal ve orantılı yüz güzelliğiyle, kendine özgü dişiliği ve sıcacık gülümsemesiyle her daim dikkatleri çekmekteydi güzel yıldız.

Oya Aydoğan 2

Sinemaya atıldığı dönemde şarkılı-türkülü filmler furyasına denk gelen ve ağırlıklı olarak bu tarz yapımlara dahil olan Oya Aydoğan, kariyerinin ilk on beş yılını 80’ler sonunda devirdiğinde ardında 40 civarı film bırakmıştı. Şarkılı filmler haricinde oyunculuk gücünü gösterdiği komedi ve dram filmlerinde de oldukça başarılıydı.

80’li yıllarda Yeşilçam’dan sahneye geçerek şarkıcılığa soyunan Oya Aydoğan’ın aktif şarkıcılık dönemi boyunca plak, kaset ya da cd formatında kayıtlı herhangi bir şarkısı ya da albümü yok maalesef. Arşivleri taradığımızda rastladığımız VHS görüntüleri şarkıcılığı konusunda fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Belge niteliğindeki bu kayıtların bir kısmı iyi ki YouTube’a yüklenmiş. Ben kendisini filmlerindeki gibi son derece sempatik ve samimi buldum. Hareketli ve canlı sahne performansıyla kendisini izletmeyi başarmış. Merak edenler bu videolara bir göz atsın derim.

Söz : Azer Bülbül, Müzik : Atalay Keskin, Yorumlayan: Azer Bülbül – Esmerin Adı Oya (Esmerin Adı Oya – Uzelli Türkiye – Kaset – 1150) – 1985

Azer Bülbül Oya Aydoğan

Azerbaycan kökenli bir ailenin ferdi olan Subutay Kesgin, Kars’ın Akyaka ilçesinde gözlerini dünyaya açmış, çocuk yaşta ailesiyle Almanya’ya göçmüştü. Müziğe olan ilgisi ve yeteneğiyle düğün salonlarında şarkı söylemeye başlamış, halk müziğinin dev sanatçılarından Yıldız Tezcan tarafından keşfedilmişti. Tezcan’ın kendisine yakıştırdığı Azer Bülbül lakabıyla, ömür boyu taşıyacağı sahne ismine kavuşmuştu. 1985 tarihli Garip Yolcu (Uzelli – 1090) kasetiyle profesyonelliğe adım atan genç isim, arabesk ateşinin harlandığı günlerde türkülere kendine has yorumuyla hayat vermişti. İlk albümün hemen ardından Mavi Mavi Masmavi (Yön: Yalçın Erkan) ile ilk sinema deneyimini de yaşamıştı. Oldukça verimli geçen Uzelli döneminde beş yılda altı albüme imza atmış, ismini geniş kitlelere duyurmayı başarmıştı.

İkinci kasetine ismini veren şarkı; Esmerin Adı Oya şüphesiz ki Azer Bülbül şöhretinin ilk büyük kıvılcımıydı. Suriye doğumlu Lübnanlı Diva Samira Tawfik‘in eşsiz sesinden Arap coğrafyasını aşarak dünyaya yayılan ezgi Asmar Ya Helou, insanın içini kıpır kıpır eden zaman ötesi bir eser. Bu güzel folklor derlemesi Arap coğrafyasının hemen yanı başından kolayca duyulmuş olacak ki komşu kültürlere kolayca uyum sağlamış Türkçe, Kürtçe ve Ermenice de söylenir olmuştu.

Eser dilimize Azer Bülbül tarafından uyarlanarak müzik dünyamıza kazandırılmıştı. Müzik birebir alındığı halde kaset kartonetinde yazdığı üzere Atalay Keskin adına kredilendirilmiş. Şarkının orjinalinde bir erkeğe hayranlıkla ithaf edilerek yazılan sözler ve anlamlar tamamen değiştirilmiş.

Esmerin adı Oya, benzer güneşe aya / Bir kızar, bir naz eder, öptürmez doya doya (3)

Esmer ata atladı, tabancalar patladı / Esmer gelin giderken sarışınlar çatladı

Esmerin adı Oya, benzer güneşe aya / Bir kızar, bir naz eder, öptürmez doya doya (3)

Esmer karşı dağın bakar, bakışı yürek yakar / Esmer burda dururken sarışını kim takar

Esmerin adı Oya, benzer güneşe aya / Bir kızar, bir naz eder, öptürmez doya doya (3)

Oya Aydoğan’dan aldığı ilhamla sözleri yazan Azer Bülbül, Esmerin Adı Oya dizesinin ardından kafiye yaptığı aya kelimesiyle sanatçının soy ismine de atıfta bulunarak belli ki mesajını vermiş. Şarkıdaki esmerin, dönemin esmer güzeli Oya Aydoğan olduğu olduğu şarkı patladıktan sonra da kulaktan kulağa yayılır olmuş. Zaten bakıldığı zaman henüz şöhret olmuş genç şarkıcı Azer Bülbül’ün aynı camiada yer alan 80’lerin çiçeği burnunda şarkıcısı Oya Aydoğan ile gazino, turne ve konser programlarında yollarının bir şekilde kesişmemesi de olanaksızdı.

Bu hoşlantı ve hayranlık kısa sürede tanışıklığa da dönüşmüş. İlerleyen yıllarda İzmir Fuarı’nda program yapan ve Ekiciöver Gazinosu’nda sahne alan Oya Aydoğan’ı yakın markaja alan Azer Bülbül, basında aşk dedikodularının çıkmasına sebebiyet vermişti.

2012’de vefat eden Azer Bülbül’ün ardından 2014’de sunduğu Söylemezsem Olmaz programında ‘‘O şarkıdaki Oya Bendim” sözleriyle mevzuyu birinci ağızdan onaylamıştı Oya Aydoğan. 2016 yılında beklenmedik ölümüyle hayranlarını üzen Oya Aydoğan’ı ve Azer Bülbül’ü saygıyla anıyoruz.

Esmerin Adı Oya’ya tekrar dönecek olursak, otuz beş yıldır yolculuğuna devam eden bir şarkı görüyoruz. Azer Bülbül’den sonra Murat Yıldız, Taç Plak Orkestrası, Metin İlhan ve Vokal Grubu, Küçük Tülay, Bedia Akartürk, İbrahim Tatlıses, Halil Canpolat, Vahit İçer, Atilla Kaya ve Nejat Alp tarafından yorumlanan eser, yakın dönemde Derya Uluğ’un yorumuyla tekrar gündeme gelmişti.

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Sabahattin Bilgiç – Haziran 2021

Sabahattin Bilgiç

1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir