Skandallar Kraliçesi Zennube

0
4516
Skandallar Kraliçesi Zennube

Hepinize mutlu seneler kıymetli okurlarımız. Yazının başlığındaki tabir bana ait değil, 1968 tarihli plağın arka kapağından. Dans sahnesinden Yeşilçam’a ve ardından müzik dünyasına transfer olan 60’ların ikon kadınlarından, uğruna şarkılar bestelenen Zennube sansasyonel yaşamı ve femme fatale tavırlarıyla basının ilgisine mazhar olup bu lakapla anılır olmuş o dönem. Kendisi hakkında yazılanları kronolojik olarak derleyip, üzerine eklemeler yaparak sitemizin sayfalarına taşıyalım istedik. İnternet ortamında ilk kez göreceğiniz fotoğraflar da bu yazının sürprizi. O halde hazırsanız başlayalım Zennube’nin hikayesine.

1941 Milas doğumlu Memnune Şimşek’in çocukluğu Nazilli’de geçer. Beş kardeşinden biri olan dansöz ablası Ayşe Sultan’ın yönlendirmesiyle dansa ilgi duyan küçük Memnune, sinemalarda izlediği göbekli Türk filmlerinden kaptığı figürleri, evde ayna karşısında parmak zili çalarak prova eder ve küçük yaşlarda kendini  yetiştirir. İlk evliliğini henüz ondördünde, eşraftan tüccar Şükrü Etioğlu ile yapar. Hülya isminde bir kızları olur. Fakat mutlu günler kısa sürer ve ertesi yıl eşinden ayrılır. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın İplik Bölümü’nde kısa bir dönem çalışsa da öğrenimini aksatmaz ve hemşire okulunu bitirir.

Nazilli Devlet Hastanesi’nde göreve başlar. İyi kalpliliğiyle kısa sürede hastalar tarafından sevilir. Bu dönemde güzelliğiyle erkeklerin aklını başından aldığını farkeden Memnune, beyazperdede izlediği dans yıldızlarının sahip olduğu ışıltılı hayatı düşler. İçinde bulunduğu  dar ekonomik koşullardan bu şekilde kurtulmayı amaç edinir. Kardeşine el veren abla, Memnune’nin yaşını üç yaş büyüterek Emniyet’ten belgesini çıkarır ve ona günahkar kadın anlamına gelen ‘’Zennube’’ ismini yakıştırır.

‘’Aklıma koymuştum, bir defa… Kaçtım evden, o zamanlar fuara tiyatro grupları gelirdi. İşte ben de bir yolunu bulup burada ufak rollere çıkmaya başladım. Ama bu uzun sürmedi, yaşım ufak olduğundan, annemin şikayeti üzerine tekrar eve döndüm. İkinci kaçışımda, artık yaşımı doldurmuştum çalışmak için. İlk olarak İzmir’de sahneye çıktım. Ve daha çıkar çılmaz da düşüp bayıldım. Bu arada evlenmiştim de. Kocam da müzisyen olduğundan sahne hayatına alışmıştım artık. Oysa Bursa’ya turneye gittiğimizde işler değişti. İstanbullu bir gazino sahibi büyük para vererek beni İstanbul’a getirdi. Çalışmaya başladım. Ayrıca patronun da ısrarı ile kocamdan ayrıldım. Çünkü çalışan kadın, bilhassa sahnedeki kadın evli olmazmış. Kısa zamanda iyi bir isim yaptım. Tam altı ay sonra da, bazı ailevi meseleler yüzünden önce İzmir’e ardından İskenderun’a gittim.’’*

Zennube Ah Zennube

Skandallar Kraliçesi Zennube

İlk ününü İzmir’de yapan Zennube, simsiyah uzun saçları, selvi boyu ve kıvrak dansları ile Ege’yi kasıp kavurmakla kalmaz Kanuni Bestekar Coşkun Erdem’in gönlünü yakar. İskenderun dönüşü İzmir Fuarı’nda Mogambo Gazinosu’nda sahnede aldıkları bir akşam tanışan ikili, doludizgin bir aşka yelken açar. O yıllarda üçüncü evliliğini solist Atiye Ateş’le yaşayan Erdem, altı aylık evililiğini sona erdirip Zennube ile evlenir. Birliktelikleri iki yıl sürer. Erdem, Suriyeli Udi Farid El Atrache’ın önce Mısır’ı, ardından Arap dünyasını sallayan eseri ‘’Heebena Heebena’’ ya Türkçe sözler yazarak aşkını sözcüklere döker ve şarkısını Zennube’ye ithaf eder:

Gel Bana, gül bana / Gel bana, gel güzelim / Üzme beni sevgilim / Zennube, Zennube, Zennube, Zennube / Zennube ah Zennube

Zeki Müren’den Sevim Tanürek’e, Aysel Saygı’dan Nurinnisa Toksöz’e, saz heyetlerinden oyun havası icracılarına, taşplaklardan henüz yeni dolaşıma giren 45lik vinil plaklara, gazinolardan evlere ve sokaklara her yerde bu şarkı duyulur. Kısa sürede tutan şarkının etkisiyle ve artan popülariteyle Anadolu pavyonlarındaki stajyerlik dönemi sona erer ve nihayet  İstanbul’daki gazinoların kapıları açılır güzel dansöze.

İsmi Taşlık Gazinosu, Kervansaray, Mulen Ruj gibi turistik – sosyetik mekanların neonlarına yazılır. Gazino patronları onu her daim el üstünde tutar. Çalıştığı klüpler onu seyretmeye gelenlerle dolup taşar ve memlekette onu tanımayan kalmaz. Hatta ismini kullanan sahteleri türer. Sevim Çağlayan ve Tamer Yiğit‘in başrollerini oynadığı ”Zennube’‘ filmi çevrilir (1965).

Skandallar Kraliçesi Zennube sinematikyesilcam.com
Zennube

Parmak zilini ustaca çalıp kıvıran Zennube, kendinden önceki kuşaktan Hülya Babuş’un etkisindeydi. Yaptığı dans Hint – Arap karışımıydı. Kendi tabiriyle ‘’İki duble viski atmadan’’ oynayamazdı. Viskisini attığı gibi gönlünce oynardı. Müzik derdi de yoktu hangi müzik çalarsa çalsın, kıvırır da kıvırırdı. Uzun boylu, esmer, kadife tenli, büyük oval kalçalı, kara kaşlı ve kara gözlü bir kızdı. Sahnede en büyük rakibeleri dönemin en büyükleri, hatırı sayılır sinema kariyeri de yapan; Özcan Tekgül ve Aysel Tanju idi. En çok çekemediği ise Nana’ydı.

İzmir’den Bursa’ya, İskenderun’dan İstanbul’a uzanan sahne yaşamında sayısız sevgili ve sayısız olay vardır. Olayların içinde emniyet amirleri, belediye başkanları ve futbolcular dahil kamuoyunda yankı yaratacak pek çok isim yer alır. Kolay kandırılan, daldan dala konan hercai Zennube nice gönülleri yakarken her seferinde yeni aşklara yelken açar.

Hayat felsefesini şöyle açıklar dönem mecmualarına:’Kendimden başka kimseyi düşünmem. Erkekler benim için araçtır. Bir kadının ayakları yere sağlam basmalı, geçer akçeyken geleceğini hazırlamalı. On yıl sonra zor duruma düşsem, hangi erkek başını çevirir de bana bakar? Soyunurum, soyarım, keyfime bakarım…’’

Skandalların ilki Adana Demirspor’un ‘’gelecek vaat eden solaçığı’’ Özden Uçal ile yaşadığı inişli çıkışlı ve şiddetle dolu ilişkiyle patlak verir. Klüp yöneticilerinin türlü engellemelerine karşın Zennube’nin aşk kapanına kısılan Uçal, şehir dışına sürülen sevgilisinin yanına giderken geçirdiği trafik kazasında ölümden döner. Olaylar bununla kalmaz. Gazinolara ve Zennube’ye bulaşan silahlı mafyatik tipler, sevgilisinin yanında sol bacağından kurşunlar genç futbolcuyu. Böylece bir kariyer başlamadan biter.

Yine aynı dönemdeki ikinci skandal  İskenderun’da bir pavyonda dansederken tanıştığı Emniyet Amiri Hasan Atak ile yaşanır. Zennube’nin babası yaşındaki evli barklı Atak, kıskanç ve baskıcı tutumlarıyla her gece türlü arızalar çıkarır. Kah silahlar konuşur kah şişeler havada uçuşur. Basına yansıyan ve halktan tepki  alan bu ilişki Atak’ın başka bir yere sürülmesi ve Zennube’nin şehirden kovulmasıyla sona erer. Sansasyonel olaylarla ününe ün katan Zenube’ye ‘’Skandallar Kraliçesi’’ lakabı yakıştırılır.

‘’Şimdiye kadar, skandallara adım karıştıysa, bunda benim suçum yok. Çünkü, hemen hepsi patronların birer tertibiydi. Salonlarının ismini duyurmak için beni öne sürmüşlerdi. Kısaca şu anda o günleri hatırlamak dahi istemiyorum…  Ne günlerdi… Neler çekmiştim gazetecilerden… O patlayan flaşlar sanki beynimde çakılıp kalıyordu…*

Sinema ve Müzik

Nefesini keseceğim

Kendini bu şekilde savunan Zennube, bu skandallardan karlı çıkan taraf olmuştur. Onun şöhretinden faydalanmak isteyen Yeşilçam’ın uyanık yapımcıları filmlerinde ona yer vermek için birbiriyle yarışır. Dansta kendini kanıtlayan Zennube, prodüktör Abdülkerim Uzun’un teklifiyle Yeşilçam’a transfer olur. Takvimler  1966’yı gösterdiğinde ilk filmi Nefesini Keseceğim (Senaryo – Reji: Cahit Günal) ile görücüye çıkar. Dansöz rolündedir, Ahmet Mekin rol arkadaşıdır. Yer aldığı banyo sahnesiyle nefesleri keser. Bu sahnenin ses getirmesi üzerine ertesi yıl, Jean – Paul Sartre’nın ünlü eseri ‘’Saygılı Yosma’’nın  Türkçe adaptasyonu Zehirli Dudaklar (Senaryo – Reji: Çetin Karamanbey – 1967)’ da yine benzer sahnelerde yer alır. Setlere alışan Zennube; Ben kimsenin kadını değilim, istediğim zaman soyunur, istediğim zaman giyinirim. Sonra dikkat ederseniz, sahnede soyunmam. Ama film olunca iş değişiyor. Zaten günümüzde ünlü oyuncular dahi zaman zaman soyunmaktan geri kalmıyorlar. Bence bir sinema oyuncusu güzelliğini saklamamalı…’’**  şeklinde beyanat vermiş.

Rejisör Karamanbey: ‘’Günümüzde birçok oyuncu soyunmaktan çekiniyor. Bunun yanı sıra soyunanlar vücutça pek fakir oluyorlar. Özellikle, bu filmdeki role yatkın bir oyuncu bulmak zordu. Oysa Zennube, bu rol için en elverişli biri olarak düşünüldü. Gerçekten de pek memnun kaldık, o da rolünü hakkıyla oynuyor. Soyun diyoruz soyunuyor, şöyle oyna diyoruz oynuyor. Yani sadece vücudunu değil oyunculuğunu da ortaya koyuyor. Herhalde sinemada vamp kadın boşluğunu doldurabilecek en iyi isimlerden biri Zennube ’’** diyerek oyuncusuna arka çıkmış.

Filmde Saygılı Yosma’yı oynayan ve rolünü benimseyen Zennube şunları da ekliyor: ‘’Zaten, ben çılgın bir kadınım. Ne yaptığımı bilmem ama bu biraz da benim eğlenmek isteyişimin, çılgınca eğlenmek isteyişimin sonucu oluyor. Filmdeki rolümü de beğendim ve çok severek oynuyorum. Oradan oraya koşan bir kadın, maceradan maceraya uçan bir kadın. Ne zevkli… Özel hayatıma da uyuyor. Aradaki tek fark, ben dans etmeden önce iki kadeh viski atardım. Burada ise ayık kafa ile oynuyorum, hepsi bu’’** Başarıyla çekilen sahnelerde Tunç Oral’ın duş kordonuyla boğduğu Zennube, film icabı son nefesini veriyordu. Dans sahnesinde en çok kazananlardan (gecede bin lira ) biri olan yıldız, bu film için tam on bin lira alıyordu.

Sinemaya başladığı günlerde, Er Film’in kurucusu yapımcı Berker İnanoğlu ile tanışıp sevişmeye başlayan Zennube, bu ilişkide bu kez kapana kısılan taraf olmuştur. Popülaritesinin zirvesinde ve en verimli olduğu dönemde İnanoğlu tarafından eve kapatılarak dans sanatını icradan men edilir. Yine aynı dönemde belalısı Arap Burhan tarafından defalarca kalçalarından bıçaklanır. Amaç aynıdır: Zennube’yi danstan koparmak. İnanoğlu’nun Aysel Hanım’la evlendiğini gazetelerden öğrenen Zennube, yeniden özgürlüğe yani sahnelere döner.

Günaydın Gazetesi’nden (1971)

Saman alevi gibi parlayan ve yaşadığı fırtınalı hayatın etkisiyle Yeşilçam kariyeri birkaç filmle sınırlı kalan Zennube, bu kez şarkı söyleyerek şansını dener. İlk 45’lik plağında (A Be Safinaz / Adım Çıkmış Sarhoşa – Efes Plak SŞ 120 – 1967) Erdem’in bestelerini seslendirir. Akabinde Odeon’a transfer olarak bu şirket adına da eserler yorumlar. 500’ün üzerinde bestesi olan Türk Musikisi’nin büyük üstadı ölümsüz bestekar ve ses sanatçısı Arif Sami Toker’in sözlerini yazıp bestelediği eserler (Beklemem Artk Seni / Tek Tek Atıver, Striptiz / Bekliyorum Yolunu, Çapkın Yaramaz Düşme Peşime Benim / Unutmak İstesem O Hatırayı) plaklaştırılır. Ülkemizde yapılmış Erotizm soslu şarkılara dahil edebileceğimiz, o günlerin modası ‘Striptiz’ i konu edinen şarkının ilginç sözlerine göz atmaya ne dersiniz:

Her tarafta bir moda / Bütün gözler pusuda / Striptiz modası / Ne güzel şeymiş bu da // Ne güzel şey Striptiz / Ne tatlı şey Striptiz / Uyacağız bu modaya / Dikiz yapalım dikiz // Plajda güneş ten yakar / Bayan soyunur can yakar / Bikini, monokini / Gören göz bayram yapar // Ne güzel şey Striptiz / Ne tatlı şey Striptiz / Uyacağız bu modaya / Dikiz yapalım dikiz // Bey der bayan soyunmuş / Biz de uysak modaya / Bayanla aşık atılmaz / Sonra kalırsın yaya // Ne güzel şey Striptiz / Ne tatlı şey Striptiz / Uyacağız bu modaya / Dikiz yapalım dikiz //

Striptiz / Bekliyorum Yolunu (Odeon 931)

Zennube’nin ses rengi de kendisi kadar güzelmiş. Yeteneği sınırlı da olsa icralar hoş, samimi ve teatral. Yıldızımız, açığını bu şekilde kapatmayı becerebilmiş.

Onca tantana ve türlü atraksiyonla geçen on beş sene sonunda yorgun düşen Zennube, bacaklarında kurşun izleri ve kalçalarında bıçak façalarıyla erken denebilecek yaşta sahnelere veda ederek, 70’li yılların ilk yarısında sessizce piyasadan çekilir. Dördüncü evliliğini Kazım Ay isimli bir deri tüccarıyla yaparak yepyeni bir hayata başlar ve izini kaybettirir. Ritm tuttuğu parmak zili evinin bir köşesinde paslanırken, dilinde geçmişin kekremsi tadı kalır.

Skandallar Kraliçesi Zennube'nin 2 pozu
Skandallar Kraliçesi Zennube

Yararlanılan Kaynaklar:

* Siz (Her Evin Herkesin Mecmuası) 27 Haziran 1966 ** Siz (Her Evin Herkesin Mecmuası) 11 Şubat 1967 / Baldır Bacak Öyküleri – Spor, Cinsellik ve Yasak Aşklar: Ergun Hiçyılmaz (Dharma Yayınları – 1993) / Tevfik Yener: İlk Skandallar Kraliçesi Zennube (Sabah Gazetesi  – 27 Haziran 1999 Tarihli Köşe Yazısı) / Uzun, İnce Yolcular – 42 Portre : Ümit Bayazoğlu (Aras Yayıncılık – 2014)

Not: Yazımızı hazırlarken Zennube’nin çıkardığı ilk 45’likten habersizdik. Tesadüf eseri Mega Müzik‘in sahibi Sn. Ethem Zeytinkaya‘yı ziyaretimde Şençalar firmasına ait kalamoza defterini incelerken Zennube’nin ismine ve yorumladığı eserlere rastladım. Değerli koleksiyoner Sn. Adnan Dabak, arşivinde yer alan bu plağın görsellerini paylaşınca bu ilk plağı böylece kesinleştirmiş olduk. Her iki isme de katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerik2019 Yılında En Fazla Okunan 12 Yazı
Sonraki İçerikYeşilçam’da, ” Telif Ertelenemez” sesleri
1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...