Erdal Özyağcılar: Fenerbahçe Kültür ve Sanat Alanında da Zirvede Yer Almalıdır

0
747
Erdal Özyağcılar

Türk sinemasının karakteristik ismi, ekranların sevilen yüzü, sahnelerin usta oyuncusu Erdal Özyağcılar da sarı – lacivert renklere gönül veren sanatçılarımızdan. Kendisiyle 2016 mart sayısı için Fenerbahçe Dergisi’nde kariyerine ve Fenerbahçeliliğine dair keyifli bir söyleşi yaptık. Oğlu Emrah ve torunları Ege ve Emre de bu keyifli söyleşiye renk kattılar. Bu keyifli söyleşiyi şimdi de Sinematik Yeşilçam okurları için paylaşıyoruz.

Hani ‘Torun torba…’ denir ya, öyle bir gün oldu bizim için. Erdal Özyağcılar, oğlu Emrah ve torunlar Ege ve Emre ile üç kuşak Fenerbahçelinin buluşması oldu stadımızda. Sarı – lacivertlere bürünen Özyağcılar ailesi ile önce stadımızda buluştuk, sonra da tesislerimize gidip söyleşimizi gerçekleşirdik. Söyleşimizden önce Erdal Özyağcılar’ın kariyer bilgilerine birlikte bir göz atalım isterseniz.

Bursa doğumlu olan Erdal Özyağcılar, Şehir Tiyatroları oyuncusu olup 1966 yılında Ölüm Tarlası adlı filmle sinema yolculuğuna da başlar. Kariyerine otuz civarında sinema filmi sığdıran Erdal Özyağcılar, on sekiz TV dizisi, seslendirme çalışmaları, pek çok tiyatro oyunu ve reklam çalışmaları ekler biyografisine. Son olarak Sevdaluk dizisiyle izlediğimiz sevilen ismi, kulübümüzün de destekçilerinden olan Denizbank reklamlarında da sıkça görebilmekteyiz.

Pek çok sinema filmi sayesinde ailemizden biri durumuna gelen Erdal Özyağcılar’ın en sevilen rolleri ise hiç kuşku yok ki Züğürt Ağa filmindeki Hac’eli (Hacı Ali), Çöpcüler Kralı, Sultan, Postacı, Namuslu gibi sinema filmleri ile Bizimkiler, Elveda Rumeli, Yabancı Damat, Şehnaz Tango dizilerindeki rolleri olmuştur. Kendisiyle özdeşleşen Hac’eli rolü 1986 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü getirirken; Elveda Rumeli dizisindeki Sütçü Ramiz rolü de pek çok ödül kazandırmıştır kendisine.

Zeynep ve Emrah adında iki çocuğu olan Erdal Özyağcılar, kızı Zeynep’in açtığı Tiyatro Martı ile birlikte uzun bir aradan sonra da sahnelere geri döndü. Son olarak Donald Churchill’in yazıp, Arif Akkaya’nın yönettiği Hoş Geldin Boyacı adlı oyunda Berna Lâçin ve Gözde Çetiner ile sahneye çıkan Erdal Özyağcılar’ın tiyatro çalışmalarına devam edeceğini müjdeleyip söyleşimize başlayalım.

Ersin Demirel'in Erdal Özyağcılar ile Fenerbahçe Dergisinin 2016 mart sayısı için yaptığı söyleşiyi Sinematik okurları için paylaşıyoruz.

Bu yoğun süreçte fırsat bulup geldiğiniz için çok teşekkürler. Neler yapıyorsunuz son süreçte, oradan başlayalım isterseniz?

Heyecanlı ve güzel bir gün oluyor bugün benim için. Oğlum ve torunlarımla birlikte, Fenerbahçe’nin konuğu olmanın onurunu yaşıyorum. Bu yüzden çok teşekkür ederim. Yeni projemizde İzmir Karşıyaka’da geçen bir hikâyemiz var. Yakın zamanda ekranlarda olmasını umuyorum.

Klasik bir sorudur ama sizin için televizyon, sinema ve tiyatro üçlüsünden hangisi ön planda?

Koşullar hangisini uygun görüyorsa onu yapmak lazım. Bir oyuncunun ben illa şunu oynayacağım deme lüksü olmamalı. Ben hepsinden de ayrı ayrı keyif alıyorum.

Kariyerinize dönüp baktığınızda, nasıl geçti, sorusunun cevabı olarak neler söylersiniz?

Gayet güzel ve keyifli geçti. Konservatuarda okumak, oradan Dormen Tiyatrosu’na geçip profesyonelliğe adım atmak, sinemaya geçmek ve hep iyi filmlerde rol alma şansı yakalamak büyük bir mutluluktu benim için. Atıf Yılmaz ve Ertem Eğilmez filmlerinde yer aldım, sonra Şehir Tiyatroları dönemi başladı. Bazı özel tiyatrolarda görev aldım. Dostlar Tiyatrosu, Kent Oyuncuları, Ulvi Uraz Tiyatroları gibi… Sonuç olarak geri dönüp baktığımda derin bir ‘OH’ diyorum.

Sanat hayatınızda elli yıl gibi uzun bir süre var. Özel bir gece kutlaması olacak mı?

Hayır! İstemiyorum böyle bir etkinlik.

(Bu soruyu sorduğumda çok sinirlenmişti.) Erdal Özyağcılar denilince genel olarak sinirli rollerin adamı profili çıkıyor karşımıza. Yavaş yavaş kızaran bir yüz… ( Tam bu sırada araya giriyor.)

Hayır hayır, böyle bir şey yok! Bu doğru değil. Bir iki filmde tesadüf olmuş olabilir ama ben pek çok karaktere hayat verdim. Çapkını da oynadım, kumarbazı da oynadım, kadın tacirini de oynadım. Geniş bir rol kimliğiyle oynadım. Üzerime yapışan bir rol tipi yok.

Özel tiyatroların yaşadıkları zorlukları gündeme getirmiştiniz. Giderilmesi için neler yapılmalı?

Her sektörün önde gelen değerleri destek olmalı. Fenerbahçe’miz de buna dahil. Büyük takımların sanatsal faaliyetlere destek vermesi gerekiyor. Bu sponsor anlamında da olabilir, başka anlamda da olabilir. Mesela önemli bir maç öncesi, Fenerbahçeli sporcular tiyatro etkinliğinde stres atılar cümlesi duymak benim hoşuma gider. Türk Sineması nasıl Fenerbahçe’ye yer vermişse Fenerbahçe de benzer bir destek verebilir.

Filmleriniz arasında ayrı bir yerde duran bir film var mı acaba?

İnanın yok. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum. İyi ya da kötü diye ayırmıyorum. Hepsi benim bir parçam.

Çok kıymetli isimlerle çalıştınız ve bugün aramızda olmayan isimler de mevcut aralarında. Kaybı sizi en fazla sarsan isim kim oldu?

Her biri çok kıymetli isimlerle çalıştım ama beni en fazla sarsan, Müşfik Kenter’in kaybı oldu.

Kendinize zaman ayırdığınızda yapmaktan keyif aldığınız şeyler nelerdir?

Ben ailemi çok seviyorum. Tüm ailemle birlikte nisan, mayıs gelince Bodrum’a kaçarım. Sabahları kalkar, sporumu yapar, yürüyüşe gider, duşumu alır ve hep birlikte kahvaltı yaparız. Hayat benim, derim böyle olduğunda. Bir proje hazırlığındaysam da onunla ilgili kitap okumayı çok seviyorum. Sütçü Ramiz rolü için Balkan Savaşlarına dair pek çok kitap okumuştum mesela.

Gelelim Fenerbahçe sorularına. Nasıl Fenerbahçeli oldunuz?

Bizim mahallede herkes Fenerbahçeliydi. Başka takımlı yoktu. Fenerbahçeli olarak doğdum diyebilirim. Şehrimin takımı olan Bursaspor’u da severim. Top peşinde de koştuk. Eski Bursaspor sahasının yanında bir sürü boş arsa ve çayır vardı. Oralarda az koşturmadık.

Fenerbahçe’yi takip ediyor musunuz?

Mümkün olduğunca ediyorum ama oğlum Emrah çok daha yakından takip eder. Torunlarım da koyu Fenerbahçeli oldu. Özellikle Emrah’a gittiğimde gündemimiz çoğunlukla Fenerbahçe oluyor.

Ersin Demirel'in Erdal Özyağcılar ile Fenerbahçe Dergisinin 2016 mart sayısı için yaptığı söyleşiyi Sinematik okurları için paylaşıyoruz.

Fenerbahçe tarihinde çok fazla isim takip etmişsinizdir ama sizin için en önemli isimler hangileri?

Her taraftarın bir ya da birden fazla kahramanı vardır. Benim de kahramanım Can Bartu idi. Zarafeti, centilmenliği ile tam bir sporcuydu. ( Erdal Özyağcılar stadımızı gezerken Can Bartu forması görünce çok duygulanmıştı)

Türk Sineması’nda Fenerbahçe unsuru bolca karşımıza çıkıyor. Sizce sebebi nedir?

Benim filmlerimde de Fenerbahçe karşınıza çıkar. Bunun en önemli sebebi, özellikle belli bir döneme kadar Fenerbahçe’ni’ ülke sporunda tek marka olmasıdır. Gerek başarı gerekse taraftar sayısı olarak Fenerbahçe tekti.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz. Okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Bunca yıl bizleri izleyip destekledikleri için çok teşekkür ederim. Sizlere de çok teşekkür ederim. Bugün itibariyle uzun süredir pasif halde duran Fenerbahçeliliğimi yeniden aktif hale getirdiniz.

Hayatın İçinden Fenerbahçe – Ersin Demirel Mayıs 2016 – Fotoğraflar: Semih Bahadır