Tekin Akmansoy ’un Spor ve Fenerbahçe Sevgisi

0
3534
Tekin Akmansoy

Merhabalar,

Geçtiğimiz yazımda Türk sineması ve Fenerbahçe arasındaki ilişkiye genel bir bakış atmıştık. Bu yazımla birlikte (Kaç bölüm sürer bilemiyorum) kıymetli sinema ve tiyatro sanatçılarımıza yaptığım röportajlardan bölümlere, röportajlarda yer vermediğim izlenimlere, bugün hatıra olarak hafızama yerleştirdiğim sohbetlere ve sanatçılarımızın takım sevgilerine yer vereceğim. İlk sıraya da 2013’te kaybettiğimiz, çok sevgili Nuri Kantarımız, Tekin Akmansoy’u almayı uygun gördüm.

Tekin Akmansoy ile 2009 yılında tanışmıştım. Öncesinde birkaç kez voleybol maçında görmüştüm. Bir şekilde telefon numarasına ulaştım ve röportaj teklifinde bulundum. Rahmetli eşini o sıralarda kaybetmişti. Genelde evde olduğunu, pek dışarı çıkmadığını dile getirse de bir saat zaman ayırabileceğini söyledi. Tabii ki çok mutlu olmuştum. Çocukluğumun özel isimlerinden olan hepimizin Nuri Kantar’ını karşımda görecek olmak heyecanlandırmıştı. Stadımızda buluştuk, tam tamına üç saati birlikte geçirdik. Çünkü, benim röportaja fazlasıyla hazırlıklı gelmem, kendisini ilk tiyatro oyunundan Yeşilçam’a uzanan sorularım, Fenerbahçe’nin özellikle Lefterli dönemlerine yaptığımız yolculuk soruları onu mest etmişti. Sonrasında da on günde bir muhakkak telefonlaştık. Ölene kadar… Pekiyi, neler konuştuk, neler anlattı, nasıl bir taraftardı? Buyurun birlikte bakalım.

Kendi ağzından yaşamıyla ilgili kısa bilgi:
1924 yılında Denizli’nin Sarayköy ilçesinde dünyaya geldim. Babam okumuş, güngörmüş bir insandı. Avukattı kendisi. Şu an 83 yaşındayım, 70 yıllık sanat geçmişim var ve yüreği Fenerbahçe sevgisi ile doluyum. Biri ilk evliliğimden olmak üzere iki kız babasıyım. Fulya’da büroma gidiyorum zaman zaman. Ortaköy’de oturuyorum. Kadıköy’de de evim var ama eşimi burada kaybettiğim için Ortaköy’de oturmayı tercih ettim. Artık Kadıköy’le tek bağım Fenerbahçe sebebiyle oluyor. İlk ve ortaokulu Denizli’de; liseyi Ankara’da tamamladım. Ailemin engellemesine rağmen konservatuara yöneldim ve imtihanlarını kazanarak Ankara Devlet Konservatuarını kazandım.

“Ailemin engellemesine rağmen”, dediniz. Sebep neydi engel olmalarına?

Dediğim gibi babam okumuş yazmış bir kimseydi. Avukattı rahmetli. Tabii benim bahsettiğim yıllar 1939 – 1940 seneleri. Tiyatrocunun, oyuncunun toplumda bir yerinin olmadığını düşünürdü babam. Ben de aksine o yıllarda bizim oralara gelen kumpanyalara gider, oradaki oyuncuları hayran hayran izlerdim.

O yıllarda liseden sonra üniversiteye girmek için farklı bir sistem uygulanıyordu. Buıgünkü gibi değil. Olgunluk imtihanıydı sınavın adı. Ben de babamın gönlü olsun diye girdim ve kazanamadım. Benim gönlüm de konservatuardaydı ve konservatuar sınavlarına girip kazandım. Böylelikle tiyatroculuğum profesyonel anlamda başlamış oldu.

Pekiyi, babanızın isteğine karşı çıkmış oldunuz ve üstelik de okulunuz Ankara’da. Ne tepki verdi babanız?

(Gülüyor) Beni iki yıl eve almadı ve hiçbir maddi destekte bulunmadı. Sonuçta isteğine karşı geldim. Yazları çalışıp, kazandığım parayla eğitim masraflarımı karşıladım.

Artık ailenizden uzaktasınız ve kendinize yeni bir hayat kuruyorsunuz o yıllarda. Hiç kimsenin desteğini almadınız mı?

Hem tiyatroculuk hem de her türlü desteği ilk olarak Ercüment Behcet Lav’dan aldım. Çok yardımcı olmuştur oyunculuk anlamında.

Sonraki dönemde babanızla aranız hiç mi düzelmedi?

Düzeldi tabii ki. İlk oyunuma davet ettim babamı ve o da geldi. Başrol değildi belki ama başrol kadar önemli bir roldü oyundaki rolüm. Kahveci Çırağı adlı bir oyundu

Biraz da Nuri Kantar’dan bahsedelim ve Kaynanalar dizisinden…

Tekin Akmansoy Nori Kantar

Tekin Akmansoy adını bilmeyen çoktur ama Nuri Kantar’ı bugün kime sorsanız herkes bilir. Sonuçta 30 yıl ekranlardan izleyicilerle buluştu dizimiz. Türk insanı kendini buldu bu dizide.

Kaynanalar, Türk toplumunun birebir yansımasıdır aslında. Oradaki kahramanlar, günümüzde de karşılaşabileceğimiz tipler. Hayatın içinden tiplerin bu dizide yer alması izleyiciyi çekti ve tam 30 yıl izleyiciyle kucaklaşmasına sebep oldu.

Nuri Kantar adının tanınırlığını kariyeriniz açısından tek düzelik olarak yorumlayanlar var. Bunlara cevabınız?

Evet, oldukça uzun süre Nuri Kantar’ı canlandırdım. Hatta zaman zaman günlük konuşmama da girer Nuri Kantar. Bu öyle bir rol ki büyük yazar Yaşar Kemal, “Sen, aydın bir tip yarattın.” demiştir bana. Bu çok büyük bir mutluluk benim için. Ama oyunculuk geçmişimde Nuri Kantar haricinde çok fazla rolüm var. Tek düzelik fikrine katılmıyorum. Bunu söyleyenlerin benim meddah geleneğini yaşattığımdan haberleri yok.

Kaynanalar dizisi 30 yıl devam etti. Dile kolay geliyor ama sıkıntıları da oldu mu bu dizinin?

Tabii ki… Sevenimiz olan kadar sevmeyenimiz de çok. TRT’nin pek çok engellemeleriyle karşılaştım ama yılmadım ve dizi çalışmalarına devam ettim. Bugün dünyanın en uzun soluklu dizilerinden birine imza attım. Meyve veren ağaç taşlanır derler. Olsun, herkese saygımız sonsuz.

Gelelim Fenerbahçeye. Sizi Fenerbahçe’nin hemen her maçında görüyoruz. Nasıl Fenerbahçeli oldunuz?

1932 yılında küçük bir çocukken İstanbul’a dayımla gelmiştik. Taksim Stadında o zamanlar oynanan Tayyare Kupası maçı var Fenerbahçe’nin. Rakip de yanlış hatırlamıyorsam o zamanın güçlü takımlarından Güneşspor. 1-0 aldık o maçı ve kupayı da kazandık. O gün içime Fenerbahçelilik aşkı kazındı. Tekrar Denizli’ye döndüğümde çok zordu Fenerbahçe’nin maçlarını izleyememek. Radyodan, o yılların meşhur sunucusu Sait Çelebi’nin anlatımından takip ederdim hep. O gün bugündür Fenerbahçeliyim.

Fenerbahçe’nin 100 yıllık tarihinin, yaklaşık 80 yılına tanıklık ettiniz. Şu zamana kadar Fenerbahçe’nin en çok beğendiğiniz dönemi hangi yıllara aitti?

Fenerbahçe’nin varlığı mutluluk sebebidir öncelikle. İnanın ayırt edemiyorum hiç Ancak bir zamanlar Fenerbahçe öyle güzel futbol oynardı ki anlatılmaz. Kısa paslarla göze hoş gelen süratli bir futbolu vardı. Bu dönemin futbolcularından Lefter, bence günümüz modern futbolunun babasıydı.

Geçmişin Fenerbahçe ve Galatasaray camiasının mukayesesini istesek?…

Geçmişte Galatasaraylı olmak bir ayrıcalıktı. Çünkü azınlığın sembolüydü. Belli bir eğitim seviyesine gelen ama kendini bu ülkeye ait görmeyen bir azınlık… Burjuva temsilcisi olarak görülürdü Galatasaray. Tabii bu süreç 50 – 60 yıl öncesindeydi. Fenerbahçe de halkı temsil ediyordu. Taraftarı tamamıyla Türk halkını yansıtıyordu. Günümüzde tabii modern futbol gereği pek çok şey değişti.

Türk sineması ve edebiyatında en çok Fenerbahçe’nin yer bulma sebebi de halkın çoğunluğunun Fenerbahçeli olmasıyla alakalı mı sizce?

Gayet tabii ki… Filmde futbola ve Fenerbahçe’ye temas varsa, o takım taraftarını da sinemaya çeker bu. Tespitiniz yerinde bir tespit. Özellikle 60’lı 70’li yıllarda Fenerbahçe taraftarı en fazla sayıya sahip olan taraftardı.

İlerlemiş yaşınıza rağmen sürekli tribünlerdesiniz maşallah. Bunun sırrı nedir?

Tutku…. Sevgi olmasa, bağlılık olmasa ne işim var burada benim. Futbol ve voleybol maçlarını kaçırmamaya çalışıyorum. Şu an bu boş tribünde oturmak bile çok heyecanlandırıyor beni. Bu aşk beni ayakta tutuyor. Ama açıkçası biraz çekilmek de istiyorum tribünlerden; çünkü tepkilerimi kontrol etmekte zorlanıyorum. Doğal bir insanım ama sanatçı etiketini taşıyınca hoş karşılanmayabiliyorsunuz.

Tekin Akmansoy

Sanat dünyasında, bildiğiniz koyu Fenerbahçeli sanatçılar kimler?

Ekrem Bora da koyu Fenerbahçelidir. Aklıma ilk o geldi. Benden de koyu olabilir hatta. Rahmetli Ertem Eğilmez, Suphi Kaner, Ayhan Işık… Başkaaa, ooo unuttum, bak rahmetli Sadri de ( Alışık) hasta Fenerliydi. Çok vardır ama şu anda bunları hatırlıyorum.


Tekin Akmansoy Röportajımızda yer vermediğimiz sohbetten bölümler:

– Halit Akçatepe’nin oyunculuğunu beğenmezdim. Sevdiğim bir kardeşimdir ama yetenekleri sınırlıdır.

– Yeşilçam samimiyeti bambaşkadır. Bunu anlatması zordur benim için. Zor koşullarda, amatör ruhla çok güzel işler çıkarılıyordu.

  • Rahmetli Kemal (Sunal) yetenekli bir oyuncuydu. Devekuşu Kabare’de pek çok role çıkabiliyordu. Sinemada tek yönünü yakaladı izleyici ve yapımcılar. Üzerine yapıştı kaldı.

    – Eşime çok düşkündüm. İçime kapandım ondan sonra. Dışarı çıkmak bile istemiyorum. Beni Fenerbahçe adından başka bir şey dışarı çıkaramazdı bugün. Sağ olun, siz de bugün beni çok mutlu ettiniz.
2013’te kaybettiğimiz, Tekin Akmansoy cenazesi
2013’te kaybettiğimiz, çok sevgili Nuri Kantarımız, Tekin Akmansoy’un cenaze töreninden…

Tekin Akmansoy ’un Spor ve Fenerbahçe Sevgisi