Bir Film Afişinin Tevazu Dolu Hikayesi: Çeko

Türk Sinemasının en önemli oyuncularından, değerli aktör Yılmaz Köksal‘ı 22 Ekim 2015‘de kaybettik. Ancak sinemamızın pek çok kahramanı gibi o da, filmleriyle bizimle yaşamaya halen devam ediyor.

Bir öğretmen çocuğu olarak uzun yıllar memleketimiz Kırşehir‘e, sadece tatillerde gidebilirdik. Kırşehir’e gittiğimizde de akranlarımız ve büyükler arasında bir şehir efsanesi dolaşırdı; Yılmaz Köksal aslen Kırşehirli diye…. Filmlerdeki güleç ama yeri geldiğinde bileğini de konuşturan Yılmaz Köksal ile hemşehri olmak bizi mutlu ederdi.

Yılmaz Köksal; o güleç yapısı ile eski Türk filmlerin ve 1990’ların kült dizisi Kaygısızlar‘ın da değişmeziydi. Sinemada pek çok yitirdiklerimiz gibi, Yılmaz Köksal’a da arkasından vefatından sonra pek çok methiyeler düzüldü..

Ancak ben şimdi; Yılmaz Köksal’ın sadece sinemada değil de, pek çok iş kolunda çalışanlara örnek olacak bir tevazu hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çeko filmi;  Türk sinemasının tarihiyle ilgilenmeyenler dışında, pek de kimsenin hatırlamadığı, Yılmaz Köksal’ın ilk başrolünü oynadığı, 1970 yılında çekilmiş (yapımcısının pek de önemsemediğinden) siyah-beyaz çekilen bir western filmi..

Çeko Lobi

Çeko filmi o yıl, yapım şirketi Erman Film‘in aynı dönemde renkli olarak çektiği Kezban Paris’te filminin onda biri bütçesine sahip olmasına rağmen, sinemalarda büyük iş yapıyor ve daha önce yardımcı oyuncu olarak seyircinin karşısına çıkan ancak bu filmle baş rol oynayan Yılmaz Köksal’ı bir anda ülkede starlaştırıyor.

Çeko’nun,  gösterime girmeden önce afişi hazırlanıyor. Hazırlanan afişte, doğal olarak büyük puntolarla baş rol oyuncusu Yılmaz Köksal’ın adı yazılırken, filmin diğer oyuncuları Ahmet Mekin‘in ve Erol Taş‘ın adları da afişte hemen Yılmaz Köksal’ın altına ve adet olduğu üzere daha küçük puntolarla yazılıyor.

Baş rol oyuncusu Yılmaz Köksal hazırlanan afişi görüyor ve hemen afişi hazırlayanlara itiraz ediyor; “Benim adımı Ahmet (Mekin) ağabey ve Erol (Taş) ağabeyden büyük ve üstte yazmışınız” diye..

Afişi hazırlayan şaşırıyor ve Yılmaz Köksal’a; “Başrol oyuncusu sensin, o yüzden senin adın üstte ve daha büyük yazıldı” diye.. Ancak Yılmaz Köksal, bunu kabul etmiyor ve itirazını sürdürerek, diretiyor; ”Ahmet ağabey ve Erol ağabeyin adlarından önce ben kendi adımı yazdırmam” diye…. Afişi hazırlayanlar; başka aktörlerin, aktrislerin kendi adlarını afişte cetvelle ölçtüklerini ve bir kaç santim diğer başrol oyuncusundan küçük olduğunu fark edince kıyameti koparttıklarını anlatsalar da, Yılmaz Köksal’ı bir türlü ikna edemiyorlar; ben afişte adımı Ahmet Mekin ve Erol Taş’tan üstte ve büyük yazdırmam diretmeye devam ediyor. Çaresiz kalan afiş tasarımcısı, hazırladığı afişi değiştiriyor ve belki de sinema tarihinde ilk kez, bir başrol oyuncusunun ve diğer oyuncuların adları oynadıkları filmin afişinde yer almıyor. Çeko, sade filmin adının ve yapım şirketinin yer aldığı bir afişle gösterime giriyor ve büyük bir hasılat yapıyor. Bugün Çeko filmini pek hatırlamasak da, Yılmaz Köksal’ın da dostlarına anlattığı filmin bu tevazu dolu hikayesini sizlerle paylaşarak kalıcı hale getirmek istedim.

Ruhun şâd olsun Yılmaz Köksal usta, cennette senin gibi tevazunun şahikalarından olan hemşehrilerin Neşet ustaya, Muharrem babaya selam söyle..

 Biz, seni ve senin gibi kıymetli sanatçıları ömrümüz oldukça yad etmeye devam edeceğiz.

 Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Nedim Yüksel ÇAKIR – Şubat 2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: