Rekoru Kırılamayacak Bir Melodram: Derbeder (1978)

0
729

HULKİ SANER VE TEMEL GÜRSU DAN REKORU ASLA KIRILAMAYACAK BİR MELODRAM ; DERBEDER 1978

Sinemamızda melodramların bolca boy göstermeye başladığı 1977 yılında yapımcı Hulki Saner, yönetmen Temel Gürsu ile yeni yeni meşhur olmaya başlayan ama ileride şarkıları dillere plesenk olacak Ferdi Tayfur adındaki genç besteci ile Çeşme, Derbeder, Benim Gibi Sevenler, Yadeller ve Batan Güneş isimlerinde tam beş filmlik bir anlaşma yapar. Bu filmlerin her biri, oynadığı tüm sinemalarda adeta kapı pencere kırar. Ancak; Derbeder filmi bugün bile ulaşılması mümkün olamayacak bir rekora imza atarak sinemamızda tüm zamanların en çok gişe yapan filmi olarak hiç çıkmamak üzere hafızalarda kalır.

HULKİ SANER VE TEMEL GÜRSU DAN REKORU ASLA KIRILAMAYACAK BİR MELODRAM ; DERBEDER

Filmin konusu ise şöyle:

Ferdi (Ferdi Tayfur) ve İpek (Canan Perver Gürsu) aynı köyde yaşar ve birbirlerine çocukluktan beri aşıktırlar. İpek’in babası Abbas Şahinoğlu (Mümtaz Ener) köyün en zengin adamlarındandır. Abbas bey kızını alarak şehre gitmeye karar verir. Ferdi ve İpek’in aşkı ayrıldıktan sonra mektuplarla devam eder.Sonunda Ferdi de şehre gitmeye karar verir ve Abbas bey den iş ister. Abbas bey, Ferdi yi at uşağı yapar ve ahırda uyumasını ister, Ferdi, aşkı için her şeye katlanır. Ferdi nin babası Mahmut (Hüseyin Peyda) şehre gelerek Abbas beyden kızını ister, Abbas bey Mahmut u sert bir dille kovar. Tüm bu olanlara dayanamayan Ferdi, iş bulmak umuduyla İstanbul’ a gider ve orada büyük bir şarkıcı olur. Fakat İpek , kendisine söylenen bir yalana inanarak Ferdi nin asker arkadaşı Tarık (Enis Fosforoğlu) ile evlenir. Sonuç herkes için hüsran olur…

Filmin açılış sahnesinde postacının Ferdiye mektubu verdikten sonraki sözlerinde söylediği gibi, “Bir ağa kızıyla bir fakirin sevdası; sonları ne olur dersin?” Evet ağa kızıyla fakir gencin aşkı; bu sinemamızda çok fazla kullanılan klişe bir hikaye; zaten Hulki Saner de filmi şarkılarıyla heryerde fırtına gibi esecek bu gencin hem adını daha fazla duyurmak, hem plaklarının daha fazla satmasını sağlamak hemde özellikle taşrada bütün mecralara filmi satarak diğer filmlere de kaynak sağlamak amacıyla çekmiş olduğu için sanatsal detaylar düşünülmemiş, bu o zamana göre çok normal bence. Ama bu filmin nereye gideceğini Ne Hulki Saner, ne Temel Gürsu ne de Ferdi Tayfur bilebilirdi.

Film takriben 18 ay vizyonda kaldı. Köylere kurulan günlük sinemalar mı dersiniz, yazlık bahçe sinemaları mı dersiniz yoksa karaborsa bilet bulmak için birbirleriyle kavga edenler mi dersiniz… Şöyleki; fimi ancak vizyona girdiği tarihten tam bir yıl sonra hemde karaborsadan bulduğu bir biletle Antalya’da bir sinemada izleyen bir arkadaşımın babası filmin gişe başarısının en önemli ispatıdır benim için, tabiki buna Tayfur’un o dönemler kasıp kavurduğu şarkıları bu başarının mimarıdır.

Henüz jeneriğiyle beraber çalan “Huzurum Kalmadı” şarkısında ayılıp bayılan insanlar, sinemalara gelen ambulanslar , daha neler neler…

Bir bakıma bu filmler için şimdiki gibi birkaç şarkının ayrı ayrı klibiymiş gibi yakıştırmalar yapılabilir ama ben buna kesinlikle katılmıyorum. Zira bugün bir şarkının klibinin maliyeti neredeyse bir sinema filminin maliyetinin bile üzerine çıkarken klip sadece prodüksiyon şirketini zengin ediyor, ama bu filmler,oyuncu, figürasyon, teknik ekip, laboratuar, dağıtımcı, sinema salon işletmecileri ve çalışanları gibi birçok kişiye geçim kaynağı sağlıyordu.

DERBEDER

Bu konuyu Ferdi Tayfur, aslında benim de şahit olduğum hatta şu an boğazım düğümlenerek hatırladığım ve kendisinin de ağlamaklı olarak verdiği şu röportajda çok net bir biçimde dile getiriyor:

Bundan birkaç yıl önce yolumu birileri kesti, hepsi yaşlı başlı insanlar hayranlarımdır diyorum ama öyle değil, elimi öpüyorlar ayaklarıma kapanarak Allah senden razı olsun diyorlar, şaşırdım, iyi de kardeşim siz kimsiniz ? Hayırdır, estağfurullah demeye kalmadan ağızlarından şu cümleler döküldü; Bizler senin filmlerini oynatan sinemalarda teşrifatçı (lambacı), büfeci idik. Senin filmlerin oynarken maaşımızdan hariç aldığımız bahşişlerle ev ve araba sahibi olduk Allah senden razı olsun, ömrüne bereket versin deyip ağlayarak yanımdan uzaklaştılar…”

Filmde oyunculuklar ve seslendirme eşleştirmeleri hakkında konuşacak olursak ben Toron Karacaoğlu‘nun sesini pek sevemedim, ısınamadım Ferdi Tayfur da; Esen Günay daha başarılı bence, yardımcı oyunculara gelecek olursak Abbas ağa rolünde Mümtaz Ener, Mahmut rolünde Hüseyin Peyda yer değiştirselerdi çok daha iyi olabilirdi bence; Hatta ve hatta Rıza Tüzün seslendirmesiyle, dünya sinemasında tipoloji olarak başka bir örneği olmayan Hüseyin Peyda, tabiri caizse cuk otururdu Abbas Şahinoğlu rolüne, ama tabiki buradaki tercih kıymetli hocamız Temel Gürsu‘nun.

Sonuç olarak ikisi de rolün hakkını veriyor. Öte yandan usta tiyatrocu Enis Fosforoğlu da şaşırtıcı bir rolde çok başarılı bir kompozisyon çiziyor. Diğer rollerde Sevda Ferdağ, Diler Saraç ve Lamia Yal, hepsi rollerinin hakkını en iyi şekilde veriyor.

Filmde Ferdi Tayfur‘un ve aynı zamanda Temel Gürsu hocamızın da eşi olan Canan Perver Gürsu, oldukça genç olmasına rağmen başarılı oyunculuk performanslarıyla göz dolduruyorlar.

Hal böyleyken ; Recep İvedik, Türk sinemasının en çok gişe yapan filmidir mavalına kim inanabilir. Her zaman söylediğim gibi eğer o zamanki işlerin çeyreği evet sadece dörtte biri olacak varya şu anda herkes işi gücü bırakır sinema salonu açardı, meydan da bu tekelcilerin eline kalmazdı ama ne yapalım kötü kader…

Kendisi de bir sinema emekçisi olan babamdan duyduğum ve daha sonra da Temel Gürsu’nun Faruk Şüyün ile yaptığı bir söyleşide aktardığı anısı ile yazımı sonlandırayım:

122 METRE HAM FİLM İÇİN…

Hulki Saner‘le ‘Derbeder’i çekiyoruz. Ferdi Tayfur, Canan Perver oynuyorlar. Büyük kısmını Antalya’da çektik. Yaz aylarıydı. Seyrettim, bir şey eksik diyorum: Ferdi Tayfur şarkıcı, bir şarkı sahnesi koymak lâzım… Allah rahmet eylesin Hulki Abi’ye dedim ki bir rüya sahnesi düşünüyorum çölde geçen. Hem şarkı altı yaparız, hem aşkı pekiştiririz, çocuğun hayallerini anlatırız.

‘Evlâdım’ dedi ‘elimizde negatif yok. Nerden çıkarttın? Film bitmiş, oynamaya hazır, bana iş çıkarma.’ Dedim ki Hulki ağabeycim ben yönetmeni olarak içimden geçeni söyledim.

‘E’ dedi ‘negatifi nerden bulacağız, yok.’ Dedim ki alt tarafı bir kutu negatif. O da 122 metre. ‘Hayır efendim bulamam’ dedi. Ben de belki biraz da ileri giderek sesimi yükseltip yahu ne biçim prodüktörsün, bir kutu negatif bulamıyorsun be Hulki Abi dedim. Hulki Abi şöyle durdu bir baktı, biraz koyuca renkli gözlükleri vardı, gözlüğünün altından yaş süzüldüğünü gördüm. Çok sevdiğim, saydığım da bir abim, pardon, affedersin dedim. Döndü gitti.

Ertesi gün yazıhanede buluştuğumuzda bir baktım koltuğunu altında bir kutu negatif var. Masamın üzerine tak diye koydu. ‘Buyurun’ dedi. Şaşırdım. Hulki Abi dedim hani yoktu, nerden buldun? ‘Evlâdım’ dedi, ‘sabah 7’de kalktım. Sirkeci‘deki fotoğrafçılara gittim. O fotoğraf çekilen kasetlerin içersindeki filmleri (birer buçuk metre falandır onların boyları) birbirine eklettirdim, 122 metre film getirdim. Buyurun şimdi istediğiniz sahneyi çekin.’

Çok üzülmüştüm. Neyse yapacak bir şey yok, Kilyos tarafında çöl vardı, oraya gittik, çektik. Ve o sahne gerçekten çok başarılı oldu. Film de hâsılat rekorları kırdı. Ferdi Tayfur da Ferdi Tayfur oldu.

O sahneyi yıllar sonra rahmetli Ertem Abi (Eğilmez), o da benim ustamdır, kullanmak istedi. O zamanlar artık oksijen maskesiyle yaşıyor, evine çağırdı. Gittim. ‘Temel’ dedi ‘sen bir film çekmiştin Derbeder diye, orada bir çöl sahnesi vardı. Onun bandını bana getirir misin? Bir film yapacağım, o sahneyi kullanacağım.’ Hemen götürdüm.

O haliyle filme başladı. Tekerlekli sandalyede, sırtında oksijen tüpüyle… Bu film ‘Arabesk.’ Müjde Ar‘ın, Şener Şen‘le oynadığı. O çöl sahnesini birebir, aynen, hicvederek tabii kullandı.”

Bir de Bonus: Ferdi Tayfur’dan Derbeder Şarkısı

Seni üzgün görsem, Ben kahrolurdum, Gülen gözlerinde hayat bulurdum
Boynumu büktün bükeli, Yuvamı yıktın yıkalı, Geri dönüpte gör halimi
Derbeder oldum
Derbeder oldum
Perişan oldum

Levent Demirci – Derbeder 2020 Mayıs