Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar (5) Güngör Bayrak

Hepinize selamlar Sinematik Yeşilçam’ın kıymetli okurları. İki hafta önce maNga grubunun Seher Şeniz‘e adadığı şarkının yazısını yayınlamıştım köşemizde. Bu yazıyla, Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar yazı dizimize küçük bir es vermiştim. Bu hafta, arayı fazla soğutmayalım dedim ve 80’lerin sansasyonel isimlerinden Güngör Bayrak ile devam edelim istedim.

Ne yalan söyleyeyim; Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar konseptini araştırmaya başladığımda gözden kaçırdığım biriydi Güngör Bayrak. Seher Şeniz yazısının linkleri dağılmışken sitemizde zaman zaman kendince aldığı notlara yer verdiğimiz tiyatro yönetmeni saygıdeğer Mehmet Atak‘ın işaret ettiği Güngör Bayrak’ı da yazı dizisine dahil edeyim dedim. Ne de olsa bu konsepte tamamen uyan bir örnek Benim Adım Güngör Bayrak isimli şarkı. Kendisine buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Fakir bir ailenin 1954 Konya doğumlu kızı Şerife Bayrak, çocukluğunu evlatlık olarak verildiği ailenin yanında geçirdi. Yeni ailesi artık yüzü gülsün diye küçük kıza Güngör ismini takmıştı. 13 yaşında ailesinin yanına geri dönen Güngör için yine ayrılık yolu göründü. Bu kez istikamet Ankara idi. Hacettepe Üniversitesi‘ne bağlı Hemşirelik Okulu‘nda eğitim almaya başladı. Öğrenciliği sırasında tiyatro çevreleriyle tanıştı. Okulu maddi imkansızlıklar dolayısıyla bırakmak durumunda kalan genç kız bu kez rotayı İstanbul’a çevirdi. Düzgün fiziğiyle ve uzun bacaklarıyla dikkat çekiyordu, otantik bir güzelliği vardı. Bu sayede Hilton’da Kahveci Güzeli olarak çalışmaya başladı. Vakko’nun açtığı mankenlik yarışmasına katıldı ve birinci oldu. Vakko defilelerinde ve reklam filmlerinde fark edilen genç yıldız adayı, TRT için rol aldığı mini dizilerle oyunculuğa ısındı. 1979 tarihli Düşman filmindeki iyi oyunuyla beğenildi.

1980’ler Güngör Bayrak’ın sahneye çıktığı, cesur kıyafetleriyle sansasyon yarattığı, popülaritesinin gün be gün artarak bir magazin figürüne dönüştüğü yıllar. Halbuki bu hengame öncesinde üzerine titrediği Yeşilçam’da yolu açık gibi gibiydi. Süpermenler, Toprağın Teri, Hülyam ve Çelik Mezar filmlerinde rollerinin hakkını başarıyla vermişti. Menajer Erkan Özerman‘ın teklifiyle şarkıcılığa soyunan Güngör Bayrak artık sinemadan sahneye geçiş furyasının Ahu Tuğba ve Harika Avcı gibi 80’ler temsilcilerinden biriydi. 60’lardan beri durum aynıydı. Sahne daha cazipti, sıcak para demekti. Hal böyleyken, sinemayı ikinci plana atmıştı.

Evet, şarkıcılığa soyundu dedim az önce. Hem mecaz hem de gerçek anlamda durum tam olarak öyle. Cüretkar sahne kostümleri tercih eden çiçeği burnunda şarkıcı Güngör Bayrak’ın lakabı boyalı basında bir anda donsuz şarkıcı ve çıplak sanatçı‘ya çıkmıştı. Dönemin MSP’li İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, şarkıcıya kostümünün içersinde iç çamaşırı olmadığı gerekçesiyle İzmir Fuarı‘nda sahne izni vermemişti. Yaşanan polemikler magazin gündemini epey bir süre işgal ederken, konuşuluyor olmak genç kadına yaramıştı (1984).

Güngör Bayrak, artık Yeşilçam’dan tamamen koptuğu ve şarkıcılığa iyice ısındığı dönemde Elenor Plak‘tan aldığı albüm teklifini değerlendirir. Telefonumu Bekle isimli 12 şarkılık albümdeki gayretli performansı, işine ciddiye aldığını gösterir. Arabesk, Fantezi ve Halk Müziği türlerinden ”ortaya karışık” seçilen şarkıların samimi icrası, dinleyene duyguyu bir şekilde geçirmeyi başarmış.

Söz – Müzik: Adnan Varveren, Yorumlayan: Güngör Bayrak – Benim Adım Güngör Bayrak (Telefonumu Bekle – LP – 1122) – 1986

Albümün A yüzündeki dördüncü şarkı Benim Adım Güngör Bayrak, oldukça ilginç bir eser. Eğlenceli şarkı sözleri kesinlikle iyi hissettiriyor ve kolayca dile takılıyor. Bu yönüyle de, albüm repertuarındaki yeniden yorumlanan eserlere göre daha taze ve daha ayrıksı geliyor kulaklara. Şarkının künyesine baktığımız zaman Söz – Müzik: Adnan Varveren ibaresine rastlıyoruz.

1943 Bursa doğumlu Adnan Varveren, 40 yılı aşan profesyonel müzik yaşamında sazıyla, sesiyle, sözüyle var olmuş kendine özgü tarzıyla müziğimize renk katmış önemli bir şahsiyet. Varveren ailesi de kuşaklar boyu hala müzikle iç içe. Sanatçının diskografisine baktığımız zaman ne kadar üretken olduğunu görebiliyoruz. Taş plaklardan 45’liklere, uzunçalardan kasetlere onlarca firmanın katalogunda yer alan yüzlerce besteden oluşan dev bir külliyet söz konusu. Bitirim şoförler, çapkın hovardalar, mini etekli güzel kızlar her daim radarında olmuş üstadın. Gözlemlerini eğlenceli ve matrak bir dille dışa vururken, zaman zaman malum kişilere yaptığı ince göndermelerle cesurdu.

Güzellere kayıtsız kalamayan Adnan Varveren, taze şarkıcı Güngör Bayrak için kalemine sarılmış ve eğlenceli sözler yazmış. Bunu yaparken de kendini Güngör Bayrak’ın yerine koymuş. Sözlerini ve müziklerini yazdığı bu eser, kanımca katkıda bulunduğu albümün en güzel şarkısı. Sözlere göz atalım :

Dışım başka içim başka / Benim huyum daha başka (2)

Tavlayana helal olsun / Kolay kolay düşmem aşka (2)

Çok tatlıyım bal gibiyim / Taze fidan dal gibiyim / Koklanmaya hiç gelemem / Dikenli bir gül gibiyim (2)

Benim adım Güngör Bayrak / Kalbim temiz içim berrak / Çatlasın çekemeyenler / Güngör’cüğüm keyfine bak

Senin adın Güngör Bayrak / Kalbin temiz için berrak / Çatlasın çekemeyenler / Güngör’cüğüm keyfine bak

Vur patlasın çal oynasın / Davullar dengi dengine (2)

Gönlüme göre sevgili bulamadım ben kendime (2)

Avucunu yalıyorlar / Havasını alıyorlar / Azıcık soyunduk diye bizi cömert sanıyorlar

Avucunu yalıyorlar / Havasını alıyorlar / Azıcık soyundum diye beni cömert sanıyorlar

Benim adım Güngör Bayrak / Kalbim temiz içim berrak / Çatlasın çekemeyenler / Güngör’cüğüm keyfine bak (4)

Senin adın Güngör Bayrak / Kalbin temiz için berrak / Çatlasın çekemeyenler / Güngör’cüğüm keyfine bak (4)

Ertesi yıl çıktığı Fransa gezisinde Erkan Özerman’ın tanıştırdığı Cezayir asıllı ve Sir ünvanlı çok zengin bir işadamıyla evlenen Güngör Bayrak’ın artık yeni bir lakabı vardı: Leydi Şerife. Evlenince sahneden ve sinemadan tamamen çekildi ve Fransa’ya yerleşti. Akabinde erkek çocuk sahibi oldu (1988). Yine de müzikten kopmadı, şan dersleri aldı. 1993’de Elenor Plak için yaptığı dönüş albümü Leydi Şerife pek ses getirmedi, böylelikle müzik bahsi bir daha açılmamak üzere kapanmış oldu. 90’lar, 2000’ler ve hatta 2010’larda yer aldığı TV dizileriyle oyunculuk kariyerine devam etti.

Yazımızı sonlandırmadan finali şarkıyla yapalım ve kulaklarımızı eğlenceli nağmelerle dolduralım :

Her zaman olduğu gibi yine klasik temennimle bitireyim. Müzikle, sinemayla ve Sinematik Yeşilçam’la kalın. Hoşça kalın ! Yeni bir yazıda bu sayfalarda tekrar görüşmek dileğiyle. Mutlu Bayramlar.

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Sabahattin Bilgiç – Mayıs – 2021

Sabahattin Bilgiç

1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir