İnsanları Seveceksin: Burak Gülgenle Akşam Kahvesi

1
2399

insanlari_seveceksin_banner

2007 yılının saçlarına ak düştüğü son aylarında sinemamızın dev politik suç üçlemesinin mimarı baba Melih Gülgen ile beraber DERIN sohbetleri gerçekleştirmiştim. 2008 yılının ilk günlerinde oğul Burak Gülgen‘le 1980’lerden 2000’li yıllara kısa bir yolculuğa çıkmıştık.

Akşam kahvesi eşliğinde herhangi bir not almadan sohbetimizi sürdürürken, ibre bir anda masanın ortasına düşüveren eski bir lobi kartı ile değişiverdi. 

Konuşulanları bir ajandanın sayfalarına not almaya çalışırken,

İstanbul bile güneşi iki yüzlülükle sunmaya başlarken,

1980’lerin sımsıcak güneşli günlerinin hatıralarının samimiyetinden,

Tüketimzede bir kuşağa doğru yol alan bir süreci masaya yatırdık…

sinematik_burak_gulgen00


Bal Dudak ile 80’ler :

“1980’li yıllarda şarkıcı filmleri modası sürmekteydi. Benimde çocuk oyuncu olarak sinemaya adım atışım bu filmlerle olmuştur. İlk filmim 1983 yılında çekilen başrolünde Ferdi Tayfur‘un oynadığı YILDIZLAR DA KAYAR filmidir. Çocuk oyuncu olarak sinemaya başladığım dönemde, Kadir İnanır bana “Bal Dudak” lakabını takmıştı. İsmim gereği Sezercik, Ömercik gibi ek alabilecek bir küçük oyuncu sıfatım olmadığı için bu lakap gayet güzel yakışmıştı.”

“1980’li yıllarda çekilen filmlerin büyük bölümü 35mm ile filme alınmaktaydı, kostüme film olmadığı takdirde mekan ve kıyafet açısından sorun olmazdı, filmler genellikle 15 günde tamamlanırdı ve bir kısmı eğer salon bulunabilirse sinemada da gösterime girebiliyordu. Kalan filmlerde VHS furyasının ağırlıyla video kaset olarak piyasaya sürülüyordu. VHS pazarının en büyük kitlesini Almanya’da yaşayan Türkler oluşturuyordu.”

sinematik_burak_gulgen01

“Ağlamam geçiyor” :

“Bu dönem içerisinde rol aldığım diğer Ferdi Tayfur filmlerinden birisi de 1985 yapımı UTANIYORUM filmiydi. Film Kumburgaz’da bugün Marine Princess olan o zaman ki Marine Otel’de çekilmişti. Filmle ilgili net olarak hatırladığım anım elbette ki çocuk oyuncuların kaderi sayılabilecek sahnelerden birisi ile ilgilidir;”

“Benim çocuk oyuncu olarak oynadığım filmlerde ki ağlama sahnelerimde yanaklarım kırmızıdır. Sette bu görüntülerin çekilmesinin öncesinde genellikle 3 saniye kadar sessizlik olurdu. Tabii bu sonuç birazda o dönemde çocuk psikolojisiyle tam olarak ne yapmam gerektiğini idrak edemememden kaynaklanıyordu.”

“UTANIYORUM da ki ağlamam sahnesi için babamın yoğun teşviklerinin(!) ardından duruma uygun psikolojideydim ancak vakitte bir yandan hızla ilerliyor ve sahne kameraya alınmıyordu bunun üzerine “Baba, ağlamam geçiyor” diye bağırdım ve ardından sette kahkahalar yankılanmaya başladı.”

sinematik_burak_gulgen_03

Ataerkil Seyirciler:

“1986 yılında başrolünü Cüneyt Arkın‘ın oynadığı KANCA isimli filmde subay kıyafetleri giyen çocuk rolündeydim. Filmin çekimlerinin ardından Bahçelievler semtinden bir sinema salonu sahibi özel ricada bulunarak filmin ilk gösterimine katılmamızı istemiş. Cüneyt Arkın ile beraber filmin gösterileceği sinemada gösterim öncesinde sahneye çıktık, üzerimde filmde giydiğim subay kıyafeti vardı. Bir çeşit ufak çaplı gala gibiydi. Elime bir mikrofon tutuşturuldu, fıkra anlatmaya başladım, bir zaman boyunca konuştuğumu ardından mikrofonu verdikten sonra da sahnede dolaşmaya başladığımı hatırlıyorum.”

“Elbette bu kendim ile ilgili hatırladıklarım, salonda ki seyircilerle ilgili hatırladığım en iyi detay ise sinemanın tamamen erkek seyircilerle dolu olmasıydı.”

M4031B-4203

1990’lar ve Oyunculuk Üzerine :

“Ben kamera önünde rol aldığım bir projenin ardından, ortaya çıkan işi defalarca izleyerek kendimi acımasızca eleştiririm. Daha iyiye giden bir yolda gerekli olduğuna inandığım bir öz eleştiridir bu.”

“Oyunculuğun kötü yanı mantık hatalarını düzeltememektir. Bir oyuncunun görevi yönetmenin direktifleriyle sunumu gerçekleştirmek ve mümkün olduğu takdirde de ufak boşluklar içerisine yorumunu katabilmektir. Benim sinemaya karşı olan çalışma azmimi sadece oyunculukla sınırlandırmayan da bu etkenler olmuştur.”

“1990’lı yıllarda dizi furyası hafiften popülerliğe doğru yol alıyordu. Özellikle 90’ların sonu bu konuda patlamanın fitilinin ateşlenmesi sayılır. O günlerden bugüne geldik ve 2007 yılının kış dönemin de daha 5. bölümünü tamamlayamadan yayından kalkan dizi sayısı 100 rakamına yaklaştı.”

“Türkiye için maddi ve manevi olarak en önemlisi boşa harcanan zaman olarak çok büyük bir kayıp bu. Böyle bir enflasyon içerisinde bilinen hiçbir şey, hiçbir öngörü, hangi dizinin tutabileceğini tahmin etmeye yetmiyor. Teknik ve kalite olarak çok iyi hazırlanmış bir dizi tutmayabiliyor, öte yandan hiç akla gelmeyecek bir dizi bir anda popüler olabiliyor. İlginç bir tüketim çağına girdik.”

sinematik_kamera

Kamera Arkası :

“1990’ların sonu benim için yoğun bir dönemdi. Bir yandan üniversite eğitimine devam ediyordum, bir yandan da kamera arkasında tecrübe edinmeye başlamıştım. 1999 yılında BİRİSİ dizisinin Diyarbakır’da gerçekleştirilen çekimleri esnasında yönetmen asistanı görevi bir anda boşta kalmıştı. Deprem dönemiydi ayrıca hastalıklar gibi etkenler de set ekibini uğraştırıyordu. Benimde ciddi olarak kamera arkasına geçişim bu tesadüfle başladı.”

“2001 yılında ki DERMAN BEY dizisi babamla beraber çalıştığım son projemizdir. Bu projenin benim için en özel hatırası rahmetli Haluk KURDOĞLU ile karşılıklı bir sahnemin olmasıydı. Kendisi ile askere uğurlama sahnesinde beraber oynamıştık.”

MARZIYE dizisinin çekimlerinde Hababam Sınıfı filmlerinden günümüze Türkiye’nin sayılı kurgu ustalarından birisi olan İsmail KALKAN ile çalıştım. Öte yandan “Müzik, filmin yarısıdır” inancımla Ali OTYAM‘a asistanlık yaptım. Yoğun bir dönem içerisinde setten senaryoya, müzikten kurguya sinemanın her detayını yaşayarak öğrenmeye çalıştım.”

“2000 yılında SİYAH CENNET isminde kısa metrajlı bir film çektik. Sevgili Halit AKÇATEPE bu filmde rol almıştır. Çekimlerin ardından kendisini bırakırken bana söyledikleri beni çok duygulandırmıştı”;”

“Burak, bu film benim için çok az aktöre nasip olabilecek bir mutluluktur. Sinema hayatım boyunca hem babanla, hem de seninle çalışmış oldum. “

Burak Gülgen ile kısa sohbetimi noktalarken aslında sevgili Akçatepe’nin anılarından kendi kişisel hatıralarıma yansıyan bir mutluluğu da yaşadığımı hissettim. Nede olsa hem baba Melih Gülgen, hem de oğul Burak Gülgen ile sohbeti satırlara aktarabilme şansımı elde ettiğim için.

Modern dünyanın gereği olarak, bir işin üzerinde uzman sıfatını kazanabilmek için her detay üzerine azimle eğilen Burak Gülgen’e sinema dolu bir kocaman bir ömürde başarı dileklerimle. 

Yazan: Gökay GELGEÇ – Yojimbooo

Ferdi Tayfur ve Burak Gülgen:

Cüneyt Arkın ve Burak Gülgen:

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikYeşilçam Sineması vakıflardan destek görmedi
Sonraki İçerikBir Hababam Sınıfı Klonu: Sınıfta Şenlik Var (1975)
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.