Başucunda 40 Yıl: Müşfik Kenter – Bir Garip Orhan Veli

Bir Garip Orhan VeliHepinize selamlar Sinematik Yeşilçam‘ın değerli okurları. Bu hafta, Türk edebiyatında şiir dendiği zaman ilk akla gelen isimlerden Orhan Veli‘ye, ona tiyatro sahnesinde ve stüdyoda hem cismiyle hem de sesiyle hayat veren duayen sanatçı Müşfik Kenter‘e yer veriyoruz. Madem Bir Garip Orhan Veli yapıtı kırk yılı devirdi, o halde kutlu olsun. Buyrun yazımıza.

Garip akımının Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile beraber kurucularından şair Orhan Veli, kısa yaşamında oldukça üretken olup, sokağın sesini şiire taşıyarak ölümünden sonra nice kuşakları derinden etkilemişti. Etkisi edebiyatla da sınırlı değildi, nice güzel şiiri şarkılaştırılmıştı yıllar boyunca. Eserleri yaşadıkça ölümsüzleşmişti dev şair. O şarkılar bu yazımızın konusu değil ama Orhan Veli’nin mısralarının yanına özel bir ismi – Müşfik Kenter‘i koyalım ve geçmişe hızlıca bir göz atalım.

Bir Garip Orhan Veli; tiyatro oyunu, şiir albümü ve kitabı nice insanı ölümsüz şairle tanıştırma görevi görürken, kuşaklar boyu şiirle kurulan sevgi köprüsüne nail olmuştu. Tüm bunları yaparken de asla tekrara düşmemiş, güncelliğini korumuştu yıllar boyunca. Bu serüven şüphesiz sürecek sonsuza dek.

Bundan tam 40 yıl önce, 20 Ocak 1981‘de Kenter Tiyatrosu‘nda sahnelenmişti Bir Garip Orhan Veli oyunu. Orhan Veli şiirlerini kurgulayarak oyunlaştıran genç yazar Murathan Mungan ve sahne dekorunu tasarlayıp oyunun yönetimini üstlenen Oğuz Aral‘la ekip tamamlanmıştı.

Peki bu yapıta sadece oyun mu demeli yoksa tek kişilik şiir ziyafeti mi? Ya da müzikli şiir gösterisi mi? Cevap veriyorum: Hepsi. Sanatının doruğunda sahnede devleşen Müşfik Kenter şiirleri seslendirmekle kalmamış adeta yaşamıştı. Nasıl yaşamasın ki, şiiri sokağa taşıyan Orhan Veli’nin sahnede ta kendisiydi Müşfik Kenter. Şairin ölümsüz dizeleri Müşfik Kenter’in zımpara sesiyle yankılanmıştı salonlarda hem de müthiş bir teatrallikle. Müşfik Kenter’in sanat hayatının şüphesiz en özel işlerinden biriydi Bir Garip Orhan Veli.

Müşfik Kenter, 1968’de ablası Yıldız Kenter’le beraber kurduğu Kenter Tiyatrosu’na Bir Garip Orhan Veli temsili için çıktığında sanat yaşamının 30. yılına merdiven dayamış bir tecrübe abidesiydi. 60’lardaki yoğun tiyatro ve turne temposundan fırsat buldukça Yeşilçam’da bir avuç filmde görünmüştü. 70’ler ve 80’lerde ağırlıklı olarak seslendirmeci göreviyle sinema-dizi sektörüne hizmet etmişti. Ne de iyi yapmıştı.

O günlerde henüz doğmuş bir bebek durumundaki Bir Garip Orhan Veli oyunu seyirciyle buluşmaya devam ederken, plakçılıkta on yılı devirmiş ve öteden beri özenli işleriyle dikkat çeken Diskotür, mükemmel bir hamleyle Bir Garip Orhan Veli müzikli şiir albümünü yayınlamıştı (DTLP 10.028 / 1981)

Birinci Perde: Ben Orhan Veli / Birdenbire / Dalga / Sakal / Macera / Mahallemizdeki Akşamlar İçin / Eski Karım / Kuşlar Yalan Söyler / Deniz / İçkiye Benzer Bir Şey / Deli Eder İnsanı / Baharın İlk Sabahları / Dalgacı Mahmut / Güzel Havalar / Değil / Eskiler Alıyorum / Efkarlanırım / Karmakarışık / Sevdaya Mı Tuuldum / Dedikodu / Quantitatif / Zilli Şiir / Delikli Şiir / Bedava

İkinci Perde: Karanfil / Bizim Gibi / Gemilerim / İstanbul Türküsü / İstanbul’u Dinliyorum / Ayrılış / Hicret / Yalnızlık Şiiri / Tren Sesi / Anlatamıyorum / Dağ Başı / Beyaz Maşlahlı Hanım / Yaşıyor Musun / Deniz Kızı / Kitabe-i Seng-i Mezar / Ölüme Yakın / Söz / Son Türkü / Aşk Resmi Geçidi

Uygulama: Kadriye Kenter, Besteler: Selmi Andak (Şiirsel Müzik Dizeleri), Düzenleme ve Yorum: Buğra Uğur, Ses Kayıt ve Mixing: Cemil Kıvanç

Oyunu gördüğü halde tekrar yaşamak isteyen, coğrafi uzaklıklar dolayısıyla göremeyen şiir-tiyatro-müzik tutkunları Müşfik Kenter’i dinliyordu gözleri kapalı. Kasete de basılan albüm, bu formatın yaygınlaşmasıyla çok satarak nice eve girmişti 80’ler boyunca hem de pek çok farklı baskıyla. Yayın hakları 1990 yılında Esen Müzik‘e devredildi.

Albümdeki sevdiğim şiir yorumları ruh halime göre yıllar içersinde değişkenlik gösterse de, kendi adıma en keyif aldığım anlar Müşfik Kenter’in şarkı söylediği; Bedava ve Gemilerim oldu her daim. Müzik ve şiir dendiğinde hala ilk aklıma gelen 40 yıllık şarap kıvamındaki bu enfes albüm yaşadığım sürece her daim pikabımın platosunda ya da kasetçalarımda dönmeye dönmeye devam edecek. Gözlerimi kapadıkça aklıma Müşfik Kenter’in yüzü ve mimikleri, Orhan Veli’nin güzel İstanbul’u gelecek.

Kısa Kısa

Kırk sene evvel hayatımıza giren Bir Garip Orhan Veli oyununa ve şiir albümüne can veren büyük usta Müşfik Kenter 'i özlemle yad ediyoruz..
  • Oyunun sanat yolculuğu turnelerle doludizgin devam ederken teklifler alan Müşfik Kenter ”Gazinolarda şiir okumak bana yakışmaz” diyerek gelen teklifleri reddediyordu. (Milliyet – 19 Ocak 1984)
  • Murathan Mungan’ın metni nihayet Mart 1993‘te Metis Yayınları tarafından kitap olarak yayınlandı.
  • Albümün CD baskısı ”Rakı Şişesinde Balık” tasarımlı kapağı ve ”15. yıl” ibaresiyle Esen Müzik tarafından 1995 yılında yayınlandı.
  • Üç on yıl boyunca belli aralıklarla da olsa oynanan oyun 2010-2011 sezonunun açılışında 30.yıl şerefine ”Müşfik Kenter’i Dinliyorum” ismiyle Kenter Tiyatrosu’nda tekrar perde açtı. Her şey çok anlamlıydı. Üstadın ”60. sanat yılı”, Kent Oyuncuları‘nın 50. yılıydı. Müşfik Kenter hastaydı fakat sanatını sahnede icra ederken mutluydu.
  • Büyük usta, 15 Ağustos 2012‘de akciğer kanseri nedeniyle vefat ettiğinde 80 yaşındaydı. Koca sanat çınarı, çok sevdiği Orhan Veli gibi ölümsüzdü artık.
  • Albümün ilk baskı plağı epeydir bulunmuyordu piyasada. Esen Müzik 2016‘da yayınlanışından 35 yıl sonra yeniden plağa bastı bu güzide albümü. Ses kalitesi oldukça güzel, kapak da açılır şekilde (gatefold) tasarlanmış. Albümü plaktan dinlemek isteyenlere tavsiye ederim.

Not: Kısa bir süre önce bu yazıyı yazmayı aklıma düşüren çok kıymetli ağabeyim Caner Beklim‘e teşekkürlerimle.

Kırk sene evvel hayatımıza giren Bir Garip Orhan Veli oyununa ve şiir albümüne can veren büyük usta Müşfik Kenter 'i özlemle yad ediyoruz..

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan: Sabahattin BİLGİÇ – (Şubat 2021)

Sabahattin Bilgiç

1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir