Muzaffer Tema: Yeşilçam’da Bir Musikişinas

0
467
Yeşilçam'ın unutulmaz aktörlerinden Muzaffer Tema'nın konservatuvarda başlayıp Yeşilçam'a uzanan müzik kariyerini, Sabahattin Bilgiç derledi. Muzaffer Tema

Varlıklı bir ailenin İstanbul doğumlu oğlu Muzaffer Tema (1919-2011), köşklerinde düzenlenen ve babasının da eşlik ettiği müzikli toplantılar vasıtasıyla müziğe ilgi duymuştu. Bu ilgiyi fark eden ailesi, onu 14 yaşında İstanbul Konservatuvarı‘na kaydettirmişti. Kendini müziğin büyülü dünyasına kaptıran Klasik Batı Müziği hayranı genç adamın en beğendiği besteciler, Chopin ve Beethoven idi.

Flüt çalmaya kafasına koyan ve bu uğraşta kısa sürede sivrilen Muzaffer Tema, keman ve piyano gibi enstrümanların icrasında da mahirdi. Konservatuvarın en parlak öğrencilerinden biri namıyla mezun olduktan sonra girdiği sınavları kazanınca, yolu Ankara’ya düşmüştü (1939)Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası’nda görev alan, Ankara Radyosu’nda pek çok defa orkestra refakatinde konserler veren Tema, altı yıllık görev sonrası İstanbul’a dönmüştü (1945). Artık kendisini yeni bir görev beklemekteydi: Musiki Muallimliği.  

Tayin edildiği iki farklı ortaokulda görevini 3 yıl boyunca ifa eden Muzaffer Tema, mezun olduğu konservatuvara hoca olarak dönmenin gururunu yaşamıştı, genç yaşında. Uzun yıllar boyunca, yüzlerce yeteneği müzik dünyasına kazandırdı. Öğrencilerinden biri de gelecekte Yeşilçam’a büyük hizmetlerde bulunacak olan Ülkü Erakalın’dı. 

İstanbul Şehir Orkestrası dahil o dönem flüt çalanların hemen hemen yüzde doksanı, Tema tedrisatından geçmişti. Öğrencilerine daima müzisyenliğin en ulvi meslek olduğunu, müzisyenlikten daha büyük bir paye olamayacağını aşılamıştı. Öğretmenliğe devam ederken, sahne çalışmaları da doludizgin devam ediyordu.

İstanbul Filarmoni Derneği’nin sinemalarda düzenlediği senfonik konserler ve Radyo Senfoni Orkestrası emisyonları, İstanbul Radyosu aracılığıyla halka buluşuyor, ilgi görüyordu. Bu dinletilerdeki kuartet; Ferdi Ştatzer (Şef), Cemal Reşit Rey (Piyano), Semih Argeşo (Keman) ve Muzaffer Tema‘dan (Flüt) müteşekkildi.

Ekibin repertuvarında Wagner, Bach ve Beethoven gibi bestecilerden eserler vardı. Müzik sahnesinde duyduğu alkışlar, şüphesiz ki onore ediyordu, istikbali parlak flütisti.

Yeşilçam ve Müzik

Yeşilçam'ın unutulmaz aktörlerinden Muzaffer Tema'nın konservatuvarda başlayıp Yeşilçam'a uzanan müzik kariyerini, Sabahattin Bilgiç derledi. Muzaffer Tema

Muzaffer Tema’nın Yeşilçam’a transferi, tesadüf eseri oldu. Bir gün Saray Sineması’nda verilen bir konser sırasında, rejisör Aydın Arakon tarafından fark edildi. Yakışıklılığı ve düzgün fiziğiyle dikkatleri çeken Tema, nicedir yeni filmi Çığlık için oyuncu arayışında olan Arakon’a ilaç oldu. Tema, ruh doktoru Haldun rolüyle film setlerine ve Yeşilam’a merhaba dedi (1949).  

Yoksa Yeşilçam, otuzundaki kıymetli musikişinas Muzaffer Tema’yı koparacak mıydı çok sevdiği sahnelerden?

O, sinemaya, kendi tabiriyle Müziği maddi kaygıdan uzak yapabilmek için girdim demekteydi. Para kazanabilmek için kulüp ve pavyonlarda sanatını dejenere etmek yerine, beyazperdede boy göstermeyi tercih etmişti. Müzikten tümden bir kopuş yaşamamıştı Yeşilçamlı ilk yıllarda. Hala ilk günkü şevkle derslerini aksatmamak için mekik dokuyordu, setler ve okul arasında.

Kısa sürede başrollere ve jön prömiyerliğe yükselen Muzaffer Tema, filmlerdeki müzisyen rolleri için işinin ehli olduğundan, biçilmiş kaftandı. Müzisyen kimliğini dışa vurduğu melodramlarda oldukça başarılıydı. Dudaktan Kalbe (1951)Hıçkırık (1953) ve Aşka Tövbe‘de (1963) kemancı, Özleyiş‘te (1961) piyanist rollerine hayat vermişti. Sanatını konuşturduğu bu roller, onun için çok kolaydı.

Eleştirmen yorumu

Sanatçımızın müzisyenliğiyle ilgili fikir sahibi olabilmek için eski gazeteleri bir karıştıralım o halde. Filarmoni Derneği Yaylı Sazlar Grubu‘nun Andre Ameller‘in Madrigal eserinin yorumunu izleyen Fikri Çiçekçioğlu, 13 Ocak 1953 tarihli Vatan Gazetesi‘ne, bakalım neler yazmış:
Eserin yurdumuzda ilk çalınışı. Solist, flütist Muzaffer Tema idi. Beyazperde elimizden çekip almadan önce Muzaffer Tema’yı orkestra eşliğiyle dinlemek bir zevkti. Musikiyi ve sazını ciddiye alan bir sanatkar. Filarmoni Derneği salonunda karşımızda bulduğumuz flütisti, günün birinde yine musikiye dönmüş görecek miyiz?”

Yeşilçam'ın unutulmaz aktörlerinden Muzaffer Tema'nın konservatuvarda başlayıp Yeşilçam'a uzanan müzik kariyerini, Sabahattin Bilgiç derledi. Muzaffer Tema
Hırant Kürkçüyan şefliğindeki Hilal Filarmoni Orkestrası. Orkestra; Pangaltı Lisesi (Mikhitaryan) öğretmenleri, talebeleri ve Kasımpaşa Denizcilik Okulu Bandosu üyelerinden kurulmuştu. Ön sıra, en solda Muzaffer Tema. Pangaltı İnci Sineması (1955) – Berç Kürkçüyan Arşivi

Şüphesiz ki müzik çevrelerince kayıp olarak değerlendiriliyordu, sanatçının yeni mesleği. Aktörlükteki başarısı arttıkça önce konservatuvarı sonra da sahneleri tamamen bırakmıştı 50’lerin ikinci yarısında. Zaten, zorunlu bir ayrılıktı bu. Çünkü elinde avucunda ne varsa satmış, şansını Holywood’da denemeye karar vermişti, idealist aktör. Kesintili ABD yaşamında verdiği flüt dersleriyse adeta can simidi olmuştu.

Muzaffer Tema’nın Flüt Çaldığı Sürpriz bir 45’lik

Yeşilçam'ın unutulmaz aktörlerinden Muzaffer Tema'nın konservatuvarda başlayıp Yeşilçam'a uzanan müzik kariyerini, Sabahattin Bilgiç derledi. Muzaffer Tema

Gülay Tema, Muzaffer Tema’nın beşinci eşi ve çocukları Alper’in annesiydi. Gülay liseyi bitirdikten sonra flört etmeye başlayan çift, 1965 yılında evlenmişti. Evlilikleri sadece dört yıl sürse de dostlukları ömür boyu devam etmişti. Muzaffer Tema’dan ayrıldıktan sonra şarkıcılığa heves eden Gülay Tema, şarkıcılık kariyerinin ardında sadece iki 45’lik plak bırakmıştı ve 1971 yılında çıkardığı ilk 45’lik sonrası kendini Lalezar Gazinosu‘nun sahnesinde bulmuştu. Müzik tarihimizin gizli hazinelerinden bu plaklar, Balet etiketiyle yayınlanmıştı.

Ne Desem Boş / Yarım Kalan Aşk – BN 82 – 1971

Gülay Tema’nın ilk 45’liğinin A yüzü (Ne Desem Boş) göbek etiketinde ve plak kapağının arkasında Flüt: Muzaffer Tema ibaresini görüyoruz. Anlaşılan o ki eski eşten destek gelmiş, çiçeği burnunda şarkıcıya.

Ertesi yıl piyasaya sürülen Güzin-Baha ve Aysel Gürel destekli, Yüksel Kıyar aranjeli devam 45’liğinde daha farklı bir tarz denenmiş:

Bahriyeli / Tel Tel Olsa Saçlarını Açamam – BN 132 – 1972

Ruha keyif veren bu şarkıların hoş icralarına rağmen Gülay Tema’nın şansı yaver gitmemiş, tıpkı Holywood macerası yarıda kalan eski eşi gibi. Muzaffer Tema, sahneleri erken bıraksa da müzikten hiç bir zaman kopmamıştı. Flüte verdiği son nefes de kesilince, uzun bir ömre gözlerini kapamıştı. Dünyadan bir musikişinas daha göçmüştü. Mekanı cennet olsun.

Yeşilçam'ın unutulmaz aktörlerinden Muzaffer Tema'nın konservatuvarda başlayıp Yeşilçam'a uzanan müzik kariyerini, Sabahattin Bilgiç derledi. Muzaffer Tema.

Kaynakça: Dünya Mecmuası – 27 Şubat 1967 Sayısı / 50’li Yıllarda Türkiye : Sazlı Cazlı Sözlük ”Şimdiki Zaman Beledir” Derya Bengi – YKY – 2016

Sinematik Yeşilçam İçin Hazırlayan : Sabahattin BİLGİÇ (Temmuz 2020)

Önceki İçerikFilm Karelerinde Yeşilçam 144
Sonraki İçerikAnkara Uluslararası Film Festivali Ulusal Uzun Film Yarışması Finalistleri, Belli Oldu
1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...