Haşerenin düşmanı, hanımların dostu: Killing

Caniler Kralı Killing’in memlekette imal edilen haşerat öldürücü spreye ismini verdiğini biliyor muydunuz?

Mayıs ve Haziran ayında Sinematik Yeşilçam’da yer verdiğimiz Killing içeriklerinden sonra bu ay tekrar karşınızdayız. Geçen ay olduğu gibi bu ay yine gazete arşivlerine dalarak sizler için ilginç bir konuyu sitemize taşıdık. Görsel ağırlıklı bu derleme içeriğimiz umarız hoşunuza gider.

Yaz sıcaklarından bunaldığımız şu günlerde gerek tatilde gerek evlerimizde her daim elimizin altında bulunan haşerat öldürücülerden birinin ismine meğer Killing furyasının ayyuka çıktığı dönemde Killing ismi verilmiş.

1966 yılında Son Aktüalite gazetesinde günlük bant fotoroman formatıyla yayınlanmaya başlayan Killing, ertesi sene rejisör Yılmaz Atadeniz‘in iç içe çektiği iki filmle sinemaya uyarlanmış ve seyirciden gördüğü ilgiyle bir furyaya dönüşmüştü.

Gazete arşivlerine daldığımızda 60’ların ikinci yarısında faaliyetlerine başlayan İstanbul menşeli GAMMA Kimyevi İlaçlar AŞ. nin tüketiciye sunduğu aerosol spreye Killing ismini verdiğini görüyoruz. Belli ki Caniler Kralı Killing’in kurbanlarını hızlı bir şekilde öldürmesi isim arayışındaki şirkete ilham kaynağı olmuş. Limon çiçeği kokulu karışım haşerelere dehşet saçarken, ortama ferahlık vermekteymiş.

Killing Aerosol’un izini gazete ve dergi ilanlarından sürmeye başlayalım o halde.

Killing’e olan ilgiyi ticari zekayla birleştiren şirket Limon Çiçeği Kokulu Killing Aerosol‘u ev tipi sprey ve bahçe tipi likit teneke kutu şeklinde iki farklı formatta piyasaya sürmüş. Gazetelere verdiği tanıtım ilanı niteliğindeki bilmeceyi bilenlere hediye olarak Killing Aerosol’u göndermeyi ihmal etmemiş. Limon Çiçeği Kokulu ibaresinden sonra gelen Öldürür (insanı değil) haşereyi ibaresine dikkat. Haşerenin düşmanı olan Killing, hanımların dostu olmayı başarmış. BİLENLER KAZANDI (Kaynak : Haziran 1969 – Saklambaç Gazetesi)

MÜHİM DUYURU (Kaynak : Mayıs 1971 – Milliyet Gazetesi) Satışların artmasıyla Killing Aerosol’un kullanımı artmış ve hoş kokusuyla sadece haşereye değil esans niyetine üste başa da sürülmeye başlanmış. Bunun üzerine şirket yukardaki mühim duyuruyu yapmak zorunda kalmış ve kokuyu ortamın havasını bozmamak için ilave ettiğini duyurmuş. İlginç bir duyuru. Duyuruyu okuyunca merak edip Killing Aerosol’u esans niyetine deneyenlerin de olmuş olabileceğini düşünüyoruz. Şirket, reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerek verdiği ilanla kendi ürünün reklamını yapmayı başarmış.

Yukarda paylaştığımız üçüncü görsel : BOŞ YERE PARA HARCAMAYIN (Kaynak : Ağustos 1971 – İnci Gazetesi) sinek illüstrasyonlarıyla dikkat çekiyor. En etkili ve en ekonomik aerosol sloganıyla duyurulan Killing’in satış fiyatının Türkiye’nin her yerinde 17.50 Lira olduğu vurgulanmış. Fiyat etiketi tüpün üzerinde yazılı haldeymiş ve tüketiciye daha fazla para ödemeyeceği garantisi verilmiş.

Killing 1972

Ertesi yıldan sırasıyla üç görsel var, her üçü de aynı gazeteden : ÖLECEK BÜTÜN HAŞARAT SİZ DE RAHAT EDECEKSİNİZ (Kaynak: Mayıs 1972 – Saklambaç Gazetesi), NAKAVT – SATIŞTA VE TESİRDE ŞAMPİYON KİLLİNG (Kaynak: Temmuz 1972 Saklambaç Gazetesi) ve NAKAVT (Kaynak : Ağustos 1972 Saklambaç Gazetesi) Özellikle ilk reklam benim çok hoşuma gitti, yapılan resimlemeler çok başarılı. İki faktörlü Killing’in formülünde yer alan maddelerin ismi şöyleymiş : Pyractone (ani düşürücü ve felç edici) ve Dichlorphos (en kat’i tesirli öldürücü). İkinci ve üçüncü görseller arasında küçük farklar dikkatlice bakıldığında fark ediliyor.

Gazetelerden tespit edebildiğimiz görseller bu şekilde. İnternet ortamında rastladığımız ve Ses ya da Hayat mecmuasında yayınlanmış olabileceğini düşündüğümüz diğer bir renkli görselle finali yapalım o halde :

Killing Aerosol Dergi

Bütün haşereye karşı etkili olan Killing Aerosol, görünüşe göre tüpünden büyük devasa sineklere karşı bile oldukça etkiliymiş 😀

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Sabahattin BİLGİÇ Temmuz 2021

Sabahattin Bilgiç

1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir