Ö. Lütfi Akad & Cüneyt Arkın : Yaralı Kurt (1972)

0
737

1972 yılında 4. kez düzenlenen Adana Altın Koza film festivalinin 28 Eylül tarihli jüri oylamasında  Yılmaz Güney en iyi oyuncu ve en iyi film (Baba) dallarında ödüle layık görülmüştü. Takip eden gün belediye başkanının çağrısıyla tekrar toplanan jüri 30 Eylül tarihi itibariyle ilk oylamada ikinci seçilmiş olan Kara Doğan (Yılmaz Duru) filmini birinci ve Cüneyt Arkın‘ı ise en iyi oyuncu olarak ilan etmiş böylece Türk Sinema Tarihinde yerini alan bir skandala imza atılmıştı. Kendisine bu şekilde layık görülen ödülün Yılmaz Güney’in hakkı olduğunu belirtmekten çekinmeyen Cüneyt Arkın ödülü reddetmişti.

Festivalde yaşanan bu hadisenin ardından 1972 yılının Ekim ayında izleyiciyle buluşan ve Cüneyt Arkın’ın onurlu davranışıyla sinema tarihimizde unutulmaz yerini alan bu önemli film Yaralı Kurt filmi idi.

Eski sabıkalı Ali Karahan’ın (Cüneyt Arkın) Almanya’ya gidebilmek için kabul ettiği iş adamı Hilmi Selen (Süha Doğan) öldürülmesi pazarlığı, yaptığı iş karşılığında aldığı paranın sahte çıkması ve işi ayarlayan kişiye ait her izin silinmesiyle esrarengiz bir hal alır. Ali bir yandan kendisine kurulan tuzağın sorumlularını bulmaya çalışırken bir yandan olayı titizlikle soruşturan Komiser Irfan’dan (Ahmet Mekin) kaçmaya çalışır. Bu kaçışta yardım alabileceği kişiler ise sekreter Selen (Şükran Yamakoğlu) ve Kahveci Osman’dır (Osman Alyanak)

Edebiyattan Sinemaya Bir Kara Film :

İngiliz yazar Graham Greene 1936 yılında yayınladığı A Gun For Sale isimli romanı dramatik yapısı ve gizemli öğelerinin uygunluğuyla öncelikle büyük buhran ve ardından büyük içki yasağı dönemiyle kara film ve suç tarzında peş peşe klasiklerin çekildiği Amerika’da This Gun for Hire ismiyle sinemaya uyarlanmıştı. Greene’nin eserinde o yıllarda esmekte olan savaş rüzgarlarının yarattığı gerilimle politik bir Avrupai suç ve gizem olayının anlatıldığı hikaye 1942 tarihli Amerikan uyarlamasında zaten başlamış olan dünya savaşının Amerikan usulüyle güncel olaylara göndermelerini de içeriyordu.

1960’lı yıllarda ise kara film türünü varoluşçu bir felsefeye dayandırarak anti kahraman insan tiplemeleri üzerinde geliştiren Fransız sineması bu konuyu Alain Delon’un başrolünü oynadığı ve Jean Pierre Melville‘nin yönettiği Le Samourai ile sinema tarihinin zirve uyarlamalarından biri olarak ele almıştır.

Romanın Türkiye’deki yolculuğu ise 1961 yılında Memduh Ün’ün yönettiği Göksel Arsoy ve Nilüfer Aydan’ın başrollerini paylaştığı Güneş Doğmasın filmiyle başlar. Romanın diğer uyarlaması olan Yaralı Kurt ise Selim İleri’nin hikayelendirmesiyle hayata geçirilmişti. 1971’de Türk Edebiyatının güçlü ismi Kemal Tahir’in eleştirilerine rağmen Halit Refiğ‘in önerisiyle senaryo yazımına yönelen Selim İleri, ilk senaryo çalışması Cennetin Kapısı’nın ardından Yaralı Kurt’ta Ömer Lütfi Akad‘la senaryolaştırma için başka bir yol izlemişti.

Akad’ın ’Ne yazık ki bu uyarlama modasından vazgeçemedik’ diyerek düşüncesini ortaya koyduğu çalışmada hem senarist hemde yönetmen farklı kaynaklardan romanın dramatik örgüsünü dinleyerek kendi kafalarında oluşan şablonu bir araya getirirler. Bu çalışma esnasında filmin Amerikan uyarlamasını izleyerek Selim İleri’ye konuyu aktaran kişide Çolpan İlhan’dır.

Kara Film türüne toplumun kimi açmazlarının çekici kılınarak anlatılabilmesi sebebiyle ilgi duyan Akad, bu işbirliği sonucunda ortaya bireysel insan ilişkilerinden kapitalizm ve Türkiye’nin bugün kanıksanmış ancak o yıllarda yeni yeni değişmeye başlayan sosyolojik koşullarının (gecekondulaşma ve araziden rant elde etme) eleştirisine kadar uzanan anlamlı bir film çıkarmıştır.

Melodram ve komedi Yeşilçam’ın en başarılı olduğu alanlar olarak kabul görse dahi ilgili filmin yapısına uyan durumlarda Gerilim bu iki alanada sızarak Yeşilçam’ın alt bir öğe olarak son derece iyi uyguladığı bir temadır. Yaralı Kurt gerilim temasının hikayenin tümüne aynı oranda yayılarak durağan tempoya rağmen akıcılığı sağlamayı başarmış bir filmdir. Şiddet olayları son derece doğal bir şekilde verilirken, kaç kovala gibi hareket gerektiren anlar bir çeşit avantürden ziyade az diyalog ve anın yarattığı tansiyonla etkili bir şekilde aktarılabilmiştir.

Ali’nin arkası dönük olarak filme girişi, Kalek Otomotiv’in bahçesinde yürüyüş esnasında büyük patron’un gözünden araba içinden verilen manzara, Gül’ün ormandaki kulübeyi terk ederken sislerin arasından gelen silah sesi, Feridun (Hakkı Şen) ve Şakir’in (Yıldırım Önal) öldürülmesinden sonra Ali’nin resmi terkettiği kareler Türk Sinema tarihinde yönetmen dokunuşlarının kendine has ve aynı başarıyla tekrarlanamamış örneklerindendir.

Detaylarda Kalanlar :

A Gun For Sale (Satılık Silah) Türkiye’de Satılmış Adam adıyla yayınlanmış ve bu ad tarihi filmlerde olduğu kadar avantür ve suç konulu filmlerde de Cüneyt Arkın ile başarılı işler ortaya çıkarmış yönetmen Remzi Jöntürk’ün 1977 tarihli filminede isim  babalığı yapmıştır. Yaralı Kurt’un orjınal çizim afişinin ilerleyen yıllarda fotoğraflı olarak yeniden basılmış olan versiyonunda Cüneyt Arkının Ahmet Mekin ile beraber yer alan resmi ise bir başka Remzi Jöntürk Cüneyt Arkın çalışması olan ve yapımcılığı yine Erman Film’e ait Kaplanlar Ağlamaz (1978) filminden alıntıdır.

Roman’ın baş karakteri Raven’in esrarengiz mavi göz betimlemeleri, Yaralı Kurt versiyonunda Kır Yılanı Bakışı olarak yerelleştirilmiştir.

Filmin müzikleri için maalesef böylesine özel bir filme özgün müzik bestelenmesi yerine stoktan melodi kullanımı yolu seçilmiştir. Bu alanda garantili bir yol izleyerek bol bol Ennio Morricone melodisine yer verilmiş olan filmde ki en fantastik yaklaşım ise Harem otobüs terminalinde polis arama ve gözetleme sahnesinde Maymunlar Cehennemi (Jerry Goldsmith – Planet of The Apes) filminin müziklerinin kullanılmış olması.

Roman’ın şimdilik son uyarlaması tamamen Yaralı Kurt’un yeniden çevrimi olarak hazırlanan ve aynı isimle 2000 yılında çekilen Serdar Deniz’in başrolünü oynadığı filmdir. O dönemin sükse yapan filmi Matrix’in moda hayatındaki etkisinden bolca nasiplenen Nuri Alço, Coşkun Göğen, Bülent Kayabaş ve Orhan Günşiray gibi Yeşilçam emekçilerinin de yeraldığı bu filmi B bir alternatif olarak farklı bir kulvarda değerlendirmek gerekir.

Artık Filmi İzleyebilirsiniz:

Önceki İçerikNafile bir Aksiyon: Mumya Firarda (2002)
Sonraki İçerikYeşilçam’da İşçi Filmleri
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı.1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı.1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi.1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti.2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu.2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı.2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı.2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.